
Ar (hicap) insanın temel duygularından biridir, diyorum.
Ar veya hicap kelimesinin bir anlamı utanmaysa, bir anlamı da perde veya örtüdür. İnsan ar duygusuna sahip olduğu için örtünür. Hayvanla insanı ayıran temel özelliklerden biri de ar duygusunun varlığında ortaya çıkar. Hayvanın doğal hali ar duygusundan yoksun olmasındaysa, insanın doğal hali ar duygusuna sahip olmasında dışlaşır.
Örtünme edimini geniş bir spektrum içinde mütalaa ediyorum. Gövdesini örtmek bu edimin kapsadığı anlamlardan yalnızca birini oluşturur. İnsanın belli başlı tüm edimleri onun ar duygusunun yaptırımıyla yönlenir/yönlendirilir. İnsan sokak ortasında uluorta bağırmıyorsa, ağzına geleni yüksek sesle çevresine duyurmuyorsa, başka insanların arasındayken kendini frenleme gereksinimi duyuyorsa, bunun nedeni, ar duygusuyla bağlantılıdır. Şu fikrimi burada yinelemek isterim: insanın tüm ahlakiliği onun ar duygusuna indirgenebilir! İnsanlar toplu halde yaşayabiliyorsa bunu bir ölçüde sahip oldukları ar duygusuna borçludurlar da diyebiliriz.
Demek ki, ar duygusunu salt örtünmeyle sınırlamıyoruz. Onun edimleri de uluorta sergilenmiyor. Edimlerimizin üstü de örtülüyor. Bu demektir ki, insan daima kendine özgü kalacak bir mahremiyet sınırı içinde edimlerini ifa ediyor.
Tüm edimlerini herhangi bir sınırlamayla bağlı görmeyip onları olanca çıplaklığı ile sergileyen kimseye Türkçede ar damarı çatlamış derler. Ar damarı çatlamış kimseden korkulur. Onunla ilişki kurmak son kertede riskli sayılır. Onunla tartışmayı göze almak da fazladan bir cesaret gerektirir.
Son yıllarda ortaya çıkan ve dünyanın çeşitli ülkelerinde ve bu arada Türkiye"de kümeler oluşturan "femen grubu" adı verilen topluluklar, insanın ar damarını zorlayan, dahası o sınırları
aşan eylemlere girişiyorlar. Benimsedikleri sloganlardan biri: "Bedenim benimdir" söylemini öne
alıyor. Tamam, bedeni onundur, ama bedenini benim burnuma dayamasını reddetme hakkı da benimdir.
Femen eylemcilerini savunmak isteyen kimileri, onların sokakta çıplak dolaşalım demediğini, fakat salt eylem anında bunu simgesel olarak yaptığını ileri sürüyor. Bu savunuya gülmek mi gerekir, ağlamak mı? Anadan üryan dolaşmayı gündelik hayata geçirmiyor diye yürüttükleri eylem genel ahlakı (edebi), ar duygusunu incitmiyor mu? Şu da ilginçtir: bu "femen eylemcileri" eylemlerini gövdelerini boyayarak gerçekleştiriyor. Bu da bir bakıma örtünmeye öykünme demek olmuyor mu?
Ar damarı çatlama deyimine değindim şimdi. Bakınız sözlükte ne diyor bu deyim için: Utanç duyulacak şeyleri sıkılmadan yapmak, utanmayı bırakmak, yüzsüz olmak. Ar damarı çatlamış birinin eyleminden yardım uman varsa, onun da ar damarının çatlayıp çatlamadığının denetlenmesi gerekir diye düşünüyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.