Herkesin
Piyasamalzemesi olmanın ötesine gitmeyen sözün,
Oysa açık yüreklilikle,
Hepsinin üstesinden gelindi. Hepsine
Mücadele onları olgunlaştırmış, yoğurmuş,
Yeni şeyler üretmek, varolanın üstüne bir şeyler katmak,
Türkiye
Rehavete kapılmak, “
Siyasi alanda, ekonomik alanda, medya alanında, kültürel alanda, sadece Türkiye için bile değil,
Neden mi?
Çünkü Türkiye,
1. Dünya Savaşı sonrası oluşan bu
Onlar belki bir asır birbirleriyle mücadele edecekler. Ama
İşte tam bu dönemde,
İşte bu yüzden, yüzyıllara dönük sözler söylemeliyiz.
Rusya ile kriz yaşıyoruz,
Oysa Fas'tan Endonezya'ya uzanan bir coğrafya üzerine şekilleniyor her şey.
Türkiye, hiç bu kadar
Savaşın Suriye'den sonraki aşaması
Daha şimdiden
Yaşadığımız kriz, üstesinden gelmeye çalıştığımız baskı sadece Suriye meselesine bu kadar girmemizle sınırlı bir şey değil. Sadece bizim
Öyleyse
Öyleyse zihinlerinizi arındırın.
çok söz söyleyip pek bir şey söylemediği
, popüler cümlelerin arkasına sığındığı bir dönemdeyiz. Sesi çok çıkanların
doğru şeyler söylediği gibi bir yanlış kanaate sabitlendik gidiyoruz. Piyasa
riyadan
kurtulamadığı, maddi yatırım aracına
dönüştürüldüğü talihsizlikler yaşıyoruz. Hesapsız, sadece ülke için, millet için
, değer için öne atılması gerekenlerin konjonktür
hesapları yaptığı, denge
oyunları oynadığı, fitne-fesatla
iş tuttuğu, sözünü esirgemeyenlere itibar suikastleri düzenlediği bir zihinsel
zehirlenmişlik
adeta dip dalga gibi yayılıyor. Sözü doğrular için değil, menfaat-çıkar için bir kurşun gibi kullananlar
artık bu amaçla “kiralık katiller
" besler hale geldi. Televizyon ekranlarından, gazete köşelerinden, özellikle sosyal medya hesaplarından üç kuruş menfaat
uğruna önüne geleni kurşuna dizen ismi gizli, ruhu kara saldırı timlerimiz
var artık. Söz hiçbir dönemde, bunlar üzerinden yürütülen operasyonlarda olduğu kadar ucuzlamamıştı
. Büyük davalar, ucuz numaralar
Oysa açık yüreklilikle,
cesur
sözlerle, yılmadan bu zor ve dar zaman
da öne atılmak gerekiyor. Türkiye son üç yılda, olağanüstü zorluklar atlattı. Darbe üstüne darbe tezgahlandı, çokuluslu müdahaleler ardı ardına servis edildi. Sokak terörü
nden devlet içine sinmiş istihbarat
operasyonlarına, Türkiye'yi dünyaya terör devleti olarak göstermeye dönük imaj operasyonlarına, iç savaş
senaryolarına, ülkeyi terör üzerinden felç etmeye
dönük müdahalelere kadar, bizi millet olmaktan, ülkemizi vatan olmaktan
çıkarmaya dönük girişimler oldu. Hepsinin üstesinden gelindi. Hepsine
direnildi
. Siyasi duruşun, ekonomik bakışın, tarihsel kimliğin, coğrafyaya aidiyetin
yerlileşmesi uğruna bedeli ağır mücadeleler verildi. Ülkeye yabancı bütün unsurlar, millet tarafından teşhis
edildi ve bir kenara itildi. Bu büyük mücadelelerin taraftarı olanlar, bu uğurda risk alıp kelle koltukta mücadele edenler, büyük davaların yerine büyük idealler
ikame etmeleri gerekirken küçük hesaplara savruldu. Mücadele onları olgunlaştırmış, yoğurmuş,
pişirmiş
olmalıydı. Daha güçlü, daha sabırlı
, daha olgun ve daha bir dayanışma
çabası gerekiyordu. Ucuz sözlerin
, ucuz kişiliklerin
