MTO (Medeniyet Tasavvuru Okulu) olarak geçen hafta dört gün boyunca güzel bir akademik yaz kampı gerçekleştirdik. Dört gün boyunca tarih felsefesi ve bilginin İslâmîleştirilmesi başlıklarında zihin ve ufuk açıcı sunumlar yapıldı.
Kampımızın atmosferini, kampta oluşan kardeşlik ruhunu, akademik ufku ve entelektüel derinliği MTO Bursa temsilcimiz Nuri Gür Bey kardeşim yazdı.
Çorum Belediye Başkanımız Halil İbrahim Aşgın Bey’e ve ekibine, GSB Çorum Temsilcisi üstad Demirkıran’a ve rektör hocamız Ali Osman Öztürk’e desteklerinden ötürü yürekten teşekkür ediyorum.
Zihin açıcı okumalar…
ÇORUMLU OBASI’NDA AZERBAYCAN VE BANGLADEŞ’TEN RUH TAŞIYAN UNUTULMAZ BİR GECE…
Son derece doyurucu ve ufuk açıcı sunumlarımızın arasında Cuma namazımızı Buhara Kültür Merkezi yakınındaki Tevhid Camii’nde eda ettik. Günün bereketini üzerimizde taşırken akşam namazını ise belediye binasının hemen karşısında yer alan Selimiye Camii örnek alınarak yapılan Akşemseddin Camii’nde eda etmenin huzurunu yaşadık.
Akşam yemeğimizi belediye binasında yedikten sonra günün yorgunluğunu üzerimizden atmak ve kardeşlik bağlarımızı pekiştirmek üzere yeniden sıcak atmosferiyle bizi bekleyen Çorumlu Obası’na doğru hareket ettik. Obada düzenlenen, özellikle 15 yaş altı çocuklarımızın sorumluluk üstlendiği tiyatro ve şiir gecesi, kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı, adeta yaşanarak tecrübe edilecek büyüleyici, coşkulu ve duygu dolu anlara sahne oldu.
Bence gece yaşanan güzelliklerin bir kısmı gönlümüzün ve yazımızın tatlı bir sırrı olarak kalmayı hak etmektedir.
Gecenin finalinde Azerbaycan temsilcimiz Vuqar Azizov kardeşimizin öz dedesinin dedesi olan büyük şair Molla Cuma’nın buram buram yurt kokan, samimiyet ve hikmet dolu şiirini sanki dedesi okuyormuş gibi hissederek ve bizleri de hissettirecek kadar güzel okuması, obadaki tüm talebe kardeşlerimizin ve bizlerin ruhunu titreterek geceye damgasını vuran en muazzam an oldu.
Bursa’dan bir niyetle başlayan, Hıdırlık’ın ulu sahabe gölgesinde bereketlenen ve Çorumlu Obası’nın samimi ikliminde şölene dönüşen muazzam buluşmalar, bizlere sadece kampımızın iki günlük hatırası bırakmamış, ruhlarımıza asırlar boyu sürecek derin bir sorumluluk bilinci yüklemiştir. Medeniyet Tasavvuru Okulu’nun kutlu çatısı altında bir araya gelen “biricik” talebe kardeşlerimin gözlerindeki sarsılmaz inanç, zihnimizi ve coğrafyamızı kuşatan iki asırlık fetret devrinin artık sonuna yaklaştığımızı, hakikat medeniyetinin muazzam güneşinin yeniden doğmak üzere olduğunu açıkça göstermektedir. Şehirlerin taş binalarından, seküler dünyanın hırs ve tüketim kokan boğucu atmosferinden sıyrılarak obanın duruluğuna sığınan ruhlarımız, burada fikri sunumları dinlemekle kalmamış, özümüzü, kaybettiğimiz hikmeti ve birbirimize olan koşulsuz kardeşlik hukukumuzu yeniden keşfetmiştir. Yusuf Kaplan hocamızın her bir kelamında yankılanan çilekeş adanmışlık, Gürkan Gürarı’nın modernite eleştirilerindeki zihinsel keskinlik, Hamza Öge’nin medeniyet krizine getirdiği yerli teşhisler, Muhammed Emin Gültekin’in tarih felsefesindeki derinliği, Vuqar Azizov’un göz yaşartan vefası, bizleri kendinizden geçiren sunumu (İçeriğinden bilerek bahsetmiyorum. Vugar Azizov’u dinlemek isteyen kamplara gelir. Çünkü bence biz geleceğin en büyük filozoflarından birini dinledik.) ve Hüseyin Albayrak’ın zihni imar etme gayreti, Çorum’u sıradan bir kent olmaktan çıkarıp fikrî direnişimizin sarsılmaz bir kalesi haline getirmiştir.
ZÜLCENAHEYN ÖNCÜ NESİLLER…
Yaşadığımız çağ, insanın kendi icat ettiği sistemlerin, dijital ağların ve nesneleşmiş ilişkilerin kıskacında boğulduğu, hakikatin pürüzsüz ekranların arkasında ifşa edilerek yok edildiği çetin bir imtihan çağıdır. Obamızda gece yarılarına kadar süren samimi sohbetler göstermektedir ki, insanlık hâlâ ruhu olan, teslim olmayan, kendi medeniyet kırıntılarını aşkla toplayan Anadolu toprağına ve onun ihlaslı evlatlarına muhtaçtır.
Bizler, Batı’nın sömürgeci kurgularıyla kirletilmiş kavramları arındırmak, kendi zihin dünyamızı Mekke ihlasıyla inşa edip Medeniyet ufkuna taşımak, çift kanatlı (zülcenahayn) yani hem çağın ilimlerine hem de kendi köklü irfanına hâkim şahsiyetler yetiştirmekle mükellefiz.
Kahvaltı sofralarından Kültür Merkezinin salonlarına, cami avlularından oba bahçesindeki tiyatro ve şiir gecelerine kadar her anımıza sinen yapıcı ruh, Geleceğin Türkiye’sini ve İslam dünyasını inşa edecek olan asıl harcın karşılıksız sevgi, ihlas ve ilim gayreti olduğunu kanıtlamıştır.
Çorum Belediye Başkanımız Halil İbrahim Aşgın beyefendinin içten ev sahipliği, Başkan Yardımcımız Murat Erdem Bey’in kesintisiz desteği ve organizasyonun her anını adeta bir gergef gibi işleyen Gençlik Lideri Firdevs Balcı Şahin hanımefendi ile MTO Çorum temsilcimiz Fatma Zehra Öz kardeşimizin fedakârlıkları, bu fikri yürüyüşün toplumsal bir kenetlenme olduğunu teyit etmiştir. Obanın akşamında Bangladeşli kardeşimiz Muhammed Khan Saqib’in Bengalce ve Arapça okuduğu ilahiler, gönül coğrafyamızın sınırlarının haritalarla çizilemeyeceğini, Bursa’dan Bakü’ye, Gazze’den Sinop’a, Çorum’da birleşen bir ruh hattının var olduğunu kalplerimize kazımıştır. Koridorlarda horlama seslerimin tatlı tebessümlere vesile olduğu samimi gecelerden, sabah namazının serinliğinde kılınan namazlara kadar yaşanan her detay, Medeniyet Tasavvuru Okulu’nun kuru bir akademi olmadığı, canlı, yaşayan ve nefes alan devasa bir aile olduğunun resmidir.
Yarın gezi günümüz. Nasip olursa İskilipli Atıf Hocamızın kabrini ziyaret edeceğiz. Hepimiz çok heyecanlıyız.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.