“Terörsüz Türkiye” yasası sadece bir iç politik mesele değil. Sadece teknik anlamda bir terör meselesinin çözümü de değil. Etnik ayrışmaların sona erdirilmesine yönelik dev bir adım. Ama çok daha önemlisi, Türkiye ve coğrafyaya yönelik, Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan bölgesel düzenin tabutuna son çiviyi çakmaktır.
Bu düzeni Avrupalılar kurdu. ABD devam ettirdi. Sonra da İsrail’in önceliklerine göre, bütün coğrafya perişan edildi. Türkiye’nin bütün mücadelesi, attığı her adım, Türkiye ve coğrafya ölçekli işte bu Batılı müdahale araçlarını sıfırlamaya dönüktür. “Terörsüz Türkiye” bunun sadece tek bir örneği.
“ÇOKULUSLU MÜDAHALE” CEPHESİ: O KANLI SİLAH ŞİMDİ SUSTURULDU.
Cumhuriyet tarihimiz, Avrupa ve ABD müdahaleleri tarihidir. Askeri darbeler, FETÖ üzerinden yürütülen saldırılar ve son 15 Temmuz, PKK üzerinden elli yıldır akıtılan kan hep bu müdahalelerin aşamaları ve araçlarıdır.
Bu yasa ile, Türkiye’nin iç bütünlüğüne yönelik elli yıllık saldırılar sone erdirildi. Türkiye’nin ellerini bağlayan, ayaklarına pranga olarak vurulan, hareketsiz ve mecalsiz bırakan bir “silah”, o çokuluslu müdahale güçlerinin elinden alındı.
PKK BİR TERÖR VEYA ETNİK MESELE DEĞİLDİ. İSRAİL ÇIKARINI “MİLLİ ÇIKAR” DİYE SATTILAR.
PKK meselesi etnik bir mesele ya da dar anlamda terör meselesi değildi. Kürt meselesi değildi. Hak-adalet meselesi değildi. PKK meselesi Türkiye’yi küçültme, kontrol altında tutma, diz çöktürme, geri bırakma, fakirleştirme, Batı’ya muhtaç halde tutma, Batı güvenliği için “paralı asker” gibi kullanma yöntemi ve aracıydı.
Her müdahale, içerideki unsurlarla yapılır. Her müdahale “haklı ve makul” söz ve kampanyalarla pazarlanır. Her müdahale ve saldırının Türkiye içinde ortakları vardır. Ve bu ortakları, ABD’nin, Avrupa’nın, İsrail’in çıkarlarını “milli çıkarlar gibi pazarlama” becerileri ile donatılmıştır. PKK meselesi de etnik kılıf giydirilerek servis edilmiş ve Türkiye’nin elli yılı çalınmıştır.
FETÖ’NÜN VE PKK’NIN PATRONLARI AYNI. İKİSİ DE DIŞ MÜDAHALEYDİ, SALDIRIYDI. TÜRKİYE, İKİ İÇ İŞGALCİ YAPIYI DAĞITTI.
FETÖ de böyledir. O da “İslâmî, muhafazakâr” soslarla örtülmüş, bir “iç işgalci” yapı olarak kurulup devletin bütün sinir sistemine yerleştirilmiştir. O da elli yıllık ince bir çalışmanın ürünüdür. Bir çokuluslu müdahale projesidir. Ve o müdahale zamanı geldiğini fark ettikleri an 15 Temmuz olmuştur.
Açık söyleyelim 15 Temmuz projesinde FETÖ ile PKK ve DAEŞ birlikte hareket etmiştir. Çünkü üçünün de patronu aynı güçlerdir. Üçü de aynı amaçlarla kurulup güçlendirilmiş, aynı hedefe yöneltilmiştir. Üçü de son ve nihai darbe için harekete geçirilmiştir.
Bugün bu yasayı “Terörle Mücadele” zaferi olarak nitelemek yeterli değildir. Çünkü Türkiye’nin elli yıldır boğuştuğu şey terör değildi. Bize “terörle mücadele” diye pazarladıkları şey aslında bir dışarıdan müdahaleydi, saldırıydı.
