Bilişim ve teknoloji alanındaki önemli yayın organlarından BThaber’in 27 yıldır sektörün röntgenini çekmeye çalışan “Bilişim 500 Araştırması” tamamlanmış. “Teknolojinin İpek Yolu Anadolu’dan Geçmeli!” mottosuyla açıklanan 2025 yılı verileri, sadece 1,6 trilyon TL’ye (yaklaşık 39 milyar dolar) ulaşan devasa bir pazar büyüklüğünü müjdelemiyor; aynı zamanda niteliksel bir kabuk değişiminin ve stratejik bir uyarının da altını çiziyor.
Sektör genel toplamda %40 büyümüş. Ancak resim biraz daha geriden okunduğunda büyüme temposunun vites küçülttüğü görülüyor; TL bazındaki büyüme 2023’te %88, 2024’te %56 iken son yıl %40 seviyesine gerilemiş.
Dikkat çeken bir diğer veri de, listedeki her 100 şirketten yalnızca 8’inin gelirini %100’ün üzerinde artırabilmiş olması. Yılın rekoru %323 ile ELD Bilişim’den gelse de, genel tabloda “hızlı büyüyen” oyuncu sayısı belirgin şekilde azalmış.
İş dünyası artık Yapay Zekâ’yı (YZ), verimlilik ve sürdürülebilirliğin merkezinde yer alan doğrudan bir iş stratejisi olarak görüyor. YZ gelirlerindeki %58’lik artış da bu dönüşümün kanıtlarından biri.
Bu yıl ilk kez araştırmaya dahil edilen “Yönetilen Hizmetler” kategorisinin
3 milyar TL’lik hacme ulaşması ise kurumların dış kaynak kullanımına ne kadar hızlı yöneldiğini gösteriyormuş.
BThaber Başkan Yardımcısı Özlem Unan’ın vurguladığına göre: “YZ’de yarının kazananlarını sadece en iyi modeli geliştirenler değil, bu modelleri güvenle çalıştıracak GPU (Graphics Processing Unit / Grafik İşleme Birimi) altyapısını, veri merkezini ve bulut çözümlerini sunabilenler belirleyecek.”
Ciroya göre yapılan değerlendirmede sektörün zirvedeki isimleri belirlenmiş. Liderlik Türk Telekom’un olurken, Turkcell ikinci, Vodafone üçüncü sıraya yerleşmiş. Zirveyi İndeks Bilgisayar, Teknosa, Bilkom, Penta, Arena, Ingram Micro ve Türksat takip etmiş.
Türkiye Ekonomisine Katkı Özel Ödülleri’nde ise kategorilerinde yılın birincileri; Logo Yazılım, KoçSistem, Türk Telekom, Softtech, Arkel, TP Türkiye ve HAVELSAN olmuş.
Ayrıca yerli sektörel yazılımlar, %35 büyüyerek toplam yazılım gelirlerinin %67’sini oluşturmuş. Bu alanın en büyük taşıyıcısı ise %45’lik pay ile bankaların teknoloji şirketleri üzerinden yine finans sektörü olmuş. Performans tarafında ise MG Mobil Teknoloji, Finever Bilişim ve Link öne çıkmış.
Ödül töreninde özetle şu görüşün altı çizilmiş: “Verisini kendi ülkesinde tutan, güçlü altyapı ve yapay zekâ yatırımlarını yönetilen hizmetlerle birleştiren ve yüzünü küresel ihracata dönen şirketler yarının kazananı olacak. Anadolu’dan başlayan İpek Yolu da ancak bu vizyonla dünyaya yön veren bir teknoloji koridoruna dönüşebilir.”
Kutuplara taşınmak…
Halkbank, girişimcilik ekosistemini destekleyen projelerine bir yenisini daha ekleyerek, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Kutup Araştırmaları Enstitüsü (TÜBİTAK KARE) ile yeni bir iş birliğine imza atmış.
