|
Şehitler teknesinde üç yiğit: Mustafa, Erol, Halil

Boğaz’da tekne turu varmış, davet ettiler, memnuniyetle kabul edip koştum. Çok şükür, aşırı kalabalık trafiğe rağmen vaktinde yetiştim. Gittiğimde müthiş bir sürprizle karşılaştım. Kalabalık arasında üç muhteşem adam vardı. Mustafa Cambaz, Erol Olçok, Halil Kantarcı.

Boğaz’ın mavi sularında bembeyaz tekne, kırmızı beyaz bayraklarımızla süslenmiş. Ay-yıldızların gölgesinde öyle bir sarıldık ki… Cennet kokusundan başım döndü.

Sohbet değil, muhabbet başladı. Nasıl özlemişim! Sorular peş peşe geldi. Cümleler hep “Bizden sonra” ile başlıyordu.

*

Ne sordularsa cevaplamaya çalıştım.

“Sizden sonra, bu köprünün adı değişti” dedim. “Artık burası 15 Temmuz Şehitler Köprüsü.”

Güldüler. Üçünün de gülüşü muhteşemdi.

Az sonra FSM’yi geçip üçüncü köprüye yaklaştık. Yavuz Sultan Selim… Ne zaman hizmete açıldığını sordular.

“Sizden kırk gün sonra” dedim, “güzel bir günde, 26 Ağustos 2016’da açıldı.”

Gezi olaylarını iyi hatırlıyorlardı elbette. Her şeye karşı çıkanları da…

“Köprü tamam, havalimanı ne oldu?” diye sordu Halil.

“Harika oldu” dedim. “Açılır açılmaz rekorlar kırmaya, peş peşe ödüller almaya başladı. Dünyanın en iyisi... Adı da İstanbul Havalimanı.”

Yahu görmeliydiniz, nasıl güzel gülüşleri vardı.

*

Daha sonra SİHA’lardan bahsettim.

Karabağ’ın kurtarıldığını anlattım. Libya’daki gelişmeleri özetledim. “Karadeniz doğalgazı yakında evlerde” dedim.

Rusya ile Ukrayna arasında savaş çıktığını söyledim.

Hangisinden yana olduğumuzu merak ettiler. İki tarafla da aramızın iyi olduğunu, hattâ arabuluculuk yaptığımızı, kimsenin de şikâyetçi olmadığını anlattım. Bütün dünyanın takdir ettiğini söyledim. “Bir tek bizim muhalifler limon yalamış gibi karşıladı” sözüme yine güldüler.

Ukrayna’da SİHA’lar için marşlar bestelendiğini duyunca üçü de kahkaha attı. Videosunu gösterdim, keyiflendiler.

Yerli ve millî uçaklardan bahsettim. Gemilerimizi söyledim bildiğim kadarıyla.

Heyecanla dinliyorlardı. Mustafa arada bir kalkıp bana sarılıyordu. Sanki bu işleri yapan benmişim gibi.

Erol ile Halil de ondan geri kalmıyordu. Durup durup kucaklaşıyorduk, sevinç kelimesi ne kadar cılız kaldı anlatamam.

*

Babayiğitleri merak ettikleri belliydi. Biri “baba” dedi, öbürü “yiğitler” dedi, diğeri “ne yaptı?” diye sordu.

“İşe koyuldular ve yerli otomobil piyasaya çıktı, satışa sunuldu. Artık yollarda…”

Bunu duyunca gözleri doldu. Çok hislendiler.

Erol, çılgın proje hakkında sormaya hazırlanıyordu ki daha “çılgın” der demez, “Yakında başlanıyor, hazırlıklar tam gaz” dedim.

Tam o sırada Boğaz’da ilerlemeye çalışan koca bir tanker, kıyıya tehlikeli şekilde yaklaşmaktaydı.

Şükür ki yalının birine çarpmadan dümen kırabildi.

*

Dünyayı sarsan olayları da dilim döndüğünce anlattım.

Teknemiz Boğaz’ın mavi sularında aheste ilerlerken, aklıma gelenleri sıraladım.

Korona salgını dedim, dünyayı sıkıntıya sokan ekonomik krizden bahsettim. Depremi özetledim.

Burada gülmediler. Çok üzüldüler. Bakışları yere saplandı.

“Üzülmeyin, atlattık sayılır” dedim, “Artık kimsenin salgını falan taktığı yok, yaralar sarılıyor ama ekonomik sıkıntılar azalsa da devam ediyor…”

*

Yakında seçim olduğunu söyleyince Erol heyecanlandı. Merak etti. “Kampanyayı kim yapıyor acaba?”

“Sen olmayınca, kampanyaların da eski tadı yok be Erol” dedim. Oturduğu yerde geriye doğru yaslandı, “Eeee?” dedi.

Kimlerin kimlerle ittifak kurduğundan bahsettim ve hiç şaşırmadılar. Ne garip!

“Peki araştırmalarda nasıl görünüyor vaziyet?” sorusunu hangisi sordu hatırlamıyorum ama onu da cevapladım.

Kahramanlarımızı cevapsız bırakmak olmaz ki.

Dedim vaziyet böyle böyle arkadaşlar!

“Sizin de iyi tanıdığınız bazı kişiler saf değiştirdi.”

“Tayyip Bey iyi güzel işler yaptı, amenna. Yollar, köprüler, şunlar bunlar falan ama hayat çok pahalı hâle geldi. Geçim sıkıntısı çeken nice insan var” diyorlar.

“Kendi durumları rahat olsa bile, patates ve soğana zam geldi diye oylarının rengi değişti” diye özet geçtim.

“Nasıl yani? Patates soğan fiyatı yüzünden mi oy vermeyeceklermiş?”

“Valla ne diyeyim, öyle görünüyor. Safını değiştirmiş işte o bahsettiklerim. Hattâ, bazıları çok iyi tanıdığınız kişiler.”

Böyle bir durumu anlamıyorlardı. Buna da hiç gülemediler. Gözlerinde şimşekler çakıyordu.

“Hiç endişe etmeyin” dedim “Allah’ın izniyle bu seçimden de hayırlı, güzel bir sonuç çıkacak görünüyor.”

Ayasofya’nın açılışından bahsetmeyi unuttuğumu sonradan fark ettim. Artık, bir dahaki görüşmeye kaldı.

#İstanbul Boğazı
#FSM
#Gezi Olayları
#SİHA
#Recep Tayyip Erdoğan
#Mehmet Şeker
1 yıl önce
Şehitler teknesinde üç yiğit: Mustafa, Erol, Halil
Hakkâri’den çıkan ders…
Kulağın yoksa adam değilsin!
Kişi başı gelir ve gelir paylaşımı
Bu yönetmelik düzeltilmezse terör iltisaklılarının işe girmesi kolaylaşır (2)
Aşırı sağın yükselişi Avrupa Birliği’nin sonunu mu getiriyor?