Kasım ara seçimleri öncesinde, Demokrat Parti’de merkezle demokrat sosyalistlerin mücadelesi sertleşiyor. Obama’nın Özel Kalem Müdürü ve eski Chicago Belediye Başkanı Rahm Emanuel’in Wall Street Journal’da kaleme aldığı yazıda demokratik sosyalistleri partinin seçimdeki şansını tehlikeye attığı suçlamasına Bernie Sanders’ın müesses nizam eleştirisiyle cevap vermesi dozu artan çekişmeye işaret ediyor. Kasım seçimlerine giderken merkez siyasetin iktidarı Trump’a kaptırmakla kalmayıp büyük sermayenin elinden kurtulamadığı algısı ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin demokrat sosyalist politikalarının popülerliği partinin en aktif genç kitlelerini daha sola çekiyor. Merkezde ise bu heyecanı küstürmeden enerjisinden yararlanmak isteyen müesses nizam, ilerici ve demokrat sosyalistlerin ‘aşırı’ fikirlerinin özellikle salıncak eyaletlerde partiye seçim kaybettireceğini savunuyor. Kasım seçimlerinde ortaya çıkacak tabloya göre, 2028 başkanlık adayının da profilini belirleyecek olan bu mücadele Demokrat Parti’yi Trump karşıtlığında birleşmekten alıkoyabilir.
İKİ FARKLI TEŞHİS
Partinin merkez kanadı Trump’ın popülaritesinin düşüklüğünü ve ekonomik sıkıntıları kasım seçimlerinde en önemli fırsat olarak görüyor. Ancak polisin lağvedilmesi, sınırların göçmenlere açılması ve hapishanelerin kapatılması gibi radikal fikirlerin seçmeni yabancılaştıracağını savunuyor. Rahm Emanuel’in yazısında Cumhuriyetçilerin Demokratları sosyalist olarak yaftalayacağını ve partinin Trump’ın yolsuzlukları ve ekonomik başarısızlıklara odaklanması gerektiğini savunuyor. Aşırı sol ve ilerici fikirlerin ortaya yakın seçmeni karşı tarafa iteceğini savunan Emanuel, zaten Demokratların kazanacağı bölgelerde sosyalistlerin kazanmasının sorun olmayacağını ancak ılımlı Cumhuriyetçi bölgelerde sosyalist adayların ılımlı Demokratların şansını heba edeceğini savunuyor.
Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez’in (AOC) temsil ettiği sol ilerici kanat ise Demokratların asıl sorununun sola kaymak değil seçmene statüko dışında bir opsiyon sunamaması olduğunu savunuyor. Hayat pahalılığı ve gelir adaletsizliğinin geldiği nokta karşısında milyarderlerin siyaseti kontrolleri altına aldığını savunan bu grup, Demokrat müesses nizamın hem zengin bağışçılara bağlı kaldığını hem de emekçi sınıflara gerçek değişim vadedemeyerek mobilize edemediği tezini öne sürüyor. Trump’ın ikinci kez seçilmesinin de sosyalist siyasetin radikal fikirlerinin yarattığı korku nedeniyle değil, Biden-Harris yönetiminin ve parti elitlerinin siyasi başarısızlığının sonucu olduğunu düşünüyorlar.
NEW YORK ÖRNEKLİĞİ
Partinin ideolojik söylemleri ve seçim stratejisi kadar ortaya konulan pratik örnekliğin de kritik önemi olacağı bir seçime gidiyoruz. Partinin müesses nizam temsilcileri kültür savaşlarının partiye zarar verdiğini savunurken Mamdani’nin bir yandan herkesi kucaklayan bir yandan da reel ekonomik sorunlara çözüm üreten profili sosyalistlerin elini güçlendiriyor. Sanders hareketin ideolojik lideri ve AOC de onun ulusal düzlemdeki siyasi mirasçısı haline gelirken Mamdani’nin şimdiye kadarki başarılı yönetimi sosyalist kanadın elini güçlendiriyor. New York’un zenginlerine emlak ve gelir vergisi gibi adımlarından fakir kitlelere ücretsiz veya düşük bedelli belediye hizmetlerini bütçe açığını da iyileştirerek artırması liberal seçmenin gözünde demokrat sosyalistlerin kredisini artırıyor.
