Mekke Anlaşması’nın üzerinden ay bile geçmeden çapının genişlemesi şaşırtıcı değil. Mürekkebi kurumadan Batı Asya derinliklerine girmesi yaptığımız jeopolitik tarifleri teyit ediyor…
Bangladeş Dışişleri Bakan Yardımcısı Humayun Kabir, pazartesi günü basın mensuplarına yaptığı açıklamada ülkesinin anlaşmaya davet edildiğini söyledi; “Orta Doğu’daki İslam ülkeleri arasında bir güvenlik anlaşması varsa, buna katılmayı düşünmemiz olağandışı bir durum değildir. Bu konu olumlu karşılanmaktadır”. Kabir’in anlaşmayı, ‘Müslüman dünyanın öz savunma mekanizması’ diye tarif ettiğini de ekleyelim…
Bangladeş henüz anlaşmaya katılmış değil. Sadece davet edildiğini açıklıyor ama kurduğu resmi cümleler, buna eğilimli olduğunu gösteriyor. Dışişleri Bakanı ise henüz resmi davetin gelmediğini, gelirse olumlu bakacaklarını açıkladı. Hoş, hiç katılmasalar bile, olumlu baktıklarını söylemesi dahi bir çok ülkeyi düşündürebilir…
Bangladeş’in dünya haritasındaki yerine baktığınızda, Mekke Anlaşması’nın merkezinin kaydığını/ayarlandığını bile söyleyebilirsiniz. ‘Mahiyetini değiştiriyor’ diyenler de olacaktır ama ‘başından beri öyleydi zaten’!..
Türkiye-S.Arabistan-Pakistan demek ‘Ortadoğu merkezli’ anlamına geliyordu fakat bu çekirdek kadronun niteliğini bölge ile sınırlamak imkânsızdır. Şimdiye kadar Türk basın-yayın organlarında yapılan analizler paktın bedenine bu yüzden hep küçük geldi…
Bangladeş yapıyı, Güney Asya, Hint Okyanusu, Bengal Körfezi’ne taşıyor. Zamanla ittifaka katılabilecek Endonezya, Malezya gibi ülkeler tabloyu iyice genişletebilir.
Küresel çerçeveyi duvara asmadan önce tek tek gidelim…
***
Mekke Paktı’ndan en huzursuzlanan ülkeler listesi yapılsa rahatlıkla başa oynayacak Hindistan, Bangladeş’in katılımında da stres yaşayacak…
Pakistan-Bangladeş, Hindistan’ı paranteze alıyor. ‘Kuşatıyor’ iddialı olur ama ‘stratejik çerçeveleme’ye itiraz edilemez. Dakka-Yeni Delhi ilişkileri zaten kötü. Paktı Hindistan’a karşı fiilen kullanmasına gerek olmadan “daveti” dillendirmesi dahi aralarındaki kriz başlıkları için manivela sayılır…
Pakistan, çok net, bir daha kazanıyor. İslamabad küresel sahnede haylidir öne çıkıyor ve Hindistan’ın moralini bozuyor. Bu sefer de öyle; bilindiği gibi Bangladeş, 1971’de Pakistan’dan kopmuş bir ülke. Yarım asır sonra Mekke Paktı’nda birleşmeleri elbette ciddi ve yüksek mesaj olur. Bununla da kalmaz; Pakistan’ın güvenlik/savunma şebekesi ilk kez Hindistan’ın doğusuna uzanır…
Bangladeş ittifaka resmen katılmadığı için askerî konular üzerinden tahlil yapmak ileri olur. Daha kuruculardan birinin saldırıya uğraması durumunda nasıl bir mekanizmanın çalışacağı tartışılırken, Bangladeş’in saldırıya uğraması halinde savunma çarkının nasıl döneceğini konuşmak afaki olur ama.. Dilin ucuna da geliyor işte; “Bangladeş, Pakistan’ın ‘nükleer şemsiyesi’ altına da girer mi” diye…
***
Türkiye… Tabii kazanıyor ama özel olarak Ankara-Dakka ilişkilerine de bakmak lazım; Bangladeş Kara Kuvvetleri Komutanı geçtiğimiz Temmuz ayında Ankara’daydı. Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’ya görüşmüş, savunma sanayi tesislerini gezmiş, ortak üretim ve İHA alanlarında işbirlikleri konuşulmuştu. Taze altyapısı var yani ikili ilişkilerin. Bangladeş, Türkiye için sadece dördüncü ortak değil. Türk savunma sanayine “Bengal Körfezi” üzerinden bir stratejik kapı açılabilir. Türkiye’de bunların konuşulması hâlâ garip gelebilir birilerine ama gelmesin. “Ne işimiz var Suriye’de, Libya’da” laflarından buralara gelmedik mi? Alışalım artık…
Hasılı, ekonomik açından Güney ve Güneydoğu Asya’ya çıkış noktalarından biri olabilir. Bölge çok büyük, ekonomi, deniz ve enerji yolları açısından mümbit. Bize çok uyar…
***
Çin… Mekke Anlaşması, asla sürpriz değil, oraya kadar gelmiş bulunuyor…
Bangladeş özelinde Mekke Anlaşması’nın Çin’e karşı adım olacağına dair okumalar yanlış. Bangladeş-Çin ilişkileri farklı; aralarında önemli diplomatik ve savunma işbirlikleri var. Bangladeş, Pekin’den savaş uçakları almaya hazırlanıyor. Zaten Çin’in, Mekke Paktı’na bakışını bir evvel paylaşmıştık. (‘Çin, ‘Mekke Paktı’nı nasıl algıladı, Türkiye için ne dedi?’, 26/08.) Bu yüzden Çin’in sert reaksiyon göstermesini beklemek bölgedeki nüfuzuna da bakıldığında yersiz olur. Kaldı ki, Çin-Pakistan ve Çin-Hindistan ilişkileri ortadayken…
Belki, yukarıda adı geçen diğer Müslüman ülkelerin katılımı durumunda bir tür “yeşil kuşak” kaygısı geliştirebilir mi? Bu da şimdilik kaydıyla zorlama olur ama not edelim…
İngiltere!.. Kambersiz düğün olur mu? Bangladeş tarihinde çok önemli rolü var. Nüfuzu eskisi kadar değil ama şu kadarını söyleyeyim kâfidir; Bangladeş, ‘Commonwealth’ üyesidir. İngiliz etkisini Ortadoğu’daki son gelişmelerin hepsinde izleyebiliriz, buraya da bağlanıyor işte…
***
Bangladeş’in müstakbel üyeliği gerçeğe dönüşürse, demografik ve coğrafi bir anlam da taşıyacak. 170 milyonluk bir ülkeden bahsediyoruz. İttifak, ‘temsilî’ açıdan da gerçek bir “blok” görüntüsüne kavuşacaktır. Paktın ‘denizler’ boyutu genişlediğinden, “Trans-bölgesel güvelik kuşağı” tanımı kullanılabilecektir…
Mekke Paktı’nın bir ‘mantıksal jeopolitik güzergâhı’ olması gerekiyor. Bir stratejik akış yani. Bu vektör, Malezya, Endonezya ve Mısır’la genişlerse, artık kimse ‘tanım’ konusunda itiraz edemez; bu bir “güvenlik kutbu” olur. ‘Şimdilik’ kaydını sık düşüyoruz çünkü değişkenler çok. Az buz işten bahsetmiyoruz. İdeal formuna nasıl, ne zaman kavuşur çok bilinmeyenlidir. Ama kaba taslağı bile mevcut düzene alternatif sunar…


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.