, ucuz hesapların peşinden gitmek yerine, bütün bunların üstüne yeni şeyler katma yarışı başlamalıydı. O hesaplar görülmedi,o parantez kapanmadı
Yeni şeyler üretmek, varolanın üstüne bir şeyler katmak,
Türkiye'nin yarınına hazırlık
yapmak gerekiyordu. Bin yıldır bu topraklarda işler hep böyle yürüdü çünkü. Büyük yıkımlar yaşadık, büyük mücadeleler verdik, insan hafızasını zorlayan direnişler sergiledik, sınırsız sabırla sınandık. Ve hep başardık
. Bütün umutların yok olduğu durumlarda bile bir kurtuluş ışığı yakaladık, ona yöneldik ve yepyeni bir tarih sayfası açabildik.Türkiye
yüz yıldır
işte böyle bir mücadele veriyor. Son üç yılda direndiklerimiz bu yüzyılın küçük bir parçası
. Ama unutmayın, bizim o yüzyılımız henüz bitmedi. O parantez kapanmadı, o hesaplar bitmedi
. Bugün terör üzerinden, bölgesel çevreleme
operasyonları üzerinden karşı karşıya olduğumuz şey işte bu yüzyılın büyük hesaplaşması
içinde bir hesaptır. Rehavete kapılmak, “
tamam bu iş
" diyerek rahatlamak, mevzileri terkedip ganimet
peşine düşmek bizi yıkıma götürecek bir atalettir.Siyasi alanda, ekonomik alanda, medya alanında, kültürel alanda, sadece Türkiye için bile değil,
bütün kültür/tarih havza
mız için yeni şeyler, zenginlikler üretmek için seferberlik
zamanıdır. Daha geniş dayanışma hattı oluşturma, daha kuşatıcı ve kaynaştırıcı
olma zamanı.Neden mi?
Haritayı yine onlar mı çizsin?
Çünkü Türkiye,
içeriden işgal
ediliyor. Çünkü Suriye savaşı bölgeselleşiyor
. Çünkü Rusya ile kriz Kırgızistan'dan Kafkaslara, Doğu Akdeniz'den Basra Körfezi'ne genişliyor
. Kimlik eksenli bölünme bütün coğrafyayı rehin
alıyor. Yeni harita taslakları
çiziliyor, yeni bir bölge şekilleniyor. Bugün gördüğünüz devletlerden bir kısmı on yıl sonra haritada olmayacak
. Yeni devletler, şehir devletçikleri, mikro yönetimler
, garnizonlar
ortaya çıkacak.1. Dünya Savaşı sonrası oluşan bu
harita kökten değişecek
. Yeni uluslar öne çıkarken bölgenin bazı ülkeleri parçalara ayrılacak. Yeni ittifaklar şekillenecek, yeni düşmanlıklar oluşacak. Belki onlarca yıl süren yeni anlaşmazlıklar
ortaya çıkacak. Bölgenin ana unsurlarını oluşturan Türkler, Araplar, Kürtler, Fars
kökenliler, bir yüz yılı şekillendirecek yeni harita çalışmaları karşısında birbirlerini yemeğe
devam ederlerse o haritayı hep başkaları çizecek
. Onlar belki bir asır birbirleriyle mücadele edecekler. Ama
dışarıdan
gelenler, Batı'dan gelenler, Doğudan gelenler
buralarda ganimet paylaşacak, bölgenin zaaflarını daha da kaşıyacak, 20. yüzyıldan sonra yeni bir vesayet yüzyılı
başlatmış olacaklar.Sonu gelmez savaşlar başlar
İşte tam bu dönemde,
tarihin en güçlü sözlerini
söylemek zorundayız. Yüz yıllık direncimizin en güçlü olanını sergilemek
zorundayız. Bu yüzden adını “acımasız direniş
" koyduk. Ayrışmaya karşı yakınlaşma mücadelesi vermek zorundayız. Yoksa bu ayrışma hepimizi imha
edecek. Arap-Fars Savaşı, Türk-Kürt savaşı, Arap-Kürt savaşı
, Türkiye-İran savaşı gibi önümüze sürekli savaş seçenekleri sunulacak ve bizler bütün bunları kendi doğrularımız
gibi, kendi tehditlerimiz gibi, kendi hesaplarımız gibi algılayacağız.İşte bu yüzden, yüzyıllara dönük sözler söylemeliyiz.
