Dünyanın en zengin vadisi bir ihanetle doğdu

Mehmet Akif Soysal
Mehmet Akif SoysalYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 07/08/2026, Cuma • Yeni Şafak Haber Merkezi
Dünyanın en zengin vadisi bir ihanetle doğdu

Son altı haftadır sizleri günübirlik popüler ekonomi tartışmalarının alışılmış rotasının dışına çıkarmaya çalışıyorum. Çünkü Türkiye’de yıllardır aynı başlıkları konuşuyoruz: faiz, kur ve enflasyon... Fakat bunlar sonuç. Çok net görüyoruz ki kalkınmanın asıl hikâyesi bu üç kelimenin dışında yazılıyor. İşte bu yüzden altı haftadır birlikte Güney Kore’ye gittik, Amerika’yı inceledik, Toyota’nın fabrikalarına girdik. Bu hafta ise dünyanın en zengin teknoloji vadisinin doğduğu ana gidiyoruz.

1957 yılı...

Dünyanın en parlak sekiz mühendisi aynı gün istifa etti.

Patronları öfkeliydi.

Gazeteler daha da acımasızdı.

Onlara “Traitorous Eight”, yani “Hain Sekizli” adını verdiler.

O gün kimse bu sekiz kişinin tarihin akışını değiştireceğini tahmin etmiyordu.

Çünkü ayrıldıkları kişi sıradan bir iş insanı değildi.

William Shockley, transistörün mucitlerinden biriydi ve Nobel Ödülü sahibiydi. Böylesine büyük bir bilim insanının yanında çalışmak, genç bir mühendis için hayalin ötesindeydi.

Peki neden ayrıldılar?

Çünkü büyük bilim insanı olmak, her zaman büyük lider olmak anlamına gelmiyordu.

Shockley son derece otoriterdi. Çalışanlarına güvenmiyor, bütün kararları tek başına almak istiyor, hatta bazı çalışanlarını yalan makinesiyle test ettirdiği bile anlatılıyordu.

Sonunda sekiz mühendis kapıyı çekip çıktı.

Gazeteler buna ihanet dedi.

Tarih ise başka bir isim verdi:

Silikon Vadisi’nin doğumu.

Sekiz mühendis kısa süre sonra Fairchild Semiconductor adlı yeni bir şirket kurdu.

İşte asıl hikâye bundan sonra başladı.

Fairchild yalnızca yarı iletken üretmedi.

Kurucu yetiştirdi.

Robert Noyce ve Gordon Moore ayrılıp Intel’i kurdu.

Jerry Sanders ayrılıp AMD’yi kurdu.

Başkaları National Semiconductor’u kurdu.

Ardından onlarca yeni teknoloji şirketi...

Öyle ki Silikon Vadisi’nde yeni bir kavram doğdu:

“Fairchildren.”

Yani “Fairchild’ın çocukları.”

Bir şirket artık yalnızca ürün üretmiyordu.

Yeni şirketler üretiyordu.

Elbette bütün bunlar tesadüfen aynı bölgede gerçekleşmedi.

Bu şirketlerin neredeyse tamamı Stanford Üniversitesi’nin çevresinde doğdu. Stanford o yıllarda yalnızca mühendis yetiştirmiyor; araştırmayı sanayiyle buluşturuyor, öğrencilerini şirket kurmaya teşvik ediyor ve yüksek teknoloji firmalarını kampüsünün çevresinde toplamaya çalışıyordu.

Silikon Vadisi bir şehir değildi.

Adım adım kurulmuş bir ekosistemdi.

Stanford’un bu hikâyedeki görünmeyen rolünü ise önümüzdeki hafta ele alacağız.

Geçen hafta Toyota’nın kendi tedarikçilerini geliştirerek Denso, Aisin ve daha birçok küresel şirketin doğmasına nasıl zemin hazırladığını anlatmıştık.

Bu hafta ise aynı ilkenin teknoloji dünyasındaki karşılığını görüyoruz.

Demek ki güçlü ekonomilerin ortak özelliği değişmiyor.

Başarı, tek bir şirkette birikmiyor.

Ekosistemin tamamına yayılıyor.

Silikon Vadisi’nin en büyük başarısı Apple değildi.

Intel de değildi.

Google hiç değildi.

Onların hepsi sonuçtu.

Asıl başarı; bir şirketin yeni şirketler doğurduğu, o şirketlerin yeni girişimciler yetiştirdiği ve başarının bütün ekosisteme yayıldığı sistemi kurabilmekti.

Geçen hafta Toyota’nın otomobil üretmekten çok daha fazlasını yaptığını, Denso ve Aisin gibi yeni şirketlerin doğmasına nasıl zemin hazırladığını konuşmuştuk.

Bu hafta ise aynı ilkenin teknoloji dünyasındaki karşılığını görüyoruz.

Toyota tedarikçi yetiştiriyordu.

Silikon Vadisi girişimci yetiştiriyordu.

Çünkü güçlü ekosistemler ürün üretmez; yeni üreticiler üretir.

İşte kısaca MSEM diye adlandırdığımız (Milli Stratejik ekosistem modeli) peşinde olduğu fikir tam da budur.

Türkiye’de hangi şirket, kendisinden daha büyük on şirket doğurdu?

Belki de artık kalkınmayı konuşurken önce bu soruya cevap aramalıyız.

Çünkü bugüne kadar çoğu zaman küçük kazanımların peşinden koştuk.

Faizi konuştuk.

Kuru konuştuk.

Enflasyonu konuştuk.

Peki hiç kendimize şu soruyu sorduk mu?

“Yirmi, otuz, elli yıl sonra Türkiye nasıl bir üretim ekosistemine sahip olmalı?”

Yoksa hep “küçük olsun, benim olsun” mu dedik?

Seçtiğimiz hükümetlerden yalnızca bugünü kurtarmalarını mı istedik?

Artık günü kurtaran beklentiler yerine, asrı şekillendirecek stratejileri konuşmanın vakti gelmedi mi?

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026