Dört yıl şampiyonluk yaşamış bir teknik direktörden beklentiniz, her geçen sezon oyunun üzerine bir şeyler koymasıdır. Eksiklerini görmesi, rakiplerin sizi çözmeye başladığı noktaları tespit etmesi ve takımını geliştirmesidir.
Ancak ben Okan Buruk’un Galatasaray’ında bir süredir bunun tersini görüyorum. Oyun güçleneceği yerde eksi yazıyor.
Liverpool deplasmanından bu yana Galatasaray’ın oynadığı 17 maçta kalesinde 31 gol görmesi yalnızca kötü bir istatistik olarak okunamaz. Juventus rövanşı (Tur geçilmiş olsa bile), Liverpool rövanşı, Samsunspor deplasmanı ve şimdi Trabzonspor… Bunlar sadece kaybedilen maçlar değil; Galatasaray’ın oyun olarak dağıldığı, rakibine kontrolü tamamen bıraktığı karşılaşmalar.
Artık Okan Buruk’un oyununu anlamak için çok karmaşık analizlere de ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum.
Torreira’nın savunmak zorunda olduğu alanı genişletin, Galatasaray’ın merkezini kırıyorsunuz.
Rakip orta sahayı genişlettiğinde, Galatasaray’ın ön alanıyla savunma hattı arasındaki mesafe açıldığında Torreira’nın tek başına kapatması gereken devasa bir alan ortaya çıkıyor. İlk baskıyı geçtiğiniz anda da Galatasaray’ın savunmasına çok daha rahat koşabiliyorsunuz.
Bir de yakaladığınız pozisyonları bitirebiliyorsanız skor farka kadar gidebiliyor.
Benim asıl eleştirim tam burada başlıyor.
Bir takım zaman zaman kötü savunabilir. Teknik direktör yanlış plan yapabilir, oyuncular kötü gününde olabilir. Bunların hepsi futbolun içerisinde var. Fakat aynı problemler tekrar tekrar karşınıza çıkıyorsa artık bunu yalnızca kötü günle açıklayamazsınız.
Okan Buruk’un oyunun savunma tarafını bu kadar ikinci plana atmasını ve yıllardır görülen zaafları düzeltmek konusunda yeterli reaksiyonu göstermemesini ben kibir olarak görüyorum.
Çünkü elinizdeki oyuncular ne kadar kaliteli olursa olsun futbol sizi bir noktada cezalandırıyor.
Galatasaray’ın hücum gücü birçok maçı kurtarabilir. Osimhen bireysel kalitesiyle birçok problemi örtebilir. Ancak büyük maçlarda veya Osimhen’in olmadığı günlerde sisteminizin ayakta kalması gerekir.
Osimhen’li Galatasaray ile Osimhen’siz Galatasaray arasındaki fark, Okan Buruk’un çözmesi gereken bir problem. Zaten teknik direktörlük de biraz burada başlıyor.
Elinizde ligin üzerinde bir santrfor olduğunda onu kullanmak başarıdır. Ama o santrfor olmadığında aynı takımın nasıl oynayacağını belirlemek de teknik direktörün görevidir.
4-0’dan sonra konuşulacak konu bu mu?
Trabzonspor karşısındaki 4-0’lık mağlubiyetin ardından Okan Buruk’un yardımcısının atılma pozisyonu üzerinden yaptığı açıklamayı da son derece acı buluyorum.
Haklı olabilirler.
Gerçekten bir hakem hatası da yapılmış olabilir.
Ama 4-0 kaybettiğiniz, oyunun dağıldığı ve takımınızın sahada bu kadar çaresiz göründüğü bir gecenin ardından Galatasaray kamuoyunun öncelikli meselesinin bu olduğunu düşünmüyorum.
İnsanlar hakemi değil, Galatasaray’ın neden bu kadar kolay dağıldığını konuşuyor.
Ve bence teknik heyetin de konuşması gereken esas mesele bu.
Bu oyun artık iflas etmiştir
Okan Buruk’un Galatasaray’a kazandırdıkları ortada. Dört yıllık şampiyonluk dönemini yok sayarak yapılacak bir eleştiriyi doğru bulmam.
Tam tersine, beklentiyi yükselten de zaten bu başarılar.
Dört kez şampiyon olmuş bir hocadan beşinci yılında aynı problemleri tekrar tekrar yaşamasını değil, oyunun yeni bir versiyonunu üretmesini beklersiniz.
Çünkü rakipler değişiyor. Oyuncular değişiyor. Futbol değişiyor.
Siz değişmezseniz rakipler sizi çözüyor.
Ben mevcut haliyle Okan Buruk’un oyununun iflas ettiğini düşünüyorum. Bu, Okan Buruk’un başarısız bir teknik direktör olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, bundan sonra göstereceği reaksiyon onun teknik direktörlüğü adına çok daha belirleyici olacak.
Galatasaray’ın önünde iki yol var:
Ya oyun güncellenecek; savunma güvenliği, merkezdeki mesafeler, geçiş savunması ve Osimhen’in olmadığı senaryolar yeniden çalışılacak…
Ya da Galatasaray belli aralıklarla aynı krizleri yaşamaya devam edecek.
Çünkü futbol geçmişte kazandığınız kupalara bakıp bugünkü hatalarınızı görmezden gelmiyor.
Futbol vasatlığı bile kabul etmiyor. Cezalandırıyor.