Siyasilerimiz, aydınlarımız, medya organlarımız, kanaat önderlerimiz, öğrencilerimiz
bu sözlere, bu tezlere yönelmek zorunda. Rusya ile kriz yaşıyoruz,
Rusya üzerine derinlemesine yazılar ne kadar az
. İran'la sıkıntılar yaşıyoruz, İran üzerinde etkili söz söyleyenler ne kadar az
. Ortadoğu bütün dünyamızı sardı ama coğrafya üzerine geleceğe dönük tespitler ve hedefler belirleyenimiz ne kadar az. Biraz daha Doğu'ya; Hint/Pakistan
coğrafyasına, Malay
coğrafyasına ne kadar yabancıyız. Biraz daha Güney'e
; Afrika'ya, Kuzey Afrika'ya dair ne az şey biliyoruz.Oysa Fas'tan Endonezya'ya uzanan bir coğrafya üzerine şekilleniyor her şey.
Enerjisi de, enerji koridorları da, kara/deniz ticaret yolları da, Doğulu ve Batılı istilacılara yönelik isyan dili de
hep bu coğrafyada yer alıyor. Yeryüzünün fay hattı ilan edilen bu kuşakta hiçbir ülke güvende değilken, Doğu'nun ve Batı'nın merkez güçleri tarafından paylaşılırken bizim sözlerimiz daha birbirimize bile ulaşacak güçte değil.
Türkiye'nin çokcepheli savaşı
Türkiye, hiç bu kadar
çok yönlü baskı
altına alınmamıştı. Rusya krizi yayılırken, İran'la soğukluk
artarken, bu iki ülke Türkiye'nin güney sınırlarını
kontrol altına almaya çalışırken, örgütler üzerinden Türkiye'yi sıkıştırırken, içeride terör üzerinden yürütülen iç işgale
destek verirken, Türkiye çok cephede mücadeleye zorlanıyor
. Sonraki aşama daha da endişe verici. Savaşın Suriye'den sonraki aşaması
Basra Körfezi ve Suudi Arabistan
olacak çünkü. Türkiye o zaman çok daha ağır baskılar altında kalacak, çok daha büyük bir sınavla yüzleşecek. Daha şimdiden
Kafkaslar
hareketlenmeye başladı. Rusya ve Ermenistan
Azerbaycan'ı sıkıştırıyor. Yakında Kuzey Kafkaslar
da hareketlenebilir. Bütün bunlar Türkiye'nin uzak kalamayacağı
belki de doğrudan içinde yer almak zorunda kalacağı krizlerdir.İşimize bakalım, 20. yüzyıl bitmedi
Yaşadığımız kriz, üstesinden gelmeye çalıştığımız baskı sadece Suriye meselesine bu kadar girmemizle sınırlı bir şey değil. Sadece bizim
başarısızlıklarımızla, beceriksizliğimizle
de sınırlı bir şey değil. Türkiye'nin o yüzyıllık parantezi kapatmasına, yeni bir tarih sayfası açmasına çok az zaman kaldığı için
oluyor. Bu meydan okumayı, bu ayağa kalkışı
durdurmak için son kurşunlar kullanılıyor. Bu yüzden Doğudan ve Batı'dan tehdit
ediliyor, baskı altına alınıyoruz. Bu yüzden terör eliyle sınırlarımızın içinde iç işgaller deneniyor.Öyleyse
içeride ve coğrafyada yaygın bir bağımsızlık mücadelesi
vermek zorundayız. Bu yüzden de dar mahalle
kavgalarını bir kenara atıp bütün bunlara cevap üretmek, siyasi akla
destek vermek, yeni sözler üretmek, daha güçlü adımlar
atmak zorundayız. Üç yıldır bütün darbe girişimleri o dirençle atlatıldı
. Güçlü sözlerle, sağlam duruşla atlatıldı. Bu da öyle olacak. Ayağı yere sağlam basanlar kalacak, gerisi ayıklanıp gidecek. Ama tarih güçlü sözleri, güçlü iddiaları olanlarındır
. Ayakları yere sağlam basanlar bir adım öne çıksın. Tarih yapıcı cesur adamlarla omuz omuza devam edilecektir. Öyleyse zihinlerinizi arındırın.
Hadi ayağa kalkın, yeniden başlıyoruz
. Çünkü 20. yüzyıl daha bitmedi!

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.