Kadir bilmek

04:0016/03/2026, Pazartesi
G: 16/03/2026, Pazartesi
Gökhan Özcan

Vakitler içinde sırlı ve nurlu vakitler olduğunu haber veren ayet ve rivayetler, hayatı rutin bir döngü, statik bir matematiksel düzen kuraklığında idrak etmememiz için bize altın fırsatlar sunuyor. Recep, Şaban ve Ramazan aylarından oluşan üç aylar, Muharrem ayı, bayram günleri, kandil geceleri, Hac mevsimi, Cuma günü ve gecesi, Pazartesi ve Perşembe’yi öne çıkaran nafile oruç günleri, namaz vakitleri, gün içindeki özel vakitler, seher vakti, teheccüd vakti, kuşluk vakti ve başka işaretlenmiş mübarek

Vakitler içinde sırlı ve nurlu vakitler olduğunu haber veren ayet ve rivayetler, hayatı rutin bir döngü, statik bir matematiksel düzen kuraklığında idrak etmememiz için bize altın fırsatlar sunuyor. Recep, Şaban ve Ramazan aylarından oluşan üç aylar, Muharrem ayı, bayram günleri, kandil geceleri, Hac mevsimi, Cuma günü ve gecesi, Pazartesi ve Perşembe’yi öne çıkaran nafile oruç günleri, namaz vakitleri, gün içindeki özel vakitler, seher vakti, teheccüd vakti, kuşluk vakti ve başka işaretlenmiş mübarek vakitler… Bu vakitler içinde belki de en sırlı olanı Kadir Gecesi. Allah’ın (c.c.) aynı ismi alan sure-i celilesinde, “Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik” müjdesiyle kayıtladığı, bin aydan hayırlı kıldığı ve arayalım diye oruç günleri içine sakladığı nurdan gece!

Elbette içine hayırlı şeyler koyabildiğimiz her vakit mübarek vakittir. Ancak insan nefs sahibi; gaflete düşmeye, unutmaya, gevşemeye, ihmal etmeye mütemayil… Bizi uyandıracak, tabiri caizse silkeleyerek kendimize getirecek bu nevi alarm düzeneklerine ihtiyacımız var. Sadece bu da değil; zayıfız, yanılıyoruz, her gün irili ufaklı günahlara kapılıyoruz. Bu özel ve mübarek vakitlerin, kendilerine yüklenmiş fazilet ve nimetleriyle bizi bu birikmiş yüklerden, taşınması eza veren ağırlıklardan, içimizi karartan günahlardan arındırmasına da fazlasıyla muhtacız. Kararmaya yüz tutan kalplerimizin yeniden nurlanması, aydınlanması, pirüpak hale gelmesi için her biri bulunmaz fırsat bu vakitlerin. Allah teâlâ vaktin içine berrak suların hayat verdiği böyle yemyeşil vahalar serpiştirmiş ki; o buz gibi berrak sulardan kana kana içip ferahlayalım, kendimize gelelim ki, çöller bizi kavurucu sıcaklarıyla insanlığımızı soldurmasın, içimizi kurutmasın!

Bütün bu nimetleriyle kulları ihya eden bu mübarek vakitler aynı zamanda kıymetini bilmemiz gereken şükür vakitleri… Şükür, nimetin gerçek sahibinin Allah Zülcelal olduğunu kalben idrak edip, bu nimetleri O’nun rızasına uygun şekilde kullanmak demek… Bu bozulan ayarlarımızın tamiri, eskiyen bilincimizin yenilenmesi, yolundan çıkan hallerimizin yeniden yoluna koyulması demek aynı zamanda. Bütün bunları Allah’ın kullarına rahmetiyle tecelli etmesi için birer vesile kıldığını bilmek ve herhalde secdelere kapanmak gerek!

Sezai Karakoç üstadımız, kabri pürnûr, mekânı cennet olsun, ‘Samanyolunda Ziyafet’ kitabında Kadir Gecesi’ni şöyle derin bir hürmet ve iştiyakla karşılıyor: “Ey gözlerden gizli, fakat gönüllere aşikâr Kadir Gecesi! Zamanın kalbinde en doğru ve şaşmaz bir saat gibi çınlayıp giderken, yurdumun üstüne, vahyin geçmez izini ve yıpranmaz eserini, ölmez sesini bir kere daha işle! Pas tutmaz güneşi bir daha getir, ey Kadir Gecesi! Seni bulmak için bilen gönül, çöllere bile düşmek gerekseydi, düşerdi. Kutuplarda buzların altında, bin yıl, kalıp almak gerekseydi, alırdı. Fakat sen, kendin geliyorsun. Seni bulmak için arınmış bir kalble aramak yetiyor. En saf bir merhamet gibi kendin geliyorsun. Allah’tan bir bağış gibi, Peygamber’den bir armağan gibi, Kur’an’dan bir nefes gibi, sahabeden bir ses gibi, şehitlerden bir hatıra gibi, imamlardan bir ilim gibi geliyorsun”

Rabbimiz bin aydan hayırlı kıldığı (seksen yıla tekabül ettiği için insan ömrüne denk düştüğü söylenir) bir geceyi Ramazan ayının ikinci yarısında, kimi rivayetlere göre son on günü içinde aramamızı istiyor. Neden belli bir gün değil de, günler içinde aranması gereken bir gün? İlgili sure-i celilede Kadir gecesinin ne olduğunu (kadrini kıymetini) bilemeyeceğimiz ilahi ifadesi var. Bu gece dünyaya da insana da büyük gelecek bir gece ki, idraklerimiz onu anlamakta aciz kalıyor. Bu gece bir tenhalık bulup, acziyet seccadesine otursak, boynumuzu büküp bu aşkın hakikatin tefekkürüne dalsak, orada aklımız kamaşsa da nihayet hayrete düşsek ve bir vakit orada kaybolup gitsek… Güzel olmaz mı?

Aişe validemiz (r.a.) Efendimize (s.a.v), “Ey Allah’ın Resulü, Kadir Gecesi olduğunu bilirsem onda nasıl dua edeyim?” diye soruyor. Efendimizin (s.a.v.) cevabı: “Şöyle dua et: Ey Allah’ım, sen affedicisin, cömertsin, affetmeyi seversin; beni de affet!”

#aktüel
#hayat
#Gökhan Özcan