Türkiye’nin son yarım asırlık ekonomik geçmişinde 2004-2016 yılları arasında görece düşük oranlar kaydedilmiş olsa da, enflasyon olgusu yapısal bir sorun olarak varlığını kesintisiz biçimde sürdürmüştür.
Dolayısıyla, enflasyon yalnızca parasal değişkenlerle açıklanabilen bir olgu olmanın ötesine geçerek yapısal sorunların ve toplumsal davranış kalıplarının şekillendirdiği kronik bir nitelik kazanmıştır.
Her ne kadar uygulanan sıkı para politikasıyla merkez bankası tarafından uygulanan yüksek faiz politikası talebi azaltarak ekonomiyi soğutsa da, özellikle hizmet sektöründeki enflasyonun katılaşması ve enflasyonun sıkı para politikasına karşın dirençli olması nedeniyle enflasyondaki düşüş trendi yavaşlamaktadır.
DAVRANIŞLAR ENFLASYONU BESLİYOR
Yüksek enflasyon ortamı, hane halkı davranışı üzerinde olumsuz etki yapmaktadır.
Hizmet sektöründeki aktörlerin fiyatlama davranışları, mevcut maliyet artışlarının ötesinde geçmiş enflasyonla ve kırılamayan beklentilerle şekillenmektedir.
Bu davranışın sebebi de hizmet sektörünün ithal rekabetine kapalı olması ve emek-yoğun niteliğinden kaynaklanmaktadır.
Bu da fiyatların aşağı yönlü düşünü engelleyerek, enflasyonda ataleti ve yapısal katılığı beslemektedir.
YENİ BİR YÖNTEMİN GEREKLİLİĞİ
Her ne kadar para politikası araçlarından olan yüksek faiz, enflasyonu düşürmek için kullanılan önemli bir politika olsa da, üretimi düşürmesi, bütçeye neden olduğu yük, borçlanma miktarını arttırması ve gelir dağılımı üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle ekonomiye ciddi maliyet yüklemektedir.
Bu nedenle, hem yüksek faizin ekonomide neden olduğu maliyeti düşürmek hem de enflasyonu da kalıcı düşürmek için başka araç ve yönteme ihtiyaç duyulmaktadır.
Özellikle hizmet sektöründe başta da eğitim, konut, enerji ve diğer alanlarda enflasyonu kırmak için geriye dönük endeksleme yerine hedeflenen enflasyona göre düzenleme yapılmalıdır.
Diğer yandan, enflasyon beklentisi için referans olarak kabul edilen kamusal hizmetlerde gerçekleşen artışlar enflasyonu artırmaması için bu artışların geçmiş enflasyona göre değil, enflasyon için hedeflenen oranlar baz alınmalıdır.
2026 yılında bunun gerçekleşmesi enflasyonun düşürülmesi için önemli bir adım oldu.
Bu da enflasyonun enflasyonu beslemesini kıracaktır.
En önemlisi de, belli sektörlerde (gıda-et sektörü) piyasa mekanizmasını bozmadan rekabeti artırarak ve kamunun etkisini azaltarak fiyat artışlarına düzenlemeler getirilmelidir.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.