Ekonomi ve enerji arasındaki güçlü ilişki nedeniyle geçmişte yaşanan
enerji krizleri bize gösterdi ki enerji arz güvenliğinde yaşanan aksama sadece petrol fiyatlarını yükseltmez enflasyonu artırır, ekonomik büyümeyi düşürür ve makro ekonomik dengeleri
tamamen değiştirme potansiyeline sahiptir.1973 Petrol Krizi’nde OPEC’in ambargosu sonrası yaşanan enerji darboğazı enflasyon ile beraber ekonomik durgunluğun aynı anda yaşandığı (stagflasyon) kavramı hayatımıza girerken, 1979 İran Devrimi ve Körfez Savaşı (1990) sonrasında enerji arzında meydana gelen daralmalar enflasyonu tetikleyerek ekonomik büyüme rakamlarını yavaşlattı.
Yine 2022 yılında Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’nın yaşadığı doğalgaz krizi, enerji fiyatlarını arttırırken enflasyonun küresel bir mesele haline gelmesine neden oldu.
Dolayısıyla, enerji- ekonomi arasındaki güçlü bağ nedeniyle yaşanacak enerji krizi
ekonomik ve sosyal gösterge üzerinden ekonomileri
deriden etkileme gücü ve potansiyeli bulunmaktadır.YENİ BİR ENERJİ KRİZİ Mİ?
Geçmişte yaşanan enerji krizlerinin ekonomilerde neden olduğu dalgalanmalar sebebiyle, bugün gözler yine
enerji krizini tetikleyen Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’e
çevrilmiş durumdadır.Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz petrol fiyatlarını hızla üç haneli
rakamlara fırlatarak doğrudan küresel bir enerji krizini tetikleme potansiyeline sahipken, Kızıldeniz daha çok lojistik aksamalar ve neden olduğu maliyetler ile
enerji krizini tetikleme potansiyeline sahiptir.Petrol fiyatlarındaki artış, geçmişte yaşanan krizlerdeki enerji üretimin tamamen durması gibi olmaması ve bu dönemdeki krizin yaşanan gerginlikler nedeniyle meydana gelen fiyat ve tedarik şokları olarak öne çıkmaktadır.
Brent petrolün 100 doların üzerinde kalması bunun bir sonucudur.
Diğer yandan, geçmiş krizlerin aksine
yenilenebilir enerjinin enerji arz güvenliğindeki payının giderek artması ve stratejik petrol rezervlerinin varlığı
nedeniyle enerji arz güvenliğinin sağlanması açısından daha uygun bir ortamın olduğu açıktır.HÜRMÜZ BOĞAZI VE BABÜLMENDEP’TE KRİZ DEVAM EDERSE
Kızıldeniz’deki gerilim uzun sürer ve Hürmüz Boğazı’nda kriz kalıcı olarak devam ederse
hem petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olan bölge ülkelerin hem de bu bölgenin enerji kaynaklarına bağımlı olan bir çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin
derinden etkilenmesine neden olacaktır.Dolayısıyla, bu dönemde enerji kaynaklarına sahip olan ülkeler açısından sadece enerji kaynaklarına sahip olmak yetmiyor,
önemli olan enerji kaynaklarını güvenli ve ekonomik yollardan ulaştırmaktır.
Enerji ithal eden ülkelerin de alternatif enerji kaynaklarını hızlıca devreye alması artık zorunlu bir tercihtir.