Sosyalist demokratlarla ilericilerin tamamen aynı platformu savunma- dıklarını belirterek aralarında ayırım yapmak gerekiyor, örneğin Elizabeth Warren gibi isimler sosyalist politikaları tam olarak benimsemiyor. Ancak bu kanadın üzerinde birleştiği hayat pahalılığı, gelir adaletsizliği ve aşırı zenginlerin siyaset üzerindeki etkisi gibi sorunlar birleştirici işlev görüyor. Diğer bir birleştirici gündem olan İsrail meselesine bakıldığında da konunun dış politika meselesinden ziyade zengin elitlerin siyaseti İsrail lehine kontrol etmesine karşı güçlü bir itiraz bağlamında tartışıldığı göze çarpıyor. Bu mesele genç aktivist seçmenlerle milyarder bağışçılar arasında adeta bir fay hattı olarak öne çıkıyor. Bu konuda da Mamdani’nin Netanyahu’yu tutuklama tehdidinde görüldüğü gibi tutturduğu ton ve net duruşu gençlerin desteğini alma konusundan merkez siyasete karşı açık bir tezat teşkil ediyor.
KASIM SEÇİMLERİ VE ÖTESİ
Kasım seçimlerine doğru parti içi mücadele şiddetlenecektir ancak tam bir iç savaşa dönüşeceğini söylemek için erken. Trump karşıtlığının partiyi birleştirici gücü ortada ancak demokrat sosyalist cephe daha yapısal sorunlara odaklanmayı tercih etmekle kalmayıp Demokrat elitleri müesses nizamın parçası olmaları itibariyle sorunun da parçası olarak görüyor. Trump’a karşı birlikte çalışmak zorunda olsalar da uzlaşı arayışı içinde olduklarını söylemek zor. Kasım seçimlerinin sonuçlarının yorumlanması aşamasında parti içi rekabet daha da şiddetlenecek ve asıl iç savaş belki de 2028 adayının belirlenmesi aşamasında yaşanacak. Başarı veya başarısızlık, aday ve seçim bölgesi profillerine göre partinin istikametine yön verecektir ancak ivmenin demokrat sosyalistler ve ilerici sol tarafında olduğunu söylemek mümkün.
Solun başarısız AOC gibi bir adayın başkanlık adaylığını da gündeme getirebilir. Sağlık güvencesi, sendikal haklar, servet vergisi, ücretsiz çocuk bakımı ve eğitimi, İsrail’e askeri yardım gibi konuların daha fazla tartışıldığı bir başkanlık seçim süreci yaşanabilir. Mamdani’nin performansı da Demokratların vaatlerinin uygulanabilirliği konusunda güven verebilir. Bununla birlikte başkan adayının sadece Demokratlardan oy alacak bir aday olması durumunda şansı azalabilir. Demokrat sosyalist olduğunu ilan etmekten çekinmeyen isimlere karşı bu etiketin negatif etkisinden de oy kaybedebilir. Bütün bu senaryolar Kasım seçimlerinde çıkacak tabloya göre şekillenecektir.
Kasım seçimleri, Demokratların Trump karşısında birleşip birleşemeyeceğini değil bu birliğin seçimden sonra nasıl bir siyasi platforma dönüşebileceğini gösterecek. Demokrat sosyalistler yeni seçmenleri sandığa getirirken merkez seçmeni kaybetmediklerini kanıtlarlarsa 2028’e parti politikalarını belirleyen bir güç olarak girebilirler. Bunu başaramazlarsa merkez kanat, Trump’la etkili mücadelenin ancak sosyalist sola mesafe koyarak olacağını savunacaktır. Dolayısıyla kasım seçimlerinin Demokrat Parti içindeki mücadeleyi bitirmesi değil, partinin kimliğinin belirleneceği daha sonraki aşamada hangi kanadın üstünlük kuracağı konusunda fikir vermesi beklenebilir.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.