“Dans eden” köy adamları...

Fatma Barbarosoğlu
Fatma BarbarosoğluYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 11/08/2026, Salı • Yeni Şafak Haber Merkezi
“Dans eden” köy adamları...
Arşiv.

Orada olmakta olana bakan gözlerin hepsi aynı şekilde aynı şeyi mi görür? O anı yaşayanlar olarak gördüğümüzü zannettiğimiz o sahne, zihnimizde aynı şekilde mi muhafazaya alınır? Yoksa   her birimizin hafızasındaki “ressam” o kaydı bugünün tecrübesi ışığında güncelleyip bazı yerlerini yeniler, renklendirir, bazı yerlerini gölgede bırakmaya mı karar verir? Hafızanın “metin yazarı”, gördükçe, gördüklerini tasnif ve tasvir ettikçe dün ile gün arasında, duyguların ritmi eşliğinde sürekli bir gel-git mi yaşar?

 Galiba Orta 1 Türkçe kitabında Nurullah Ataç’ın görmek ile bakmak arasındaki farkı anlatan bir denemesi vardı. Bu deneme beni o kadar etkilemişti ki sıhhatsizliğimden dolayı arkadaşlarımla birlikte bahçede koşup oynayamaz ve onlara kenardan bakarken, bir anlığına gözlerimi kapatır, sonra neler gördüğümü kendime anlatırdım.

Çocuklarımı büyütürken onlar henüz dört beş yaşındayken belli bir sayıya kadar sayar, “Etrafınıza bakın” dedikten sonra gözlerini kapattırır, “Şimdi gördüklerinizi anlatın” derdim. 

Çocuk bakışının ne kadar farklı olduğunu o zaman öğrendim.

Çocuk bakışının, yetişkin insanlara göre çok farklı bir boyutta olduğunu hayretle idrak ederdim, üstelik gördüklerini anlatırken seçtikleri kelimeler felsefi bir makalenin giriş paragrafı olacak kadar derin gelirdi.

Bizim çocukluğumuzda halk oyunlarına çok önem verilirdi. Halk oyunları ekibinde olan arkadaşlarımızın adeta dokunulmazlığı vardı. Milli bayramlar yaklaşırken sık sık derslerden ayrılır, provalar yaparlardı. İlle de ekip başı olmak...  Girdiği bütün savaşları kazanmış komutan payesi ile dolaşırdı bayram bitene kadar ekip başı. 

Çocukluğum ne şehirli ne köylü olamayan, arafta takılı kalmış bir dikkatin renkleriyle alacalıdır. Attila İlhan’ın “Mahur Bestesi”nin alacasını koymak gerekir buraya, alacanın ne olduğunu genç okuyucuya hissettirebilmek için:

“Şimdi bir alaca karanlıkta/söylenmiştir /o mahur beste ki hüznün türküsüdür/ay ışığı süzülür gecenin derinliğinden/bir hatıra gibi uzaktan sessizce”

Dışardan bakmayı, içerden görmeyi kendi çabalarımla temrin ettim. Bakarken göremediklerimi, anlayamadıklarımı sorardım. O kadar çok sorardım ki büyüklerim belki de aklımın biraz kıt olduğunu düşünürdü. Soru sormanın düşüncenin ebesi olduğunu öğreneceğim felsefe eğitimine kadar hem sorar hem de sorularımdan utanırdım. 

Sorardım çünkü sormamak elimde değildi. Ne köylü ne şehirli olamayışın aidiyetsizliği içinde dünyaya ancak sorularla temas ediyordum belki de. Zaten olmakta olan, bin yıldır olan o şeyleri sormam, büyüklerimi bunaltırdı. 

Bu sahnelerden birinin hikâyesi şöyle: 

Çocukluğumda üzerine çıkabildiğim tek ağaç olan bodur muşmulanın tepesinden komşu köyleri görüyordum. Hafif bir rüzgârda ipek gibi dalgalanan çayırlar, ekinler tabiatın en muhteşem sahnesiydi.

Yine bodur muşmulaya çıktım. Ki bizim yöresel lisanımızda adı döngeldir ve hadi kabul edin, döngel muşmulaya göre çok daha şiirseldir. Çocukken zihnimde şöyle bir ayırım yapmıştım: Bu ağacın meyvesini sevenler döngel, sevmeyenler muşmula adını koymuş herhalde. Köyde ve şehirde nesnelere, meyvelere sebzelere verilen isimlerin farklı oluşu, çok çarpıcı gelmiştir.  Şehirde adı ay çiçeği olan o muhteşem bitkinin adı bizim köyde günaşşık idi. Yani güne aşık. Ay çiçeği tarlasının yanındın geçtiniz mi? Muhteşemdir. Günlerce rüyanızda kendinizi bir günaşşık tarlasında görmeye devam edersiniz. 

