|
Yazarlar

Son söz memleketten

04:00 . 29/03/2019 Cuma

Kemal Öztürk

1969 yılında Ağrı’da doğdu. Orta öğrenimini Sakarya’da tamamladı. Marmara Üniversitesiİletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Öğrenciliği esnasında çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yayınlayarak yazı hayatına atıldı. 1995 yılında Yeni Şafak Gazetesi’nde profesyonel gazeteciliğe başladı. 1997 yılında Kanal 7 televizyonuna transfer oldu ve televizyon haberciliğine başladı. Haberciliğin yanı sıra belgesel hazırlamaya başlayan Öztürk’ün ilk belgeseli Sarıkamış oldu. Recep Tayyip Erdoğan’ın hayatını konu edinen ilk belgesele imza attı. Sonrasında İlk Meclis, Yemen, 1999 Depremi, Türkiye’de kadın hareketi tarihi ve Halide Edip, Osmanlı Modernleşmesi ve Pera gibi konularda birçok belgesele imza attı. 1999 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın en iyi belgesel ödülüne layık görüldü. 1999 yılında Amerika ve Kanada’ya giderek yabancı dil eğitimi aldı ve belgesel alanında araştırmalar yaptı. 2003 yılında TBMM Başkanı İletişim Danışmanı oldu. İki yıl sonra TBMM Başkanı Başdanışmanlığına getirildi. 2008 yılında AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanı olarak görev aldı. 2009 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Basın Danışmanlığı görevine getirildi. İki yıl boyunca Başbakan Erdoğan’ın basınla ilişkilerini koordine etti. 3 Ağustos 2011 tarihinde Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak atandı. 1 Aralık 2014 tarihinde “kişisel prensip ve ilkeleri” nedeniyle, 3 yıl 4 ay sürdürdüğü, AA Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdürlük görevinden istifa ettiğini duyurdu. 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren Yeni Şafak Gazetesi’nde köşe yazarı oldu. 18 Şubat 2015 tarihinde de Katar’ın önemli gazetelerinden Al Şark Gazetesi’nde yazıları yayımlanmaya başladı. İyi derecede İngilizce bilen Öztürk, evli ve 3 çocuk babasıdır.

Kemal Öztürk

Seçim gündemiyle dolu günler artık bitmek üzere. Hepimiz yorulduk. Arık Pazar günü sandığa gidip hepimiz oy kullanacağız. Son sözü millet söyleyecek ve hepimiz buna saygı göstereceğiz.

Son seçim gözlemim Sakarya’dan.



HUZUR VEREN AMA KARŞILIĞINI ALAMAYAN ŞEHİR

Bir şehir düşünün ki, her geldiğinizde size huzur versin, sükunet versin, mutluluk versin. Bu şehir bizim için Sakarya’dır. Ağrı’da doğdum ama çok küçük yaşta geldiğim Sakarya’da büyüdüm. İkisinin de yeri ayrıdır gönlümde.

Sanırım ülkede çok şehir vardır ki, hak ettiği yerde değildir. Sakarya bunların başında gelir. Sahip olduğu potansiyel, aslında bu şehri ülkenin gözbebeği, dünyanın da ilgi çeken kentlerinden biri yapacak kadar kuvvetlidir.

Doğası, ovası, yaylası, sanayisi, üniversiteleri, insan kaynağı, jeopolitik konumu ve manevi duygusu Sakarya’yı bir marka şehir yapmaya yeter. Lakin gelin görün ki şimdiye kadar bu gerçekleşmedi.

Son 20 yılda şehre belediye başkanlığı yapanların tümü yakın arkadaşımdı. Hepsine Sakarya’yı marka yapmak gerektiğini anlattım. Milletvekilleri, valiler, bakanlar da buna dahildir. Ancak bugüne kadar şehir hak ettiği değere, hak ettiği yere ulaşmadı.

Valiler, belediye başkanları, milletvekilleri klasik çalışmalarını başarıyla yaptı. Şehrin öyle kronik sorunu bulunmuyor. Ama Sakarya hala bizim gönlümüzdeki yerinde değil.

Bunun en büyük sebebi, şehrin aktörlerinin kendi arasındaki çekişmedir. Hiçbir zaman tüm aktörler tek bir hedef, tek bir hayal etrafında buluşmadı, oraya odaklanmadı. Bu yüzden şehir kaybetti, şehrin aktörleri günlük politikalar izlemeye devam etti.

