Dünya siyaseti ve ekonomisi çok büyük sınamalarla karşı karşıya. Sanırım bu denli belirsizliğin olduğu bir dönemi dünya savaşlarının olduğu yıllar hariç görmedik. 2008 Küresel Finansal Krizi, 2010 Avrupa Borç Krizi ve pandemi döneminde bile bu denli belirsizliği yaşadığımızı ifade etmek mümkün değil. Zira pandemideki tek belirsizlik sadece ne kadar uzun süreceğiydi. Oysa bugün jeopolitik gelişmelerden ekonomiye, teknolojiden yapay zekanın evrimine kadar öngörü yapmayı zorlaştıran çok sayıda değişken eşzamanlı olarak karşımızda.
Elbette böyle dönemlerde hem öngörüde bulunmak hem de vadedilenleri yerine getirmek oldukça zor. Hatta belirsizliğin dozu o kadar yüksek ki öngörüleri güncelleme frekansı da çok yüksek olabiliyor. Bu durumdan en çok etkilenen kurumların başında merkez bankaları olmak üzere finansal kurumlar geliyor. Tabii ki Merkez Bankaları’nın tahminlerini ve politikalarını sık güncellemesini istemeyiz. Bu ciddi bir itibar kaybıdır. Öte yandan bu denli dalgalanmaların olduğu dönemlerde tahminlerini ekonomiye etki eden ekonomi dışı faktörlerin etkisi ile değiştirmek zorunda kalmalarını ve hatta gerçekçi olmak adına bunu sık yapmak zorunda kalmalarını da anlayabiliriz. Ancak böylesi dönemlerde itibar tesisi için temel kriterin tüm kesimlerin aynı mesajı almasını sağlamak olduğunu belirtmek gerekiyor.
Son dönemde Merkez Bankası’nın bu konuda bir miktar zayıf kaldığını hatta benim de bir dönem övgüyle bahsettiğim iletişiminde aksamalar olduğunu ifade etmeliyim. Son dönemde farklı finansal kurumlardan gelen tahminler arasındaki farklar bu savımı destekler nitelikte. Merkez Bankası’nın son attığı normalleşme adımının ardından 3 farklı kurumdan 3 farklı tahmin gelmesi piyasalara gereken mesajın gerekli şekilde verilmediğine ilişkin bir tablo ortaya koyuyor. 3 farklı kurumun tahminlerini özetlediğimizde şöyle bir görüntü ortaya çıkıyor;
Bank of America (BofA); Bu yıl tek faiz indirimi olur.
O da Ekim’de 100 baz puan.
HSBC: Bu yıl ilk faiz indirimi Eylül’de gelir.
Goldman Sachs: Merkez Bankası politika faizini bu yıl sabit tutar.
Dikkat ederseniz büyüklüğü ve piyasadaki karşılıkları itibariyle piyasalara yön verme konusunda güçlü bir pozisyonda olan üç farklı finansal kurumun üçünün de farklı beklentilere girdiği bir görünüm var. Bu örnekleri yurtiçi ve yurtdışından farklı finansal kurum tahminleri ile de artırabilirim ancak bu üç tahmin bile Merkez Bankası’nın piyasaları yönlendirme konusundaki iletişiminde son dönemde ciddi bir zayıflık oluştuğunu gösteriyor.
Bu iyi bir durum olmadığı gibi bu denli karmaşık mesaj vermek ya da doğru mesaj verilmediği/verilemediği için kafa karıştırmak oldukça tehlikeli.
Her zaman söylediğim gibi Merkez Bankası’nın başarılı olması ve hedeflerine ulaşması esasen hepimizin faydasına olan bir durum olduğu için piyasalardaki kafa karışıklığına ve buna neyin neden olduğuna samimi ve yapıcı bir şekilde dikkat çekmek istedim. Bu bakımdan şahsi tavsiyem reel sektörün bu kadar sıkıştığı ve meslek örgütlerinin başkanlarının tepkilerinin dozunun arttığı böyle bir dönemde Merkez Bankası’nın odağın güçlü sözlü ve yazılı yönlendirme olması gerektiğidir.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.