1984’de ilk kanlı saldırılarını yaptığında dönemin Başbakanı merhum Turgut Özal, PKK’yı “üç buçuk eşkıya” olarak tanımlamış, “üç-beş çapulcunun ayaklanması” olarak nitelendirmişti.
Özal haklıydı. Eline silah alıp dağa çıkan üç-beş eşkıya ile baş edebilecek güçlü bir devlet vardı. Birkaç güvenlik tedbiriyle mesele hallolabilirdi. Ancak yıllar ilerledikçe meselenin salt üç-beş eşkıyadan ibaret olmadığını Özal da Türkiye de fark etti: Türkiye’ye yönelik uluslararası bir komplo vardı; PKK bu komplonun sadece görünen yüzüydü.
42 yıl boyunca, PKK terörünü yok etmek için her yol denendi, her imkan kullanıldı, her yönteme başvuruldu.
En sert güvenlik tedbirleri uygulandı. Türkiye’nin trilyonlarca kaynağı terörle mücadeleye aktarıldı. Uçaklar, helikopterler, füzeler, toplar, tüfekler, sınır ötesi operasyonlar, sınıra inşa edilen duvarlar, karakollar… Hiçbiri terörü sonlandırmadı.
Terörün beslendiği Kürt meselesini çözmek için adımlar atıldı; fayda etmedi.
Diplomatik yollarla terörü koruyan, kollayan, besleyen ülkeler nezdinde girişimler oldu; sonuç alınmadı.
Terör örgütüyle görüşmeler yapıldı, müzakereler oldu, neticeye ulaşılamadı.
2023 yılına geldiğimizde, artık Irak’ta mevzi kazanmış, Suriye’nin üçte birini kontrolü altına almış bir terör örgütü vardı. Türkiye’nin güneyinde bir terör devletinin kurulmasına artık ramak kalmıştı.
Bugünden geriye baktığımızda tabloyu çok daha net görebiliyoruz.
PKK’nın arkasında Irak’ın, Esed Suriye’sinin, Yunanistan’ın, Kıbrıs Rum kesiminin, İran’ın, Ermenistan’ın, zaman zaman Rusya’nın hatta Hindistan’ın olduğuna dair daima söylentiler olmuştu. Avrupa ülkelerinin terörün finansmanına katkı sağladığı, Türkiye’nin terörle mücadelesini ambargolarla engellediği, teröristlere kucak açtığı da biliniyordu. Ancak son 3 yılda, Amerika Birleşik Devletleri’nin ve İsrail’in, terör örgütüne doğrudan alan açtığı, desteklediği, koruduğu, kolladığı, beslediği aşikar hale geldi.
ABD, “DAİŞ’le mücadele” bahanesiyle PKK terör örgütünün Suriye’de devletleşmesini açıktan teşvik etti. İsrail, Suriye’deki PKK devleti ile kendi topraklarını birleştirmek suretiyle bir terör koridoru kurmaya yeltendi. İran’a yönelik operasyonda da PKK kullanılacaktı.
Hamas’ın 7 Ekim operasyonu sonrası hareketlenen bölgede artık kartlar açık oynanıyordu. PKK’nın 40 yıldır ne için beslendiği artık aşikar hale geliyordu.
İşte Türkiye, teröre nihai neşteri vuracak adımları bu son 3 yılda attı: Suriye’de bir devrim gerçekleştirildi, Esed rejimi ortadan kaldırıldı. ABD ikna edildi, İsrail’in Kürt planı bozuldu. Suriye’de terör örgütünün elinde tuttuğu bölge işgalden kurtarıldı. PKK’nın İran’a operasyon yapması engellendi.
Bu son 3 yıla gelirken, Türkiye savunma sanayiinde dev adımlar atmış, meselenin güvenlik boyutunu belli bir noktaya taşımıştı. 15 Temmuz hain darbe girişi sonrasında Fetullahçıların ordudan, emniyetten ve istihbarattan temizlenmesi de Türkiye’nin teröre karşı gücünü artırmıştı.
Türkiye “üç buçuk eşkıya” ile baş edebilirdi ama arkasında ABD ve İsrail’in olduğu bir örgütle baş edemezdi, edemedi de.
Bugün ise Türkiye nihayet başardı: Güçlendi, ayakları üzerinde doğruldu, masaya yumruğunu vurdu, ABD’nin teröre desteğini durdurdu, Suriye’de devrim yaptı, İsrail’in planlarını bozdu, örgütü yalnızlaştırdı ve 42 yıl sonra bu kanlı dosyayı artık tamamen kapatma noktasına getirdi.
TBMM’ye, hem de 360’dan fazla imza ile sunulan yasa teklifi tarihî bir adımdır. Eğer terör örgütü silahlarını tamamen bırakır, Milli Güvenlik Kurulu da bunu teyit ederse, terör parantezi tamamen kapanmış olacak.
Detaylarda kaybolanlar olacaktır. Büyük resmi görmeyip küçük meselelerle suyu bulandırmak isteyenler olacaktır. Buradan istismar ile oy devşirmeye çalışan fırsatçılar çıkacaktır. Çoğu da İsrail kaynaklı nice yalan haber, zihinleri bulandıracak nice asılsız iddia ortaya atılacaktır. Hiçbirine aldırış edilmesin. Tablo nettir: Türkiye terörü bitirmiştir.
Ne demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan? “Biz, Sayın Bahçeli ve kadrosu ile birlikte, Terörsüz Türkiye için canımızı, kanımızı, bütün tecrübemizi, bütün hayatımızı ortaya koyduk. Biz, Türkiye’nin hayrına olmayan hiçbir işin içinde olmadık, olmayız.”
Evet, ne oluyorsa Türkiye’nin hayrına oluyor; çok da güzel oluyor.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.