SADECE KAN DÖKMEDİLER, TÜRKİYE’Yİ ZEHİRLEDİLER.
Terör diyerek gözlerimizi kör ettiler. ABD, Avrupa ve İsrail’in küresel terör söylemine yamadılar, resmi siyasi söylemi de toplumsal algıyı da zehirlediler. Bir taraftan da buna bir Kürt meselesi diyerek Türkiye’yi hareketsiz bıraktılar.
PKK üzerinden de FETÖ üzerinden de yürütülen şey açıktan Türkiye’ye saldırıydı. Bu haliyle ABD ve Avrupa’nın elli yıldır Türkiye’ye saldırdığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
İsrail kavram üretir, ABD silah ve güç kullanır, Avrupa Türkiye içindeki Truva atları ile hatta “gurka”larıyla bunu pazarlar. Formül böyledir.
BATI SALDIRILARI BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI İLE BİTMEDİ. BUGÜNE KADAR DEVAM ETTİ.
Öyleyse ortada terörden çok daha ileri boyutta tartışmamız gereken gerçekler vardır. Türkiye’ye yönelik terör ve başka görünüm altındaki müdahaleler, Birinci Dünya Savaşı’nın bitmediğini, saldırıların devam ettiğinin göstergesidir.
Daha açık bir ifade ile, Osmanlı’yı yıkanlar, saldırılarını Türkiye’ye yönlendirmişler ve devam etmişlerdir. Bu haliyle Birci Dünya Savaşı bizim için yeni bitmiştir.
Coğrafyayı paramparça edip yağmalayanlar, bütün coğrafyaya saldırılarını devam ettirmişlerdir. Ülkeleri daha küçük parçalara bölmeye, savunmasız bırakmaya, esir tutmaya, bu arada bütün kaynaklarını talan etmeye devam etmişlerdir. Türkiye’yi vesayet altında, kontrol altında tutup daha da küçültme planlarına devam etmişlerdir.
İŞTE ŞİMDİ AKDENİZ’E İNDİK!
Bu gücün bir gün kendine geleceğini, Akdeniz’e ineceğini, denizlerde ve geniş coğrafyada bir toparlayıcı güç olacağını biliyorlardı.
Bunu engellemek, hiç değilse bir yüz yıl daha ertelemek için inanılmaz kurgulara, saldırılara, dolambaçlı yollara girmişler, son otuz yılda daha da pervasızlaşmışlar, bu örtülü savaşı açık etmişlerdir.
İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzen bir illüzyondur. Batı’nın bize ve dünyaya pazarladığı “okşayıcı kavramlar” illüzyondu, yalandı. Bu bir pazarlama şekliydi, uyuşturma, zihinleri felç etme formülüydü.
Ama kendileri her zaman güç ve gerçekle hareket ediyorlardı. Bizler bu rüyayı daha yeni çözdük. Hâlâ o rüyaya inananların Türkiye’yi oyalama, engelleme girişimlerine tanık oluyoruz. Ve hâlâ bunlara tolerans gösteriyoruz.
TÜRKİYE TARİHİN AKIŞINI TERSİNE ÇEVİRDİ.
SARSINTILAR, BÜYÜK DÖNÜŞÜMLER BEKLEYİN.
Türkiye tarihin akışını tersine çevirmiştir. Belki zamanla bu, daha net anlaşılacak ama, “tarih dönüşü”nün dramatik sonuçlarını önümüzdeki yıllarda çok daha güçlü göreceğiz. PKK’nın, FETÖ’nün, içerideki yabancı istihbarat unsurlarının tasfiyesi ile özgürleşen Türkiye’nin, imparatorluklar aklının bütün coğrafya için nasıl bir “Kurtuluş Yolu” olduğu daha net anlaşılacak.
Bu aşamadan sonra sadece Türkiye olmayacak, coğrafya olacak. Gücün ve etkinin sınırları sadece ulus devletle sınırlı olmayacak, bölgesel ve küresel olacak. Etrafındaki milletlere yol gösterici, güç inşa edici Türkiye’nin coğrafya bütünleşmesine yönelik dev adımları, büyük tarih içinde kırılmalara, sarsıntılara, büyük dönüşümlere yol açacak.
