
Esptein dosyasının karanlığı hâlâ üzerimizde. Kız çocukları başta olmak üzere, insan ticareti, pedofili, fuhuş, şiddet ve hatta yazmaya elim varmasa da yamyamlık iddialarıyla sarsılan bir dünyadayız. İnsanlığın bu karanlık ve utanç verici yüzü ile karşı karşıya iken, haftaya yeni bir şiddet haberiyle başladık. İsrail ve ABD’nin İran’da bir kız okulunu bombalamasıyla birlikte, aralarında 170 kız çocuğunun bulunduğu, toplamda 180’i aşan sivil hayatını kaybetti.
İnsan sormadan edemiyor: Hangi dış politika, hangi sözde haklı dava 170 kız çocuğunun öldürülmesini açıklayabilir?
Dünya ise açılan minik mezarları, bu acı veren manzarayı beyaz perdede bir film izler gibi seyretmekle yetindi.
Peki tam tersi olsaydı?
İran, ABD veya İsrail’de bir kız okulunu bombalasaydı, dünya kamuoyunun tepkisi ne olurdu? Sözde “İslâmî terör’’ diye manşet atacak olanlar, nefret kusanlar aynı cesaretle “Yahudi terörü” ya da “Hristiyan terörü” diyebildiler mi?
Pazar günü 8 Mart. 1975 yılından bu yana Birleşmiş Milletler nezdinde Dünya Kadın Hakları Günü…
Bu yıl da 8 Mart’ta yine büyük büyük konuşmalar yapılacak. Kadına yönelik şiddet kınanacak, yeni eylem planları açıklanacak.
Esptein adasında kız çocuklarının sistematik istismarına göz yumanlar, sessiz kalanlar, bombalanan okulda yüzlerce kız çocuğunun kanı daha kurumadan, kadına yönelik şiddetle mücadele, kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi, kadının güçlenmesi üzerine ders verecek.
Hem de hiç utanmadan…
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ise 1989 yılından kabul edildi.
ABD’nin, bu sözleşmeyi imzalayıp, onaylamayan tek ülke olduğunu biliyor musunuz?
Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 2000 yılında düzenlenen ek protokolü ise çocuk ticareti, çocuk pornografisi, çocuk fuhşu gibi suçların uluslararası düzeyde cezalanmasını düzenliyor.
İnanabiliyor musunuz?
Dünyaya çocuk hakları, kadın hakları dersi veren düzenin merkezinde, bu suçların işlendiği dosyalar yıllarca kapalı kapılar ardında saklandı. Bütün bunlara rağmen, sadece “Doğu’da” konumlandıkları Müslüman toplumlara kibirli bir eda ile “çocuğun üstün yararı, çocuk hakları” üzerine nutuk atmaya ise devam ediyorlar.
İroni, ikiyüzlülük, riyakarlık… hasılı hiçbir kelime bu durumu açıklaya kâfi gelmiyor.
Kendi zifiri karanlığını örtmek için insan hakları söylemini bile istismar eden, küresel bir çete ile karşı karşıyayız.
Bugün 21. yüzyılda, 2026 yılında, kendisini “süper güç” olarak takdim eden Amerika başta olmak üzere Batı dünyası Epstein dosyası ile “özgürlük ve adaletle” makyajlanmış karanlık yeni bir Orta Çağ’ın içinde debeleniyor.
Filistin’de devam eden sistematik katliam, çocuk ve kadın kıyımı, hafta başında İran’da bir kız okulunun bombalanması… Tüm bunlar karşısında sessiz kalan hatta birkaç istisna hariç buna ortak olan sözde “modern Batı”, bugün yeni bir Orta Çağ’ın karanlığında…
Epstein dosyasıyla ortaya çıkan tablo, kişisel bir suç olarak geçiştirilecek türden değil. Dosya ile, küresel elitler, siyaset, finans ve medya arasındaki görünmez bağlar ve yeni köle düzeni gözler önüne serildi.
Bugün Batı’nın yeni Orta Çağ’ı, şövalyeler ve kalelerle değil, finans ağları ve medya gücüyle kurulu. Feodalitenin yerini küresel şirketler, Engizisyon mahkemelerinin yerini ise itibar suikastları ve algoritmalar aldı...
“Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” değil de nedir?
Kadınlar, çocuklar ve dezavantajlı tüm gruplar siyasetin kullanışlı aparatı değildir. Yeni Orta Çağ’da çocuk hakları başta olmak üzere dünyanın Amerika’dan ve Avrupa’dan öğreneceği hiçbir şey yok. Ne kadın hakları ne özgürlük ne de adalet… Epstein dosyası ile Batı’nın süslü, boyalı cam vitrini tarumar oldu.
8 Mart Dünya Kadın Hakları Günü artık hükümsüzdür.
Sadece 8 Mart değil, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Dünya Kız Çocukları Günü…
Artık, bütün bildiriler, bütün sözleşmeler birer kâğıt parçasından ibaret.
Zavallı, bağnaz Batı hayranları, size de iki çift sözüm var.
Ağzınızın suyu aka aka Batı’ya atfettiğiniz sözde “üstünlük” iddiaları, öykünmeleriniz de Epstein dosyasının karanlığında, Filistin ve yıkılan kız okulunun enkazı altında kaldı. Haberiniz olsun.
Güzel ülkemde artık hiç kimse Avrupa’nın, Amerika’nın referanslarını kutsal bir metin gibi önümüze koymasın. Kalbini fena kırarım.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.