Seçimi gelen Türkiye’yi hedef alarak sözlü saldırıya geçiyor.
Yunanistan da İsrail de aynı kafada.
Bizim temkinli ve ağırbaşlı oluşumuza bel bağlamışlar.
Hemen karşı atağa geçmeyeceğimizi bildikleri için rahat konuşuyorlar.
Fakat sabrımızın da bir sınırı var.
Şoven kafayla konuşmakla kalmıyorlar çünkü.
Anlaşmalara aykırı hareket ediyor, adaların silahsız ve askersiz olması şartını ihlâl ederek yığınak yapıyorlar.
Seçime yönelik sözler neyse de bu silahlandırma konusu Miço’nun başını derde sokacak, haberi yok.
*
Miço, burnumuzun dibinde, iki kilometre mesafedeki Meis adasına geldi.
Tam da Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın “Kaş’tan seslensek oradan duyarsınız” demesinden hemen sonra.
Birkaç saatte her tarafı gezilebilecek ölçüde küçük bir ada orası.
Adada yaşayanların hepsiyle görüşmek de kısa sürede tamamlanır.
Fakat Miço oraya üç gün ayırdı.
Eline bir saz alarak “Meis adasına serdim postumu” diye çalıp söylemeye başlayabilir.
Aslına sadık kalınırsa, devamı şöyle gelecektir:
“Bilemedim yârenimi dostumu
Bütün ahbaplarım bana küstü mü?”
*
Çok sayıda Yunan vatandaşının oraya yerleşmesini arzu edermiş.
Gelip yerleşmeyi kabul edenlere teşvik primi olarak 7 bin avro vereceklermiş.
Yunanistan’ın yarısı gelip yerleşse bizim için hava hoş. Hiç sıkıntı duymayız.
İstedikleri kadar insanı Meis’e ve diğer adalara getirebilirler.
Bizim karşı çıktığımız husus, anlaşmaya aykırı olarak silah ve asker yığılması.
*
Komşunun aklını başına toplayıp şoven kafadan vazgeçmesini -gerektiği gibi- kitabına uygun şekilde davranmasını bekliyoruz.
Yapılan silah ve asker yığınağı yakın zaman içinde geri çekilmezse, bizim de elimiz armut toplamıyor.
Bir sabah erken saatte…
Veya bir gece vakti sürprizle karşılaşabilirler.
Pek de hoşlanacakları türden olmaz o sürpriz.
Sonradan ah vah etmek işe yaramayacaktır.
*
Şoven deyince neyi kastettiğimizi sözlük üzerinden kısaca açıklayalım.
“Kendi ulusunu, grubunu veya değerlerini diğerlerinden üstün görerek bunlara körü körüne hayranlık besleyen kimse” diye tanımlanıyor.
Uzunca anlatmak gerekirse o kelimenin açılımı şöyledir:
Aşırı Milliyetçilik: Kendi milletini her konuda üstün sayıp diğer milletleri aşağılama veya düşman görme eğilimidir.
Körü Körüne Bağlılık: Sadece millet olarak değil; bir siyasî akım, spor takımı veya ideolojiye karşı akıl dışı, fanatik bir savunuculuk halidir.
Hoşgörüsüzlük: Karşıt görüşlere tahammül etmez, eleştiriye kapalıdır ve farklı olanlara karşı saldırgan bir tutum sergiler.
Tarif nasıl da tıpatıp uydu!
*
Duyar veya duymaz, anlar veya anlamaz…
Biz bu satırlarda Miço’ya seslendik ama aklı varsa Neto da buradan payını alabilir.
Hiç tereddüt etmeden almalıdır da. Birinin gelin, diğerinin kız olma şartı yok.
HİTLER VE NETO
Dürbünle uzaklara bakan bir Hitler fotoğrafının yanına, dürbünden bakan Neto fotoğrafı koymuşlar, benzerlikler ve farklar üzerine konuşuyorlar.
Bıyık farkı var, şapka ve üniforma farkı var.
Bir fark da güneş gözlüğünde. Neto simsiyah güneş gözlüğüyle dürbünden bakıyor.
“Bütün oralar buralar bizim olacak” dediği duyulacak neredeyse.
Dürbün ile güneş gözlüğünün bir arada kullanıldığına dünya ilk defa şahit oldu.
Dürbün, dürbün olalı böyle bakış görmedi.
*
Benzerliklere gelince…
Kafa aynı kafa.
Reenkarnasyona inananlar bu ikiliyi tereddütsüz benzetebilir ama ırkçılık Neto’da Hitler’den daha fazla. Vahşet daha ileri boyutta.
Hitler’in adı çıkmış, Neto’nun canı çıksın.