TÜRKİYE İÇERİYİ TEMİZLER, KÜRESEL FIRTINA ESTİRİR…
Türkiye; içeriyi temizledikçe gücünü katlandıracak, öyle de oluyor. İçeride rahatladıkça bölgeyi de rahatlatacak ve öyle adımlar atılıyor. Siz bunu şu an savunma, askeri teknoloji alanındaki büyük çıkışla görüyorsunuz ama aslında büyük olan “akıl ve bilgelik”teki değişimdir.
Siyasette, kültürde, savunmada, ortak mirasta, kıtaları aşan bir akıl inanılmaz sonuçlar doğuruyor. Bu aklı izleyebilen herkes on yıl sonrasını tahmin edebilir.
ARTIK ELLİ PKK KURSALAR DA BİR ŞEY PAPAMAZLAR.
Artık Türkiye için bölünme, parçalanma tarihi bitmiştir. Elli tane daha FETÖ ve PKK kursalar da bir sonuç alamayacaklar. Avrupalı medya kursalar, İsrail’ci sermaye kursalar, ABD’ci askeri yapılanmalara girseler de Türkiye’ye diz çöktüremeyecekler.
Türkiye’yi durduramadıkları için de bölgede istedikleri ülkeye istedikleri haritayı uygulayamayacaklar. Artık Birinci Dünya Savaşı dönemi ile başlayan harita çalışmaları bitmiştir. Artık Türkiye ve bölgemiz için gerileme tarihi bitmiştir.
Artık “Cephe ülkesi Türkiye” tezleri bitmiştir. Avrupa ve İsrail’in güvenliğine göre dizayn edilen “stratejik değer” tanımları dönemi kapanmıştır. Artık terörle, terör görünümlü müdahalelerle Türkiye’yi terbiye etme dönemi sona erdirilmiştir.
ELLİ YILDIR BÜTÜN SALDIRILAR “MÜTTEFİK”LERİMİZDEN GELDİ…YÜZ YIL SABRETTİK. ARTIK BİTTİ!
Türkiye önce kendini yeniden inşa etti. Bu; Cumhuriyet’in ilanından sonra “İkinci Kuruluş”tur. Ya da “Kuruluş”un tamamlanıp “Yükseliş Tarihi”nin ilanıdır.
Türkiye, bu aşamaya gelene kadar çok ağır berdeller ödedi. Binlerce evladını toprağa gömdü. Ağır mali faturalara katlandı. Son elli yıldır, Türkiye’ye yönelik bütün tehdit ve saldırılar, “müttefik” dediği, “ittifak çatısı” altında durduğu ülkelerden geldi.
Bu ülke, öyle sabırlı bir ülke ki, bütün bunları biliyordu ve zamanı bekledi, yine sabretti. Bizler yüz yıldır sabrediyorduk. İşte şimdi o “sabır” dönemi kapandı. O “savunmada kalma” dönemi de kapandı.
PKK DEĞİL; AVRUPA, ABD, İSRAİL YENİLDİ…
“Terörsüz Türkiye” yasası sadece terörle sınırlı bir durum değil. Öyle bakarsak etnik nefret devam eder. Onlarca yıllık çatışmaların intikam duyguları devam eder. PKK biter ama gölgesi devam eder. Birileri bugünlerde özellikle bu alanlara yatırım yapıyor.
Aslında bu dışarıdan müdahale, saldırı meselesiydi. İşte yenilgiye uğratılan bu. Elli yıldır bizi saldırı altında turan planlama bu. Zaferi de burada aramalıyız. PKK yenilmedi, ABD, Avrupa ve İsrail yenildi. Onların Türkiye içindeki cepheleri dağıldı. Bunu bilmeliyiz.
Türkiye’nin bundan sonraki her adımı “coğrafya ölçekli” olacaktır. Coğrafya entegrasyonu, ülkeler ortaklığı, ulus üstü yapılanmalar hızlanacaktır. Askeri teknolojiden ortak orduya, sınırların pasaportsuz geçişinden ekonomik havzalara, teknoloji üslerinden kaynakların bölgenin zenginleşmesi için kullanımına kadar, Türkiye, bütün ülke ve milletleri kendi coğrafyasına odaklanması için teşvik edecektir.