Ne diyordum... Ağacın tepesinde komşu tarlalardan birinde “dans eden” adamları gördüm. Bir merak anneme sordum. “Bu adamlar niye oyun oynuyorlar tarlanın içinde?” Annem ne dediğimi anlamadı, sorumu da ciddiye almadı. Yapılacak onca işin arasında benim sorumun hiç sırası değildi zaten.

O adamların dans etmediğini, ekin biçtiğini öğrendiğimde zihnim bütün hikâyeleri tırpan tutan adam görüntüleri eşliğinde yeniden tasnif etti. Özellikle çayır oraklarından ekinlerin kaldırılışına kadar bütün köy, tırpan tutan adamların peşinde oluyordu.

Kapı kapı tırpan biçen adamlar aranıyor, aranan emek en kolay emek takası ile elde ediliyordu: “Bizim yarın at çayırında iki evlek çayırımız kaldı yarın sen bize gel ertesi gün biz de sana gelelim” gibi.

Eli tırpan tutan adamlar için daima özel sofralar kurulurdu. Orakçı sayısının çokluğuna göre ya tavuk ya bir toklu kesilir, kadınlar börek yapar, kuşluk vakti tarlada yenmesi için muhakkak höşmerim olurdu.

Fırında sıra beklerken “orakçımız var” diyen kadının öncelik hakkı olurdu.

Tırpan biçmek her ne kadar kas kuvveti gerektirse de iri yarı adamların tırpan biçememesi, minyatür kadar küçük adamların tırpan biçebilmesi de ilginç gelirdi. Köy yerinde kadınların çamurluklarının, yani ayaklarının ve hamurluklarının, yani ellerinin güçlü kuvvetli olması çok makbul idi. Kadınların “yiyit” oluşu dilden dilde anlatılır, “adam gibi tırpan biçer” diye takdir edilirdi.

Yaz mevsimi boyunca tırpan tutan ellerin ayrıcalığı ve   paha biçilmez kıymeti olurdu. Bu kıymet elbette köylere biçerdöverlerin gelişine kadar devam etti. Bilmeyenler için geçerken söylemiş olayım, biçerdöverler buğday, arpa, mısır gibi tahılları tek seferde hem biçen hem harmanlayan tarım aletleridir.

Geleneksel köy yaşantısında tırpan biçememek, bir erkeğin toplumsal cinsiyet rolleri, ekonomik yeterliliği ve fiziksel gücü üzerinden ciddi bir itibar kaybı yaşamasına neden olur. Tarım toplumlarında hayatta kalma ve aile geçindirme doğrudan kas gücüne bağlı olduğu için, tırpan gibi en ağır işlerden birini yapamamak, evlenme çağı geldiğinde “Yarın öbür gün bu karısını besleyebilecek mi?” sorusunun sorulmasına neden olurdu.

Geleneksel köy kültüründe erkek çocuklarının “adam” yerine konması, tırpan tarlasına girmesi ve büyüklerle aynı tempoda ot/ekin biçebilmesiyle tescillenirdi.

Akranları tarlada dönüm dönüm yer biçerken arkada kalan veya tırpanı toprağa saplayan erkek, topluluk gözünde “hâlâ çocuk” veya “büyüyememiş” olarak görülürdü.

Yetişkin bir erkeğin, kahvehanede veya köy odasındaki “önde gelen adamların” muhabbetlerine dahil edilmesi için kas gücü ile yapamadığı işlerin yerini tutacak bir zanaat erbabı olması beklenirdi.

Yazarımız bizi anılarına götürdü, onun anılarında biz dahi kendi çocukluğumuza gittik diye düşünenleriniz olabilir. Hiç sakıncası yok. Sizi anılarınızla buluşturmaktan bahtiyar olurum. Lakin niyetim sizi Tolstoy’un Anna Karenina romanındaki karakterlerden Levin’in köylülerle birlikte çayır biçtiği sahneye hazırlamak. Bu sahneyi haftaya Salı huzurunuza getireceğim inşallah.

O sahneyi niye önemsiyorum? Bunu da o zaman konuşalım...

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026