Kutup araştırmalarına katkı sağlamayı hedefleyen girişimcileri Antarktika Hackathonu’nda (HackAntarktika) bir araya getirecek projede, seçilecek girişimciler 11. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ne katılma ve projelerini Antarktika’nın zorlu coğrafyasında test etme fırsatı bulacaklarmış.
HackAntarktika için başvurular, 13 Eylül tarihine kadar Halkbank internet sitesi üzerinden yapılabiliyor.
Finansör kimliğinin ötesine geçip “bilimsel vizyon ortağı” rolünü üstlenen Halkbank’ı ve TÜBİTAK KARE’yi heyecanla izlemeli. Dünyanın en zorlu coğrafyasına, en sert rüzgârların estiği Antartika’ya bir fikir taşımak hayli ilginç…
Olay, Robert F. Kennedy’nin 1968 Başkanlık Seçimleri sırasında Bernard Shaw’a atfen kullandığı o ünlü sözü hatırlattı bize: “Some men see things as they are and say why?; I dream about things which never were and say why not?” (Bazıları olanı görür ve ‘Neden?’ der; ben ise hiç var olmamış şeyleri hayal eder ve ‘Neden olmasın?’ derim.)..
Bilindiği üzere tarihi bu ikinci tür insanlar yazar…
Gerçek dinlenme
Ekran karşısına “Hafta sonu biraz dinleneyim” diyerek koltuklarına yerleşenler… ‘Dinlenmek’ adına arka arkaya dizilere takılanlar… Bitmek bilmeyen sosyal medya takibine kapılanlar; sürekli kaydırılan, eş dostla paylaşılan ekranlar... Dışarıdan bakıldığında son derece hareketsiz ve dinlence dolu bir durum değil mi?
Değilmiş…
Okan Üniversitesi Kişiselleştirilmiş ve Fonksiyonel Tıp Kliniği’nden Dr. Hande Namal Türkyılmaz, ‘Yaşam Tarzı Tıbbı’nda bu durumun “Sahte Dinlenme” olarak tanımlandığını söylüyor. Türkçede de “Sadece Dinlen” diye karşılanabilecek, dinlenmek için hiçbir dijital eyleme takılmadan öylece kalmayı savunan “Just Rest” denilen bir akımdan söz ediliyor…
Tıpkı karnı doyuran ama hücreleri beslemeyen abur cuburlar gibi, ekran karşısında geçirilen pasif saatler de zihni ve sinir sistemini beslemekten son derece uzakmış. Hiçbir şey yapılmadığı düşünülürken, beyin saniyeler içinde değişen yüzlerce yeni uyaranı işlemekle uğraşıyormuş. Küçük dopamin patlamaları, aralıksız bilgi akışı ve ekranlardan yayılan mavi ışık bombardımanı... Sonuç? Vücudun “savaş ya da kaç” mekanizması; sempatik sinir sistemi sürekli alarm halindeymiş. Beden koltukta sabitken, zihin bir fırtınanın ortasında kalıyormuş.
Peki, sinir sistemini parasempatik moda, yani “dinlen ve sindir” evresine geçirecek gerçek dinlenme nasıl sağlanıyor?
Dr. Türkyılmaz’ın, bu soruya yanıtı net; “Sensörleri kapatarak ‘duyusal detoks’ yapın”. Böylece zihnin kontrolsüz dopamin arayışı kesiliyor, vücudun gerginlik anında salgıladığı temel stres hormonu ‘kortizolün’ aşırı yükselmesi engelleniyormuş. Normal seviyelerde kaldığında kan şekerini, metabolizmayı ve bağışıklık yanıtını düzenleyerek tehditlerle başa çıkmayı sağlayan bu hormon, stres nedeniyle sürekli yüksek seyrettiğinde ise vücuda zarar veriyormuş. Bu nedenle duyusal detoks ile kortizolü dengede tutmak gerekiyormuş.
Ezcümle; gerçek dinlenme, bedeni ve zihnî hareketsiz kılmak, hiçbir şey tüketmeden, dinlemeden ya da izlemeden sadece durmakmış…


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.