BU COĞRAFYA DÜNYANIN MERKEZİDİR. BU BÜYÜK GÜCÜ ONLARA VERECEK KADAR AKILSIZ MIYIZ?
Savaş ve çatışmalar acilen bölge dışına itilmeli. ABD ve Avrupa’nın istilacı saldırıları acilen coğrafyadan uzaklaştırılmalı. İsrail’in bir kanser hücresi gibi coğrafyayı çürütmesi acilen engellenmeli ve bu tehdit coğrafyadan çıkarılmalı. Mezhep savaşları ve etnik çatışmalara açılan bütün kapılar hızla kapatılmalı.
İşte o zaman, Bir “Süper Kuşak” inşa etmenin çok da zor olmadığı ortaya çıkacak. Bu coğrafya, Fas’tan Endonezya’ya uzanır. Atlas Okyanusu’ndan Pasifik Okyanusu’na uzanır.
Güney Asya’yı, Batı Asya’yı, Orta Asya’yı, Ortadoğu’yu, Afrika’nın büyük çoğunluğunu içine alır. Dünyanın deniz geçişleri buradadır. Kara ticaret yolları buradadır. İnsanlık tarihinin hemen bütün imparatorluklar mirası buradadır. Dinlerin, mezheplerin, medeniyet kaynakları buradadır.
Bizim coğrafya dünyanın merkezidir. Yeryüzünün eksenidir. Büyük milletlerin anavatanıdır. İnsanlık tarihi burasıdır. Öyleyse bu kadar gücü başkasına devredecek kadar akılsız mıyız? Hem onlara devredip hem de aşağılanmaya razı olacak kadar kişiliksiz miyiz?
COĞRAFYA KADER DEĞİL, SİLAHTIR. BU YANILGI’DAN DÖNELİM ARTIK…
Hep söylerim; coğrafya kader değildir. Coğrafya sahip olduğumuz en büyük güçtür. Hem silahtır hem kurtuluştur hem zenginliktir hem kimliktir.
Onlar bir “Avrupa düşüncesi, Avrupa kimliği” oluşturuyorsa biz neden yapamayalım. Bizi kurtaracak olan büyük coğrafya kimliğidir. Türkiye işte buna yatırım yapıyor. Terörsüz Türkiye yasasından sonra çok daha büyük adımlar atılacaktır.
Öyleyse, yerlilik, millilik düşüncelerimiz, artık coğrafya ölçekli bir kimliğe dönüşmeli. Türkiye büyük adımlar atarken, çok ince bir jeopolitik akılla hareket ederken, birilerinin sokakları ele geçirmesini engelleyecek söylemler ve duruşlar üretilmeli.
Günübirlik tartışmalara odaklananların, daha büyük düşüncelere yönelmesi, bu büyük hesabın altını doldurmaları gerekiyor. Medya ve iletişim araçları bu yönde seferber edilmeli.
TARİH BU KADAR HIZLI AKARKEN BİZİM YAVAŞLAMA LÜKSÜMÜZ YOK. SINANMA TARİHİMİZ BAŞLAMIŞTIR.
Bizler tarihin çok kritik bir anını yaşıyoruz. Üstlendiğimiz her rol, tarih içinde bir yere not edilecek. Bu ağır sorumluluk bizi formatlamalı. Türkiye özgürdür, güçlüdür, büyük hedefleri vardır. Yeni vatanseverlik tanımı; bu büyük hedefler içinde küçük de olsa sorumluluk üstlenmektir.
Artık Batılı müdahaleler dönemi kapandı. Bahane bulma dönemi kapandı. Neler inşa edebiliyoruz, “sınanma dönemi” başladı. Tarihin bu akışı 21. yüzyıl boyunca geri döndürülemez.
Bu idrakle Türkiye’ye güç vermek için tam bir seferberlik gerekiyor. Şehir şehir, köy köy, sokak sokak bu milli idrak için harekete geçmek gerekiyor.
Tarih bu kadar hızlı akarken kimsenin yavaşlama lüksü yoktur.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.