15 Temmuz: ‘Bre, biz gidelim de dünya düşmana mı kala!’

Nedret Ersanel
Nedret ErsanelYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 15/07/2026, Çarşamba • Yeni Şafak Haber Merkezi
15 Temmuz: ‘Bre, biz gidelim de dünya düşmana mı kala!’
“Batılaşmanın tek amacı, yüzde yüz batılı olup, batılı sömürücülerin ileri karakolu ödeviyle, sömürülen doğuya yönelmek, ona saldırmak, onu sömürülme kaderine zorlamak olabilir. Böyle bir amaç, batılı toplumlar için ne kadar yararlı ise, doğulu bir toplum için o derece zararlı, o derece onursuz düşürücüdür.
Batı güçsüzse bu davranış delilik olur. Batı güçlüyse bu davranış üste para vererek uşaklık yapmak olur.
İkisinde de aklın, kâr hesaplarının, haysiyetin ilgisi olamaz”… (‘Batılaşma’, Kemal Tahir, Ketebe Yayınları, 2023, Say:161.)

15 Temmuz aslında pek bilinen, Keçecizade Fuat Paşa’ya maledilen, “En güçlü devlet Osmanlı devletidir. Siz dışarıdan, biz içeriden bu kadar uğraşıyoruz da yıkamıyoruz” sözünün vücut bulmuş haliydi…

Buradaki “biz”, “biz” değiliz elbette. Müstevlilerle işbirliği yapanlar, “batılaşanlar”. Bir başka 15 Temmuz vesilesiyleydi, yazmıştım; “müstevli”nin bir anlamı da “salgın”dır. Yatağa düştüğünüzde ancak size bulaştığını anlarsınız. Hele
bağışıklık sisteminiz zayıf düşmüşse, Batı solunumla bile bulaşır…

***

Yeni Şafak’ın 15 Temmuz özel eklerini bilmeyen kalmamış olsa gerekir. 10’uncu yıl için daha da teferruatlı hazırlandı ve ayrıca yazı istendi bizden. Orada da aynı konuya-tıpkı öncekiler gibi-yer verdim; ‘Nasıl oluyor da Batı bu denli yaygın, derin, güçlü biçimde içimize yerleşip, kökleşip, simbiyotik yaşam formunda bizden beslenip, büyüyebiliyor ve-dahi zarar verebiliyor?

15 Temmuz ihanetinin Batı mahreçli olduğuna işin başından beri şüphe duyulmadı ve bugün de aynı kanaat yerli yerindedir. FETÖ ile mücadelenin 10 yıl sonra da devam ettiğini görüyoruz. Binlerce kişi yakalandı, tutuklandı, yargılandı ve hüküm giydi. Daha hafta başından itibaren yüzlerce kişi yine yakalandı. Yani, 10 yıldır mücadele devam ediyor ve terör örgütü kazınıyor…

Arzu ettiğimiz kadar olmasa da, Batı ülkelerine kaçıp, sığınan, korunan örgüt mensupları da uluslararası hukuk yoluyla takip ediliyor, talep ediliyor, teslim alınıyor.
Gelgelelim, iki konuda ağır kalıyoruz
; birincisi, bu işi destekleyen, üreten Batı ve mahfilleriyle yüzleşmiyoruz, yüzlesek de hesabı kapatıp, fatura kesemiyoruz. İki, Batı’nın sosyal dokuya nüfuz etme yollarını da tıkayamıyoruz ki, en meşakkatli iştir…

***

15 Temmuz, Batı’nın Türkiye’de bu mânâdaki birikimlerini boşalttığı andı.
Bağımsızlık arayışımızı kesin biçimde sona erdirmek amacı taşıdığı gibi, bölgemize yaptığı yatırımları da yine aynı hız ve katîlikte hedefe ulaştırma amacı taşıyordu. Allah korusun Türkiye o gece düşseydi, sadece biz parçalanmayacaktık. Suriye, Irak, İran hatta Rusya bile Türkiye’nin vakumuyla aynı göçüğün altında kalacaktı. Sonrasını hayal bile etmek istemem. Kıbrıs’tan, Hazar’a, Balkanlar’a kadar tüm milli güvenlik surlarımız yıkılacaktı. Bir iç savaş da cabası. Bugün geldiğimiz noktayı hayal bile edemeyecektik…
Türkiye ve Türklüğe karşı bu denli yok edici bir darbeyi kuranlarla yüzleştik mi?
Aynı tezgâhlara bir daha yeltenmeyecekleri, cüret edemeyecekleri kadar tövbe ettirdik mi?

