unutulan iki kaide

00:0023/11/2009, Pazartesi
G: 3/09/2019, Salı
Osman Akkuşak

türkçemizde aslında bir fonetik kaidesi olarak mevcud bulunan, bu sebeple yazıya da intikal eden bir gerçek vardır: şöyle ifade edebiliriz:sonu p, ç, t, k sert sessizleriyle biten kelimelere, sesli harfle başlıyan bir kelime veya ek eklenirse (p''ler b''ye dönüşür), (ç''ler c''ye dönüşür), (t''ler d''ye dönüşür), (k''ler de ğ''ye dönüşür)misaller:(garip).. sonuna o ile başlıyan (oğlu) kelimesini aldığı takdirde: (garipoğlu) değil (gariboğlu) olur.. böyle okunur ve böyle yazılır..gazetelerimizde

türkçemizde aslında bir fonetik kaidesi olarak mevcud bulunan, bu sebeple yazıya da intikal eden bir gerçek vardır: şöyle ifade edebiliriz:

sonu p, ç, t, k sert sessizleriyle biten kelimelere, sesli harfle başlıyan bir kelime veya ek eklenirse (p''ler b''ye dönüşür), (ç''ler c''ye dönüşür), (t''ler d''ye dönüşür), (k''ler de ğ''ye dönüşür)

misaller:

(garip).. sonuna o ile başlıyan (oğlu) kelimesini aldığı takdirde: (garipoğlu) değil (gariboğlu) olur.. böyle okunur ve böyle yazılır..

gazetelerimizde buna uyulduğunu görmüyoruz.. bu yanlışlık, hem dilbilgisi hem edebî ölçüler bakımından büyük bir hatâdır.. esasen yanlış olarak (garipoğlu) yazsak bile okurken (gariboğlu) diye okuruz.. dilimizin kanunu budur.. bu kanuna (sert sessizlerin yumuşaması kanunu) diyoruz..

bu kanuna göre (şu kaşık+ı) ver derken k yumaşak g haline döner ve kelime (kaşığı) şekline girer..

(ağaç+a balta vurmayınız) derken yine ç, c haline girer ve kelime (ağaca) şeklinde söylenir ve yazılır..

sert sessiz harflerden yalnız (t)nin hususî bir durumu vardır.. t ile biten kelimelerden bazısı sonuna bir sesli harf alırsa bazen t, d olur; bazen de d şekline girmez, olduğu gibi kalır..

meselâ: (bir atımlık barut+u vardı) derken kelime aynen kalır: (barutu) olarak söylenir ve yazılır..

bazı kelimelerde ise yine t''ler d''ye dönüşür: (kuşun kanat+ına vurdu) derken t yumuşar ve kelime (kanadına) şekline girer..

(atımı getir) derken t yumuşamaz.. olduğu gibi kalır..

(inşaâta girmeyiniz) derken de t yumuşamaz..

kelime sonundaki t harfi ne zaman yumuşar, ne zaman olduğu gibi kalır, bunu nasıl tayin edeceğiz, derseniz; bu hususu ek almış veya sesli ile başlıyan bir kelimeyi sonuna alarak onunla bitişmiş bir kelimeyi bu haliyle telaffuz ederken zaten t''nin yumuşayıp yumuşamadığını hissedersiniz.. türkçeyi iyi konuşan, iyi bilen birisi bunun farkına varır.. çünkü bu kaide, herşeyden evvel bir fonetik, bir telâffuz olayıdır..

***

sevgili okuyucularım;

yine yukarıdaki kaide kadar önemli ikinci bir imlâ kuralını yazı yazan bilgisayar kullanan herkese hatırlatmak isterim:

biliyorsunuz isim soyundan kelimelerin sonuna yapmak, etmek, kılmak, olmak fiilleri getirilerek yapılan bileşik (veya birleşik) fiiller ne zaman bitişik yazılır, ne zaman ayrı yazılır, bu hususta birçok kişi tereddüte düşmektedir: bunun da kaidesi gayet basittir:

etmek, yapmak, olmak yardımcı fiilleriyle isim soyundan bir kelime yanyana gelirken bir ses ve harf değişikliği vukubulursa bu bileşik fiil, bitişik yazılır: meselâ (haset+etmek) bileşik fiili böyle bir fiildir.. haset''in sonundaki t birleşme esnasında d''ye çevrildiği için bir ses değişmesi olmuştur.. bu sebeple bitişik yazılır ve (hasedetmek) şekline girer..

(kul+olmak) (izah+etmek) bileşik fiillerinde ise bir ses değişikliği vuku bulmamıştır.. o yüzden ayrı yazılır ve (kul olmak) (izah etmek) şeklinde kaydedilirler..

son zamanlarda bu iki kaideye pek riayet edilmediğini görmekteyiz.. dilimizi doğru konuşmak ve doğru yazmak hepimize; herkese ait bir vazifedir; bunu unutmamalıyız..

sadece numûne olmak zorunda olan yazarların, şairlerin, bilginlerin değil, eli kalem tutan herkesin bu hususta sorumlu olduğuna şüphe yoktur...