Türkiye dün yeni ve
acı bir terör saldırısı
na daha muhatap oldu. “Terör"
kavramının bütün unsurlarını taşıyan, tamamen sivilleri hedef alan saldırının amacı Türkiye'nin canını acıtmak
tı. Masum insanlarımız, hiçbir şeyden habersiz misafirlerimizi hayatını kaybetti. İntihar saldırganı
Suriye'liy
miş.
IŞİD
'ci,
PKK
'lı,
MLKP
'li,
Esed
'ci ya da her neyse. Hangi örgüte bağlı olduğunun çok da anlamı yok.
Pimi kim çekti
, anlamı yok. Ortada terör var bu örgütlerin
hepsi Türkiye'ye saldırıyor
. Doğrudan Türkiye'yi hedef alıyor. Ülkemizi, insanlarımızı vuruyor ve sadece kendileri için değil, başkaları adına da Türkiye'ye bedel ödetmeye çalışıyor. Üstelik birbirleriyle ilişkileri de gayet iyi.
İhale kime düşerse saldırıyı o yapıyor. Aynı ihale bazen PKK'ya, bazen IŞİD'e, bazen MLKP veya DHKP-C'ye veriliyor.
İhaleyi verenler bazen Esed oluyor, bazen
Avrupalı
müttefiklerimiz, bazen
Kuzey
komşumuz bazen de
Atlantik
ötesi güç çevreleri.
PKK ve IŞİD'e terör ihalesini kim veriyor?
Bu yüzden Sultanahmet'te pimi çeken kişinin kimliği gözlerimizi kör etmesin.
Tetiği çektirenin kim olduğu
önemli bizim için. O
intihar yelekleri
ni kimlerin hazırladığı, onları kimlerin silahlandırdığı hatta bu
örgütleri kimlerin kurduğu
, kimlerin topraklarımıza sürdüğü, kimlerin coğrafyamızın başına bela ettiği önemli.
Ankara
'da patlayan,
Sultanahmet
'te patlayan bombalar, Güneydoğu'da ilçelerimize, köylerimize, şehir merkezlerimize yönelen
“işgal girişimleri"
nden,
İstanbul'daki iş merkezlerini terör karargahlarına dönüştüren “iç işgalciler"den
bağımsız değil.
İhale dağıtanlarla ihale kapanlar
, aracılar hep aynı dairenin içinde yer alıyor. Hepsinin farklı gerekçesi var ama ortak hedefi Türkiye.
Bu yüzden
Cizre'de, Silopi ya da Sur'da işgali sona erdirmeye dönük mücadele ile Türkiye genelinde teröre karşı verilen mücadele aynı
mücadeledir. Bu, Türkiye'nin millet olma, devlet olma, egemen olma, yarınını güvence altına alma mücadelesidir. Bu, yüz yıl sonra coğrafyamız yeniden biçimlendirilirken,
haritalar yeniden şekillendirilirken, bize harita dayatanlara verilen kararlı bir cevaptır
.
Çok büyük hayal kırıklığı yaşayacaklar
Türkiye'nin başka da seçeneği yoktur. Bu yüzden,
terörle terbiye
edilecek, dize getirilecek ülke değildir.
Birinci Dünya Savaşı
ve ardından
Anadolu'yu kurtarmak
için verilen mücadele ile aynıdır.
Saldırılar bazen Sultanahmet'teki terör gibi gelir, bazen PKK üzerinden işgal girişimi olarak gelir, bazen YPG üzerinden Türkiye'yi çevreleme üzerinden
gelir, ama hepsi, canımızı acıtıp bizi içeride boğma stratejisinin parçasıdır.
Ama biz Birinci Dünya Savaşı'nda Anadolu'da
boğulmamışsak
, o yüzyıllık parantezi kapatmaya azmettiğimiz, buna
güç yetirdiğimiz
dönemde asla boğulmayacağız.
Çok büyük hayal kırıklığı yaşayacaklar
.
IŞİD'in de, diğer örgütlerin de bu büyük paylaşımın Truva Atları olduğunun,
tetikçileri
olduğunun farkındayız ve
hesaplaşma
bu gerçek üzerine yürümektedir. Öyleyse, canımız acısa da Türkiye'yi bu yoldan döndürmeye, terör üzerinden
diz çöktürmeye
kimse muktedir olamayacaktır.
Entelektüel terör şebekesine dikkat!
Saldırıdan bir gün önce
binden fazla akademisyen
doğrudan Türkiye'yi hedef alan
ortak bildiri
yayınladı.
PKK terörüne arka çıkan
, teröre karşı tek cümle etmeyen bu kişiler, doğrudan Türkiye'yi hedef aldı; ülkemizi dünyaya,
bir yerlere şikayet etmek
istercesine çirkin cümlelere imza attı.
Terörle
ortaklık
teşkil eden, Türkiye karşıtı ne varsa onlarla işbirliği görüntüsü veren
bu kişilerin imzasıyla ülkemize
sıkılan kurşunlarla, sivil insanlarımızı hedef alan bombalar arasında hiçbir fark yoktur
. Onlar terörün altına imza atmışlardır, Türkiye'ye savaş ilan etmişlerdir. Onlar da bir tür terör eylemine girişmişlerdir.