***

Nüfuz alanlarının tespiti
konusunda da ince ayarlanmış planlarımız olduğundan şüpheliyim. Mesela sosyal medyanın yarattığı ağır çürümenin ya da LBGT gibi sinsi istilaların farkındayız ve rahatsısız ama kökten çözümlerden kaçıyoruz. Farkındalık ve tetikte bulunmak önemli ama asıl iş yerleşik nüfuz alanlarında ne kadar ilerlediğimizdir…
Örneğin üniversitelerimizdeki Batı müfredatı üzerine, kapsamlı, derinlikli, ince elenip sık dokunmuş planlarımız var mı? Yok ise niye oluşturmadık, oluşturmuyoruz? Bağımsızlık bilinci oturmuş,
sadece milli ve yerli değil, milli-yerli olmayanı tespit edebilen ve söyleyebilen
, bu hedeflere odaklanmış akademik kadrolar yetiştirmek zorlu ve emek isteyen bir süreçtir. Türkiye’de yayınlanmış akademik çalışmaların kaynakları hâlâ yüzde 90 oranında Batı’dır. Batı tipi akademisyen, “aydın” yetiştirdikçe her bir adımda bizi çok yorarlar, yoruyorlar da…

Aynı konu medya için de geçerli. Gazetecileriniz mevcut siyasi gerçekliğin ve sermaye hareketliliğinin içinde uyumlu görünürler ama işin temel prensibi olan “kamu yararı” bilinci gelişmemiş, meslek namusu olmayan, kişisel çıkarına bakan niteliksiz kalem ve ağızlarla hayra çalışmaz o iş. Kanallarımız ve gazetelerimizin özellikle haber-tartışma biçimlerine bakın. Görmüyor olamazsınız. Patronu Batıcı olan gazetenin yazarı iktidarda milli ve yerli siyaset bulunsa bile dili öyle kurar ki, siz köpüğünde banyo yaparken altındaki zehirde yüzdürür. İlk boşlukta da Batı’ya yatarlar ki, hızından ağzınız açık kalır…


Kültür hayatı. Türkiye’de yayınlanan kitaplara, en çok satanlara bir bakın. Aynı Batı referanslarını tekrarlayan listeler gelir önünüze. Popüler kültür “eserleri” ezici hakimiyetlerini hâlâ koruyor. Üstelik bunlar ‘entegre’dir. O üniversitelerden yetişen hocalarınız, o kitapları önerir yeni öğrencilerine. Kısır döngü devam eder gider. Görsel sanatlarda da durum böyledir; film ve dizi sektörü, hele dijital platformlar da ağırlıklı olarak hâlâ Batı formatında. Hak yemeyelim; artık mefkûreyi daha çok önceleyen yayın evimiz, prodüksiyon şirketimiz ve ürünleri var. Ama niteliğini geçtik, nicelik olarak bile
sınırlı akıl üreticimiz
var…

***

Bunları niye sayıyoruz; çünkü orta-uzun vadede zaafiyet alanları, ‘bulaşıcılar’ için arka kapılar yaratıyorlar.

15 Temmuz hainlerinin artık her şeyini biliyoruz; kim bunlar, ilişkileri, şebekeleri, suçları ne, para nasıl geliyor, organizasyon şemaları nasıl. Sonra da cezaları kesiliyor. Eyvallah. Peki iş buraya nereden, nasıl, kaç yılda ve en çok hangi desteklerle geldi? Tarihi boyutu, gizli belgelerdeki yeri ne? Sahadaki varlıklarını ezmeye devam ama yetiştiren sistemi anladık, yazılımı tam okuduk mu?

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026