Savaşın bize muhakkak para kaybettirdiği kabulüyle yaşıyoruz hayatı. Doğrudur.
Doğrudur da barışı tesis edemiyorsak, bölgemizin son yarım asırdır savaşsız bir yılı bile geçmemişse bu kabule meydan okumanın zamanı gelmedi mi? Aynı bahanenin arkasına daha ne kadar saklanabiliriz?
Bölgemizde ve hatta dünyada, dünyadaki ve hatta bölgemizdeki savaşlara yaşadığımız onca deneyimden sonra bizim kadar dayanıklı bir ülke bulunabilir mi?
Savaşın her sonucunu yaşadık. Kaç defa göçler kapımıza dayandı. Her defa açtık kapıyı. Kaç defa pazarımız yok oldu. Yeni pazarlar bulduk. Kaç defa her türlü etkilerine maruz kaldık. Hepsini yönettik.
Atalarımızın terekesinden en çeşitli bağlar bize kaldı. Coğrafyamızın kapasitesiyle en bereketli ağların her zaman bir parçası olduk. Rasyonel olanlarla iyi ilişkiler geliştirdik.
Bizimki gibi bir tecrübe ve bizim gibi bir tecrübeden geçen var mı dünyada? Bizim gibi bir medeniyet varisi var mı?
Savaş varken kazanmıyoruz değil. Ticaret Bakanı Sn Bolat’ın açıklamalarından ihracatta Ağustos rekorunu kırdığımızı henüz öğrendik.
Uçaklar ikmallerini İstanbul Havalimanından yaptı. Tüm uçuşlar İstanbul güzergahına yönlendi. Ev sattık; hem Ruslar geldi hem Ukraynalılar. Fabrika ve ticarethaneler açtık. Transit ticaretin güzergahı olduk.
Fakat ekonominin koşullarını ayarlamakta zorlanıyoruz. Çünkü ekonomi politikamızda sorun var. Faiz sebep enflasyon sonuç önerisine karşı getirilen kur sebep enflasyon sonuç politikası bizi dış alem fiyatlarına “aşırı” maruz bıraktı.
Bütün Orta Vadeli Programı (OVP) petrol fiyatıyla açıkladığımız bir iklim oluştu. Petrol fiyatları önemsiz değil ama bu denli maruz olmamız ekonomi programının bir sorunu. Türkiye Ekonomi Modeli döneminde petrolün varil fiyatı 120 doları da görmüştü?
OVP sunumunun konusu YÖK oldu, Milli Eğitim Bakanı oldu. Enflasyonun suçlusu olarak ilan edildiler bir anlamda. Programın hiç mi kusuru yoktu?
Sorun bizim için savaşlar değil yani. Bahane savaş.
Savaş nasıl sorun değil, ABD bile savaşlar ve petrol fiyatlarındaki etkiler yüzünden borcunu finanse edemiyor, mecburen faizi yükseltiyor, dünya ile beraber kendi iş koşullarını bozuyor, falan diyebilirsiniz.
Dersiniz ama karşı tez getirmiş olmazsınız, Türkiye’nin asıl sırrına yaklaştığınızı anlarım.
Savaşlar bizim için sorun değil çünkü borcumuz az. İktisaden bakılırsa savaş borcu olanın sorunudur.
Benim Sn Cumhurbaşkanına dair en sevdiğim iktisadi tavır; borçsuzluğu benimsemesidir.
Borçlanmak herkese göre doğru. Türkiye’nin borcunun az olmasına anlam veremeyen de var. Hatta hatırlayınız 2023 genel seçiminin vaatlerinden birisi 300 milyar dolar “temiz” paraydı.
Sermaye bir daha asla ucuz olmayacak. Çoğu ekonomi bir daha hiç dengelenemeyecek. Ama bizim için durum farklı.
Kaynağa erişimin adil yollarını bulma kapasitemiz de var, ekonomimizi dengeleme kapasitemiz de…
Ancak ne yazık ki mevcut ekonomi politikası borcumuzu artıyor. Umulan sonuçları vermekten aciz kaldığı gibi umulmayan problemleri de hazırlıyor.
Sahip olduğumuz savunma olgunluğu, ağ ve ilişkilerimiz hem ihtiyaçları karşılamaya hem yatırımları tamamlamaya ve hızlandırmaya yeter.
OSMAN AKYÜZ’E RAHMET
Osman Akyüz Bey katılım finansa ilk yıllarından girmiş, o dönemin vizyonları içinde sektörün gelişimine katkı vermiş bir isimdi.
Albaraka Türk’te aynı kurumda çalışmıştık. TKBB genel sekreteri olduğunda Türkiye’nin ilk faizsiz finansal okuryazarlık araştırmasını beraber yapmıştık. O araştırma sonra İslam İşbirliği Örgütü üyesi ülkeler ölçeğine kadar genişlemişti kendi patikasında. Albaraka Yayınlarından çıkan nehir söyleşisini ilgiyle okumuş ve üzerine yazmıştım da.
Dün vefat haberini aldım. Allah rahmet eylesin. Katılım finansın hafızalarından birisiydi. Mekânı cennet olsun.