Nasıl PKK ile mücadele ediliyorsa, IŞİD'le mücadele ediliyorsa,
bu entelektüel terör şebekesine
karşı da bir
vatan savunması
esastır. Hayatları boyunca Türkiye'den
intikam
almaya ayarlı bu insanların bazıları
ahmaktır
,
aptaldır
ama bazıları gerçekten
ihanet
içindedir. Onlar, terör üzerinden yürütülen saldırıların ortaklarıdır.
Parayı veren herkes onları satın alabilir
Örgütlere ihale dağıtanlar onlara da ihale dağıtmaktadır
. Bugüne kadar hep bu ihalelerle ayakta kaldılar, hep bu ihaleler yüzünden ülkeye
sövdüler
, hep bu ihaleler yüzünden ülkeden nefret ettiler, Türkiye karşıtı kim varsa onlarla işbirliği yaptılar.
Mao'cu oldular, Sovyet'çi oldular, gizli Amerikan muhibbi oldular. Para gelsin Suudcu da olurlar, İrancı da olurlar. PKK'nın uyuşturucu paralarından pay almak için, onun PR'cısı olmak için can atarlar
. Tek ortak noktaları, tek hedefleri vardır: Türkiye düşmanı olmak.
O isimlere tek tek dikkat edin, büyük çoğunluğu hayatlarını bu
ihaleler
üzerinden kazanmaktadır, ihaleyi verenler onları bir yerlere yerleştirmektedir. Coğrafyamıza,
ülkelerimize yönelen küresel istilanın tetikçileridir onlar
, terörden çok daha büyük zararlar vermektedirler.
Hayatları boyunca yanlış hesap yapan, hep kaybeden, ülkenin ana omurgasından dışlanan
bu hainler, bu kirliler, bu çirkinler
, her kaybedişlerinde kendilerini başka bir ülkeye, güce satmanın arsızlığını hiç hissetmediler. Nasıl olsa, böyle
entelektüel katiller
için küresel ölçekte bir
amele pazarı
vardı ve
“iş"
piyasası oldukça genişti.
Hesaplaşma çok büyük..
Unutmayın, mücadele
bir terör mücadelesi değil
dir. Söz konusu örgütler de sadece terör örgütleri değil. Dar anlamda terörü tartışmak zihinlerimizi bulandırır.
Hesaplaşmanın boyutlarını, taraflarını, coğrafyasını iyi belleyin
. Bu, yüz yıl sonraki
ikinci büyük paylaşım
savaşıdır. Ülkeleri yeniden bölmeye, milletleri birbirinden koparmaya, sokakları ve zihinleri ayrıştırmaya yöneliktir.
Türkiye bu anlamda
yüzyılın mücadelesi
ni vermektedir ve
bütün oyunları bozan bir iktidar gücüne, iktidar alanına sahiptir
. Harita taslakları Türkiye'nin
sağlam iradesine
çarpıp anlamsızlaşmaktadır. Coğrafyayı ve Anadolu'yu talan etmek için önce Türkiye'yi dize getirmek zorundalar.
Ancak
bunu başaracak güçleri yoktur
. Belki buna inanmıyorsunuz ama gerçekten yoktur. Türkiye öyle örgütler üzerinden sarsılacak bir ülke değildir. Son yüz yılda
kaybettiğimiz
milyonlara, ödediğimiz ağır bedellere
dikkat edin. Diz çökmedik, yok olmadık, bir şekilde ayakta kalmayı bildik.
Türkiye direnişin ana karargahıdır
Oysa bugün
ayakta kalmanın çok ötesinde hedeflerimiz var
. Sadece Türkiye değil, coğrafyayı harekete geçirme, dünya savaşından bu yana devam eden o
uğursuz rüzgarı tersine çevirme
hevesimiz ve gücümüz var.
Bu ülke, işte bu tarihi mücadelenin ana karargahıdır
.
Örgütler gözünüzü korkutmasın, yarın ihale dönemi kapatılır, daha büyük pazarlıklar dönemi başlar, ortada kalıverirler.
Entelektüel kiralık katiller zihninizi bulandırmasın, yarın kendilerine verilen destekler kesilir, onların de sesi kesilir
.
Ama büyük bir
arınma
dönemine giriyoruz. Terör örgütleri kadar
entelektüel terör şebekeleri
de bu ülkeye, bu millete hesap vermek zorunda kalacak.
Onlar nasıl terör örgütleriyle iç içeyse, onlara yönelik mücadele de terörle mücadele ile iç içe olacak
.
Topyekün saldırıya, “Acımasız direniş"
Yüz yıl sonra yeniden
Selçuklu ruhu
geri dönüyor. Bin yıl önce akın akın Anadolu'ya gelen o ruh bugün
dalga dalga
bu toplumda yayılıyor. Siz bu ruhun tarih değiştiremeyeceğini mi sanıyorsunuz?
O ruh hep tarih değiştirmiştir
.
Haçlılar
'a karşı,
Moğol
istilasına karşı, Dünya Savaşı'na karşı hep tarih yazmıştır.
İşte yeni
harita taslakları
, örgütler üzerinden
servis
edilen çözülme stratejileri,
yazar-çizerler üzerinden servis edilen ezberler
bu dalga tarafından bozulacak,
şaşırtıcı bir harita
ile karşılaşacaklar.
Topyekün saldırı altındayız.
Topyekün savunma yapacağız.
PKK'ya, IŞİD'e veya entelektüel terör şebekelerine karşı.
Bu öyle bir mücadele ki,
“Acımasız direniş"
dışında kalanlar kaybolup gidecekler,
ihanetleriyle
tarihin yanlış sayfalarında silinip gideceklerdir.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.