Büyükşehir Başkan adayı olan, değerli arkadaşım Ekrem Yüce ile sandığa gitmeye birkaç gün kala buluştuğumuzda bunu sordum:


EKREM YÜCE: SAKARYA MARKA ŞEHİR OLACAKTIR
“Bence de şehrin hak ettiği şey ulusal düzeyde, uluslararası düzeyde marka şehir olmasıdır. Marka şehir ana projemizin merkezinde bulunuyor. Özellikle üniversiteler, sonra odalar ve diğer aktörlerle bunun için ortak çalışmalar yapacağız.
Burada ürünler, değerler ortaya çıkartacağız önce. Sonra bunları dünyaya tanıtacağız. Ve Sakarya hak ettiği yere gelecek, hiç merak etmeyin.”

Ekrem beyin bu konuşmasını verilmiş bir söz olarak görüyorum. Umuyorum bu sefer şehrimiz hak ettiği değere ulaşır.

Sakarya’da Ekrem Yüce kendisiyle yarışıyor. Sakin ve hoşgörülü tavrı nedeniyle sahada gösterilen ilgi hayli yüksek. 2014’te AK Parti’nin aldığı % 57 oyun üzerine çıkarsa onun için önemli bir başarı olacaktır.

SAHADA GÖRDÜĞÜNÜ YAZMANIN ZORLUĞU

Seçimleri izlemek için birçok şehre gittim. Yüz yüze ya da telefonla, birçok başkan adayı ile konuştum. Neredeyse her gün araştırma şirketleri, konu uzmanları, siyasi analizine güvendiğim insanlarla konuştum, soru sordum. Taksiciden çiçekçiye, esnafta iş adamına, sade vatandaştan üst düzey bürokrata, siyasetçiye kadar gördüğüm herkesle seçim tahminlerini, beklentilerini, sıkıntılarını konuştum.

Sahada gördüğümü burada yazıya, televizyonlarda ekrana taşıdım, kamuoyunu aydınlatma görevimi yerine getirmeye çalıştım. Doğruya doğru, yanlışa yanlış dedim ve bunu nezaketle yaptım.

Hangi partinin sahada gördüğüm sorununu yazdıysam, o parti taraftarlarının yoğun eleştirisiyle karşılaştım. Ancak hangi tarafın yanlışını söylediysem, diğer taraf yazılarımı alıntılayıp dağıtıma soktu.

Adil ve dürüst olmaya çalıştım. Ekmeğimi kazandığım köşe yazarlığının hakkını vermek için çabaladım.

KİMSE ELEŞTİRİ DUYMAK İSTEMİYOR

Görüyorum ki kimse hatasını, yanlışını ve eksiğini görmek istemiyor. Kimse eleştiri duymak istemiyor. Sahada yaşananlar kendi aleyhineyse, yazanları dışlıyor, düşmanlaştırıyor ve susturmaya çalışıyor.

Bu seçimde bunu bir kez daha, bu kez biraz daha fazla yaşadık. Oysa demokrasinin bayram günü kabul edilen seçimlere giderken böyle olmamamız lazımdı.

Ben yıllardır AK Parti içinde çalışmış biriyim. AK Parti tarafındayım yani. Ancak bu benim adil olmamı, dürüst olmamı, gördüğüm yanlışları söylememi engellemedi hiç. Benim aldığım terbiye ve eğitim bunu gerektirir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Uşak mitinginde şöyle dedi:
“Milletimiz kırgınlığında, öfkesinde haklı mıdır? Elbette haklıdır. Hatadan münezzeh olan sadece ve sadece Rabbimizdir. İnsanın olduğu her yerde hata da olur, eksik de olur, yanlış da olur. Önemli olan hasbi niyetle bunları düzeltme, bu iradeyi ortaya koyabilmektir… İnşallah seçimlerden sonra tüm bu konuları masaya yatıracak, kibriyle saygısızlığıyla yanlışıyla, kabalığıyla milletimizi üzen kim varsa hepsini de biz üzeceğiz.”

Aslında sahada gördüğüm ve yazılarıma taşıdığım sorunların özeti budur. Millet kırgın, öfkeli ve kibirli, kaba insanların yanlışları yüzünden AK Parti’den uzaklaşıyor. Erdoğan’ın dediği gibi.

Lakin bunları yazdığım için bana kızanlar, Erdoğan söylediğinde ‘yerden göğe kadar haklı’ diyorlar. Maalesef bu çelişkilerini de görmüyorlar. Neyse…

Bugüne kadar milletin ortak aklı ve ortak iradesi hep en doğru kararı verdi. Bu kez de öyle olacak eminim. Hepimiz buna saygı göstereceğiz. Allah ülkemize ve milletimize hayırlı olacak bir seçim nasip etsin.

#31 Mart
#Ekrem Yüce
#Sakarya
4 yıl önce
default-profile-img
Son söz memleketten
Kaybolan o çocuk Ahmet
Davos: Enflasyon, büyüme ve enerji
Dijital uygarlık: Miyoplaşma ve uygar barbarlık
Amerika-Almanya kavgası
NATO faşizmine karşı omuz omuza!