Nereden çıktı bu şiir?

04:00, 11/08/2026, Salı • Yeni Şafak Haber Merkezi
Nereden çıktı bu şiir?

“İnsan bastığı toprağı hor görmemeli

Kim bilir hangi güzeldir hangi sevgili

Duvara koyduğun kerpiç yok mu kerpiç

Ya bir Şah kafasıdır ya da vezir eli”

Rubâi Hayyam’dan; çok sade, basit ve net bir söyleyiş. Türkçesi sanırım Sebahattin Eyüboğlu’na ait. Yahya Kemal de Türkçeleştirmiş Rubâiler’i ama pek ona ait gibi durmuyor. Şiir, başka bir dile tercüme edilince eksiliyor, kayboluyor. İstisnaları yok mu? Var elbet. Hatta aslından bile güzel diyebileceğiniz tercümeler çıkıyor bazı bazı. Ama bu başka bir yazının konusu olsun.

Bu rubaiyi nerede, nasıl ezberlediğimi hatırlamıyorum. Gençliğimden kalma sanırım. İlk gençlik yıllarında hem ezberlemek kolay hem de o çağlarda ezberlenenler kolay kolay unutulmuyor. Taşa yazılmış yazı gibi, kalıyor öyle. İhtiyaç olduğunda çıkıyor meydana. Birisi haydi oku dese aklına gelmez. Ama yeri gelince, berraklaşıyor, gün yüzüne çıkıyor, kavi bir endamla var oluveriyor birden.

Roma’lı bir sabah vakti yapıştı yakama, tuttu kalbimden beni Hayyam şiiri. Geleceğim oraya.

Severdim şiir ezberlemeyi. Zamanla çaba sarf etmeden ezberleyebilmek gibi bir meziyet oluştu. Yolu hatırlamam, ismi unuturum, simaları karıştırırım ama şiir başka! Okurum, dinlerim ezberlerim. Şiir de mühim burada. Hepten senin kabiliyetine kalmıyor iş. Darası alınmış söz derler şiir için. Darası alınmışsa, zorlama yoksa, his baskınsa, söyleyiş yalınsa ve -serbestçiler kızacak belki ama - belli bir ölçü ile yazılmışsa ezberlemek daha bir kolaylaşıyor.

On altı, on yedi yaşlarındayım. Bir şarkı kulağıma çalındı radyoda. Bir yerden geçerken sanırım. Sezen Aksu söylüyor. “Sözün şiirlerin mükemmelidir, senden başkasını seven delidir, yüzün çiçeklerin en güzelidir, gözlerin bilinmez bir diyar gibi.” Burayı duydum ve ezberledim. Şiir çok hoş, peki devamı? Bulmam lazım. Güfte değil bu, pekâla şiir, hem de iyisinden. Nereden bulacağım? Yapay zeka yetişemez imdada, ‘internete yaz çıksın’ zamanları bile gelmemiş henüz. Birkaç ahbaba sordum bilen yok. Nasip. Bir dörtlükle yetineceğiz nâçâr. O sıralar bir şehirler arası otobüs yolculuğum oldu, mola yerinde durduk, indim. İçeride tek tük kitaplar, birisini aldım elime. Şiir kitabı, Sebahattin Ali’nin. Ayak üstü karıştırırken sayfaları, benim şiire rastladım. Bağırdığımı hatırlıyorum sevinçle ve insanların tuhaf bakışlarını. Okudum, bütün kıtalar güzel. Arkasını çevirdim heyecanla, fiyatına baktım ve telaşla cebimdeki paraya. Almaya yetmez param, eyvah, yokluk yılları. Ne yapsam? Okudum şiiri, bir daha, bir daha. Kitabı kapatıp ezberden okudum. Birkaç yerde takılıyorum. Bakıp tekrar okudum. Tamam, ezberlemişim. Kapıdan çıkarken mahcuptum, sanki bir şey çalmışım gibi. Hatta korktum, sanki alarm çalacak ben çıkarken ve izah edemeyeceğim ne aldığımı. Otobüse bindim, dünyalar benim. Başımı cama yaslayıp okudum, okudum, okudum. Hey gidi gençlik!

Roma sokaklarında Kolezyum’a doğru yürürken içimden gayrı ihtiyari yazının başında bahsettiğin rubâiyi mırıldanmaya başladım. Şaşırdım kendime. Belki otuz senedir hiç okumadığım şiiri bu kadar ayan beyan hatırlatan neydi? Şöyle bir etrafa bakınca anladım Hayyam’ın nereden çıkıp geldiğini.

Yürüdüğüm yolun iki tarafı Roma kalıntılarıyla dolu. Devasa taş yapılar, kırık mermer sütunlar, harabe evler, özenle restore edilip ayakta kalmasına çaba gösterilen kubbeler, toprakla bir olmuş tuğlalar ve taşlar, karşımızda ise yer yer yıkılsa da zamana meydan okuyan meşhur Kolezyum. Koca bir imparatorluğun iki bin yıllık bakiyesi, meraklı ve sıcaktan perişan turistlere seyrangâh olmuş. Hepsi bu. Bir devlet yıkılmayacak olsaydı o Roma İmparatorluğu olurdu derler, doğrudur. Ama yıkılmış! Haşmetli İmparatorlar, dünyayı titreten komutanlar, zenginlik ve şatafatın zirvesindeki soylular, aslanlarla kapışan gladyatörler hepsi karışmış toprağa. Toprakları karışmış, kölelerinin toprağına. Kimin kim olduğunu insanı topraktan yaratandan başkası bilmez gayrı. Şu tuğla kimin saçıydı düşün dur; şu kâse kimin göz bebekleri, şu toprak kimin elleri?

Kolezyum’a nâzır espressomuzu yudumlayıp yürüdük. Trevi Çeşmesi, Pantheon, İspanyol Merdivenleri, şahane bir meydanda her biri bir tarihi binayı mesken tutmuş dünyanın en civcivli markalarının mağazaları ve kalabalıklar. Mağazalar mabedi gibiydi Kapitalizmin ve turistler bu dinin ibadet aşkıyla yanıp tutuşan uyuşmuş bağlıları. Marx bunu kast ediyordu belki de ‘Din afyondur’ derken.

Zegna poşeti bir kadının elinden tutmuş yürüyordu ve Prada çantası duruşuna şekil veriyordu bir adamın, Marcus Aurelius bunca asır sonra bile fena bir herif değildi, Mekke anlaşmasına Suriye, Katar ve Lübnan ve hatta Mısır dahil olsa pek güzel olurdu, ben Hayyam’dan rübâiler okuyordum, ve insanlar neşeyle vitrinlere bakıyordu hiç ölmeyecek gibi.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026