
Evet, bizler Meclis'te halkımız da televizyonları başında Genel Kurul'daki tartışmaları izleyeceğiz. CHP'nin Anayasa değişikliği konusundaki görüşlerini Meclis'sin en deneyimli parlamenteri eski genel başkan Deniz Baykal dile getirecek. Baykal'ın ne söyleyeceği şüphesiz çok önemli, ama geçmişte ne söylediği de önemli.
Türkiye'de 1960 darbesinin ardından her cumhurbaşkanlığı seçiminde krizler yaşandı. Sadece Recep Tayyip Erdoğan'ın halk tarafından seçilmesinde kriz yaşanmadı. Meclis'te nasıl bir Anayasa değişikliği görüşülecek ve bugünlere nasıl geldik. Yıl 2007, Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştı. Meclis'te çoğunluğu bulunan AK Parti'nin adayının seçilmesi garanti. Koalisyon yok. Kriz çıkarmak için ortam da yok. Ama yine de ortam gerilmeye başlandı. Dönemin CHP lideri Deniz Baykal, esip gürlüyor.
Baykal,
" tehditlerini savurduğu zaman henüz Cumhurbaşkanlığı adaylığı için Abdullah Gül'ün ismi açıklanmamıştı
, herkes
diye merak etmeye başladı.
Merak uzun sürmedi. Tayyip Erdoğan, “Cumhurbaşkanı adayımız Abdullah Gül kardeşimdir" deyince CHP'nin akıl hocası Sabih Kanadoğlu, tavşanı şapkadan çıkardı. Tavşan, Cumhurbaşkanlığı seçimi için Meclis'te toplantı yeter sayısının 367 olması idi. CHP aradığı ilacı bulmuştu.
Genel Kurul'a girmeyen CHP'liler kulis kapılarından kafalarını uzatarak, içerde neler olup bittiğini merakla izlerken, Meclis Başkanı Arınç, kapılarda beliren kelleleri tutanağa kaydettirip, salonda 367'nin üzerinde isimin olduğunu kayda almaya çalışıyordu.
Cumhurbaşkanlığı seçimi 1. tur oylama yapıldı. CHP soluğu Anayasa Mahkemesi'nde aldı. Gerekçe, “
" Bugün parlamenter sistem için kan akıtmaktan, beden çiğnetmekten bahseden CHP, çok değil, 10 yıl önce parlamentoya Cumhurbaşkanı seçtirmemek için bedenleriyle Genel Kurul Salonu'nun kapılarına duvar örmüşlerdi. Parlamenter sistemden yana olup parlamentoya Cumhurbaşkanı seçtirmeyen CHP, sadece Meclis'in kapılarına duvar örmedi. 367 konusunda Anayasa Mahkemesi'ni de aleni bir şekilde tehdit etti. Baykal, karar arifesinde olan Anayasa Mahkemesi'ne şu sözlerle seslendi:
"
CHP Meclis'e Cumhurbaşkanı seçtirmemek için cumhuriyet mitingleri düzenlerken, “Oldurmayın" diyerek, zinde güçleri göreve davet ederken, AK Parti ne yaptı? Her zamanki gibi millete gitti. “Madem Meclis'e Cumhurbaşkanı seçtirmiyorsunuz. O zaman millet seçsin" düşüncesiyle Anayasa değiştirildi. 2007'de yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesinin önü açıldı.
Anayasa değişikliği 367 ve üzeri oyla kabul edilmesine rağmen, Sezer değişikliği referanduma götürme kararı aldı.
Sezer'in de CHP gibi tabii ki halktan bir beklentisi yoktu. Maksat krizi sürdürmekti. Meclis Cumhurbaşkanı seçemediği için erken seçime gitmek zorunda kaldı. 22 Temmuz 2007'de yapılan seçimleri AK Parti tarihi oyla kazandı. Ancak MHP barajı aştığı için AK Parti 340 milletvekili sayısında kaldı. Seçimle yenilenen Meclis'in ilk işi Cumhurbaşkanı seçmekti. Herkes MHP'nin tavrını merak ederken, CHP'de değişen bir şey yoktu. CHP yenilenen parlamentoya da Cumhurbaşkanı seçtirmemekte kararlıydı. Bugün olduğu gibi o gün de MHP lideri Devlet Bahçeli, sistemin tıkanmasına karşı çıkarak, Cumhurbaşkanlığı seçimi
.
Bütün bu hatırlatmaları niye yaptım. Bugün yaşadığımız fiili durumun müsebbibi 2007 yılında Meclis'e Cumhurbaşkanı seçtirmeyen CHP'dir. Parlamenter sistemi savunup da parlamentoya Cumhurbaşkanı seçtirmeyen CHP adına bugün Baykal konuşacak. Herhalde yine “Sakın ha bu Anayasa değişikliğine 'evet' demeyin" diyecektir. Ama CHP'nin Baykal'ı konuşturması çok daha manidar. “Bugünkü durumun mimarı sensin. Şimdi sen savun" der gibi Baykal sahaya sürüldü.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.