
Suriye’de son günlerde aydınlatılan bir katliam, sadece bir ailenin değil, bir ülkenin hafızasını sarsacak ağırlıktadır. On üç yıldır akıbetleri bilinmeyen Dr. Rania el-Abbasi’nin altı çocuğunun öldürüldüğü resmen açıklandı. Suriye Kayıplar Ulusal Heyeti’nin ve İçişleri Bakanlığı’nın yürüttüğü soruşturmalar sonucunda, yıllardır belirsizlik içinde kalan dosyada önemli sonuçlara ulaşıldığı duyuruldu. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara da aileyle yaptığı görüntülü görüşmede taziyelerini ileterek dosyanın bütün yönleriyle aydınlatılacağını ve sorumluların yargı önüne çıkarılacağını açıkladı.
Dr. Rania el-Abbasi’nin altı çocuğunun öldürüldüğünün resmen açıklanması, bir yandan Suriye devrimi boyunca yaşanan sayısız trajediden yalnızca birinin gösterilmesi ama bir yandan da bu dosya, Esad rejiminin işlediği insanlık suçlarının mahiyetini ve ulaştığı ahlaki çöküşü bütün çıplaklığıyla ortaya koyan sembolik bir vakadır.
Yapılan açıklamalara göre, soruşturmalar sırasında ele geçirilen deliller ve görüntü kayıtları, çocukların devrik rejime bağlı unsurlar tarafından öldürüldüğünü ortaya koyuyor. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, “Tedamun Kasabı” olarak tanınan Emced Yusuf’un ve dosyayla bağlantılı bazı kişilerin gözaltına alındığı bildirildi. Suriye toplumunu derinden sarsan bu gelişmeler, yıllardır cevabı beklenen en acı sorulardan birine nihayet açıklık getirmiş oldu.
Savaşlarda insanlar ölür. Çatışmalarda siviller hayatını kaybeder. Tarih boyunca devletler baskı uygulamış, muhaliflerini susturmuş, zulüm işlemiştir. Ancak bazı suçlar vardır ki, onları sıradan siyasi şiddet kategorisi içinde değerlendirmek mümkün değildir. Çünkü o suçlarda hedef yalnızca insan bedeni değil, insanlığın kendisidir.
Rania el-Abbasi dosyası tam da böyle bir dosyadır. Şam›ın tanınmış diş hekimlerinden biri olan Rania el-Abbasi, aynı zamanda Suriye ve Arap dünyasının başarılı satranç şampiyonlarından biriydi. Eşi de doktordu. Toplumun eğitimli, üretken ve saygın bir ailesiydiler. Onları rejimin gözünde suçlu hâline getiren şey ise silahlı mücadeleye katılmaları ya da herhangi bir şiddet eylemi içinde bulunmaları değildi. İddialara göre suçları, devrimin ilk yıllarında Humus’tan gelen mağdur ailelere yardım etmek, kapılarını ihtiyaç sahiplerine açmak ve insani dayanışma göstermeleriydi.
2013 yılının mart ayında evlerine yapılan baskınla başlayan süreç bir gözaltı operasyonunun ötesinde bir ailenin sistematik biçimde yok edilmesinin başlangıcı olmuştu. Önce baba, Abdurrahman Yasin ardından Rania ve en küçüğü 1, en büyüğü de 12 yaşında olan altı çocuk, Dima, İntisar, Necah, Alâ, Ahmed, Liyan ortadan kayboldu. O tarihten sonra yıllarca ailelerinden ve kamuoyundan onların akıbetine dair herhangi bir bilgi esirgendi.
Bu uzun sessizlik, aslında Suriye’deki zorla kaybetmeler siyasetinin en çarpıcı örneklerinden biriydi. Rejim yalnızca insanları öldürmüyor, onları hafızadan da silmeye çalışıyordu. Ölümün kendisi kadar, belirsizlik de bir cezalandırma yöntemi hâline getiriliyordu. Geride kalan anne-babalar, kardeşler ve yakınlar için en ağır işkence çoğu zaman ölüm haberi değil, haber alamamaktı.
Bu yüzden Rania el-Abbasi’nin çocukları yıllar içinde yalnızca bir ailenin evlatları olmaktan çıktı; Suriye’deki tüm kayıpların sembolü hâline geldi.
