Bir savunma sanayii şirketinde yönetici olan Kahraman Gündüz’ü ziyarete gittik.
Az önce bir sunum hazırlığını tamamlamış. Elindeki dosyadan bir sayfa dosyadan çıkıp uçuşa geçti ve masaya aheste bir iniş yaptı.
“Gücün Evrimi” başlıklı bir sayfa.
İster istemez üstünde neler olduğunu gördük. Birkaç çizim, fotoğraflar ve kısa notlar bulunuyordu. Bakmamızda bir sakınca yokmuş.
*
En başta “Taş Devri”ndeki Fred ve Barni gibi giyinmiş iki kişi var. Birinin elinde mızrak. Ucunda yontulmuş, keskinleştirilmiş sivri bir taş. Diğerinin elinde ise bir ucu ince, bir ucu kalın uzunca taş. Gürzün atası sayılır.
Altında “MÖ 20.000’li yıllar” yazılı.
“Fiziksel güç çağı” olarak tanımlanmış o dönem.
*
Yan tarafta ise iki kişi daha görünüyor. Birinde kılıç, diğerinde ok ve yay. Milat civarını anlatıyor.
“Silah gücü çağı.”
*
Sonrasında “Teknolojik güç çağı” geliyor.
Uzun menzilli otomatik tüfek ve iri tekerlekli toplar ile askerler görünüyor. Yanında ise tank ve uçaklar.
MS 1.000 ve sonrası.
*
2000’li yıllara gelince, görüntü öncekilere hiç benzemiyor.
Karşımızda bir dizüstü bilgisayar. Ekrandan çıkan bir el, avucunda dünyayı tutmuş. Tanıdık bir manzara.
“Bilgi gücü çağı.”
*
Çağın değişmesi için bin yıl daha geçmesi beklenmedi.
25 yıl geçince “Yapay zekâ çağı” geliverdi.
Ekranda bir yazılım sayfası ile beyin görüntüsü var. Üstünde “Ai” yazıyor.
“Artificial intelligence”nin rumuzu.
“Ey ay” diye telaffuz ediyorlar.
*
Öyle söylemeselerdi “ai, ai” diye anıran uzun kulaklılarda hikmet arayacaktık.
Onu bir yana bırakıp konuya dönelim ve sayfanın altında bulunan kısa notlara göz atalım.
*
“Geçmişte güç fiziksel ya da silah gücü ile değerlendirilirken, günümüzde gücün temel parametresi veri olmuştur.
Daha sağlam, daha büyük veriye sahip olmak günümüzde güçlü olmakla eşdeğerdir.
Veri = Güç
Ülkeler, kurumlar, kurumsal şirketler, bankalar gibi yapılar ellerindeki veriyi kaybetmektense çok büyük paralar kaybetmeyi göze alabilirler. Tersini söyleyecek olursak -ki bu da doğrudur- ilgili bu yapılar kıymetli verileri elde etmek için çok büyük paraları gözden çıkarabilirler.”
*
Bazı önemli merkezlerdeki verilerin, bilinmedik (!) yerlere transferi için büyük riskleri göze alanlar geldi aklımıza.
Karanlık odalara çökenler…
Üstüne toz kondurmayanlar…
Suçunu örtbas etmek için taklalar atanlar…
Şımarıklık içinde gevrekçe sırıtanlar…
İnkâr edenler…
Hafifseyenler, önemsiz ve sıradan bir iş gibi göstermeye çalışanlar…
“Sen bilmiyorsun, öteki de beriki de bilmiyor. Bildim diyenlere de bakma, onlar yanlış biliyor” diye gevşeyenler…
*
Dosyanın diğer sayfalarında bu konulara da değinilmiş olabilir.
Biz sadece bir sayfasını gördük ve iyi bir özet olduğunu anladık.
“E biz bunları zaten biliyoruz” derseniz, ancak takdir ederiz.
Verileri çalanlar, hüplettiklerini götürüp patronlarına teslim ettiğinde “Veri veri gud” diye takdir görmüşler midir, bunu da bilirsiniz muhtemelen.
*
Sonuna kadar gidilmesi arzulanan davaların ve iz sürmelerin, bazen bir yerde tıkandığına evvelce şahit olduğumuz daima aklımızdadır.
Fakat son zamanda vaziyet değişiyor.
“Kime ve nereye dayanırsa dayansın” sözü havada kalmıyor.
Yeniden açılan dosyalar sebebiyle umutlanıyoruz.
O dosyalardan neler ve kimler çıkacak bakalım.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.