|
Bob Marley: “Para Hayatı Satın Alamaz”

1 Nisan 1966 günü Rastafariciler için oldukça önemli bir gündür. Zira bu tarihte Jamaikalı lider Marcus Garvey’in söylediği şu sözler karşılık bulmuştur: “Afrika’ya bakın… Kurtuluş günü yaklaşırken siyah bir kral orada tacını takacak.” Bir başka ifadeyle Ras Tafari yani nam-ı diğer Haile Selassie tacını taktıktan sonra Jamaika’yı ziyaret etmiştir. İşte bu ziyaretin ardından Rastafariler bugünü “Güneş Günü” olarak ilan etmiştir.

Elbette bu kutsal günde, bu yoğun kalabalığın arasında Rasta inancını tüm dünyaya duyuracak olan kişi de bulunuyordu: O dönemler henüz 21 yaşında bir müzisyen olan Robert Nesta Marley yani bir süre sonraki adıyla Bob Marley…

Marley, 1945’lerin Jamaika’sında küçük bir barakada beyaz bir baba ve siyahi bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Daha beş yaşındayken, annesi Kingston’a taşınır ve onlar için yeni bir hayat başlar. Burada Marley; ömrü boyunca en iyi arkadaşlarından biri olan Bunny Livingston’la da tanışır. Bu birliktelik onun 14 yaşındayken müzik kariyerine devam etmek için ailesinden ayrılmasıyla başlar. Gittiği yerde sıkı bir Rastafari olan Joe Higgs adında yerel bir şarkıcıyla tanışır ve onun öğrencisi olur. Bu, aynı zamanda onun Rastafari dini ile ilk yakın temasıdır. Kısa bir süre sonra müzik kariyerini ilerleten Marley; arkadaşları Peter Tosh ve Bunny Livingston ile 1963’te The Wailers Reggae adlı müzik grubunu kurar. “Simmer Down” adlı çalışmaları ise onları ulusal düzeyde bir şöhrete kavuşturur. Fakat bir süre sonra artan turne talepleri ve üçlü arasındaki farklıklar; grubun dağılmasına neden olur. 1974’e gelindiğinde Marley, yeni bir grup kurar. Burada karısı Rita’nın da bulunduğu üç kadın şarkıcı ve kendisi vardır: “The I-Threes”

Onun 1964’te koyu bir Rastafari olan Rita Anderson’la evlenmesi hayatında önemli bir dönü m noktası oluşturmuştur. Böylece Marley’in Rastafari inancına olan ilgisi artar ve yaşamını bu doğrultuda şekillendirir.

Aradan iki yıl geçtikten sonra Marley’in dış görünüşü, hayat felsefesi ve müziği de daha belirgin bir çizgide yer alır. Güneş gününden sonra Rasta saç modelini kullanır. Bunun için de bir özveriye ihtiyacı yoktu. Zira bu saç şekli için yapılması gereken tek şey saçların hiç kesilmemesi ve taranmamasıydı. Sonrası da doğal bir şekilde gelişiyordu zaten. Bu saçlar; Rastalarda Tanrı Jah’ın uzun tırnaklarıyla bir gün onları yeryüzünden alıp Zion’a yani cennete ulaştıracağı inancıyla yapılmaktaydı. Bu yönüyle Bob Marley; Rastafari inancını bir kültür değil, bir gerçeklik olarak görmekteydi.

1970’lerde Bob Marley, şarkılarındaki politik içeriğin dozunu biraz daha artırmıştı. Ancak bu, onun daha da tanınmasının önüne geçmedi ve müzik kariyeri daha parlak günlerini görmeye başladı. Onun müzik konusundaki yetkinliği hemen herkesi etkilemişti. Bu konuda Juddy Mowatt’ın şu sözleri de dikkat çekiciydi: "Bob Marley’in şarkı sözü ve müzik altyapısı öylesine gelişmiş ki, kendisi bir müzik ansiklopedisi gibi…"

Ancak 1975’te Ras Tafari yani Etiyopya kralı Haile Selassie, vefat etti. Bu yüzden Marley; 1975’te bir ağıt niteliğinde olan “Live” albümünü çıkardı. Albümdeki Jah Live şarkısında şu sözler yer alıyordu:

Aptallar içlerinden şöyle diyorlar:

“Rasta, Tanrın öldü”

Ama ben ve kendim Jah’ı biliyoruz! Jah!

Korkunç, korkunç olacak ve korkacaklar

Jah yaşıyor! Evet çocuklar!

Jah yaşıyor!

Jamaika’nın bütün sokaklarında etkisini gösteren Bob Marley; yaptığı tüm şarkılarla etkisini daha da artırıyordu. Bu, aynı zamanda Reggae müzik tarzını da zirveye taşımaktaydı. Zira bir yönüyle siyahilerin isyan dalgası olan bu müzik tarzı; kısa bir süre sonra İngiltere ve Amerika’da da kendi kitlesini oluşturmaya başladı. Bob Marley; rasta saçları ve sesiyle bu isyan dalgasının kutsal sesi olmuştu bile.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine ulaştı. Çıkardığı Exodus albümü ile 75 milyondan fazla kişiye ulaştı. Afrika’da yokluk çeken insanlara şarkılarıyla destek verdiği için 1978’de Birleşmiş Milletler Barış madalyasını aldı. Yüzlerce şarkısı, 130’dan fazla plağı olan söz yazarı ve gitarist; özellikle Afrika, İngiltere ve Almanya gibi yerlerde hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine ulaştı.

Marley’in inancı ve müziği dışındaki en büyük tutkusu da futboldu. Maalesef ki ölümüne giden süreçte futbolun da rolü vardı. 1977 yılında yine konser vermek için gittiği İngiltere’de çıplak ayakla futbol oynarken, ayağı kanadı. Ayak başparmağından aldığı bu yara, kangren olmasına sebep oldu. Artık ayağı acilen kesilmeliydi. Fakat Rasta inancına göre insanlar toprağa tek parça halinde girmesi gerekiyordu. İşte bu yüzden “Rasta hiçbir eksikliğe gelmez” diyerek ayağının kesilmesine izin vermedi. Ve 1980’de bağımsızlığını henüz kazanan Zimbabwe için bir konsere gitti. Ancak Almanya’dayken birden bire yere çöktü ve buradan Jamaika’ya götürüldü. Fakat uçak yolculuğunda durumu daha da kötüleşti. Götürüldüğü hastanede yanına oğlu Ziggy girebildi. Ona son sözleri de oldukça etkileyiciydi: “Para hayatı satın alamaz, oğlum…”

Bu sözlerin ardından daha 36 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Mezarına gitarı, biraz marihuana, bir İncil, bir yüzük ve bir futbol topuyla beraber gömüldü.

#Bob Marley
7 yıl önce
Bob Marley: “Para Hayatı Satın Alamaz”
"Şortlu kıza dayak" haberi ve düşündürdükleri
Rabbine hasım kesilen insan!
Sosyal çürüme yazıları 8: Sıkıntı yok cumhuriyeti
Belirsizlik ‘algılamayı’ öldürür
Reisi’nin manidar ölümü