Bugün ortaya çıkan bilgiler, trajedinin boyutunu daha da derinleştiriyor. Henüz bir yaşına bile ulaşmamış bir bebeğin de aralarında bulunduğu altı çocuğun öldürüldüğüne ilişkin deliller, insanın tahayyül sınırlarını zorlayan bir vahşeti işaret ediyor. Bu olayın en sarsıcı tarafı ise çocukların herhangi bir suç isnadıyla değil, yalnızca bir aileye mensup olmaları nedeniyle hedef alınmış olmalarıdır.
Bu dosyanın bugün ortaya çıkarılmış olması ise en az suçun kendisi kadar önemlidir. Çünkü adalet yalnızca suçluların cezalandırılması değil aynı zamanda hakikatin ortaya çıkarılmasıdır. Hakikatin üzerindeki örtü kaldırılmadığı sürece suç tamamlanmış sayılmaz. Bir annenin, bir babanın veya bir çocuğun başına ne geldiğinin bilinmediği her gün, zulüm bir anlamda devam eder.
Rania el-Abbasi vakası benim için Suriye’de zaten takip etmekte olduğum sayısız insan hakları ihlali haberlerinin ötesinde bir anlam taşıyordu.
Çünkü Rania’nın babası Muhammed İyd el-Abbasi, kökleri Siirt’in Tillo ilçesine uzanan ve akrabalık bağım bulunan büyük bir İslam âlimiydi. Onun hayat hikâyesini iki ay önce Beyan Yayınları arasında çıkan Cumhuriyetin İlk Yıllarında Din Eğitimi: Reform mu Tasfiye mi? isimli kitabımda anlatmıştım. Suriye’de ilim, irfan ve ahlakın temsilcilerinden biri olan bu muhterem âlimi tanıyanlardan ve onun hikâyesine tanıklık edenlerden biriyim.
Şimdi 90’a yaklaşan yaştaki Muhammed İyd’in babası otuzlu yıllarda Türkiye’deki Arapça din eğitimine yönelik yasaklar dolayısıyla İslami eğitimini almak için Suriye’ye geçmiş ve eğitimine devam ederken evlenip Suriye’de kalmış bir alim. Orada doğan çocuklarını da alim olarak yetiştirmeye özen göstermiş. Bunlardan Muhammed iyd ve kardeşi ilimde en yüksek derecelere kadar ulaşmış, çevrelerinde büyük saygınlık oluşturmuşlar. Hama olayları sonrasında ise Muhammed İyd tutuklanarak Tedmur hapishanesinde en ağır işkenceler altında 18 yıl geçirmiş. Salıverildikten sonra bir süre ilmi faaliyetlerine devam etmiş çok sayıda kitap yazmış ama devrim süreci başladığında Ulemanın çoğu gibi Esad rejimine karşı tavır koyarak Suriye’den çıkmak zorunda kalmıştı.
O yüzden Rania, Abdurrahman Yasin, Dima, İntisar, Necah, Alâ, Ahmed, Liyan’ın öldürülmesine yol açan intikamın bir parçası da Muhammed İyd Abbasi’yi hedef almış.
Bu isimleri özellikle yazmak gerekiyor. Çünkü büyük trajediler çoğu zaman rakamlara dönüşür. Oysa her rakamın arkasında bir hayat, bir yüz ve bir hikâye vardır.
Esad rejiminin suçlarını anlatırken çoğu zaman yüz binlerce ölüden, milyonlarca mülteciden ve on binlerce kayıptan söz ediyoruz. Fakat bazen tek bir hikâye, bütün istatistiklerden daha fazla şey anlatır. Rania el-Abbasi dosyası işte böyle bir hikâyedir. Çünkü bu dosyada Suriye trajedisinin bütün unsurları bir araya geliyor: Zorla kaybetme, ailelerin cezalandırılması, çocukların hedef alınması, hakikatin gizlenmesi, yıllarca süren belirsizlik ve cezasızlık.
Bugün bu dosyanın yeniden açılması ve önemli ölçüde aydınlatılması, yalnızca bir aile için değil, bütün Suriye için önemlidir.
Belki on üç yıl boyunca çekilen acının telafisi mümkün değildir. Hiçbir mahkeme kararı altı çocuğun hayatını geri getirmeyecektir. Ama hakikatin ortaya çıkması yine de büyük bir değerdir. Çünkü hakikat olmadan adalet olmaz. Adalet olmadan da barış olmaz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.