
ABD’nin Venezuela’ya yaptığı adam kaçırma operasyonu aslında fiilen ABD hegemonyasının söz konusu olduğu yıllardan itibaren yaptığından farklı bir eylem değil. 7 Ekim’den beri Siyonist katil İsrail’in Gazze’ye karşı işlediği soykırım suçuna karşı uluslararası düzenin sergilediği lakaytlığa bakarak dünyada aslında sandığımızdan çok daha farklı bir düzenin hâkim olduğu konusunda bütün dünyada bir bilinç oluştu. Evet görünürde işgal altında olan Filistin toprakları ve şu anda en kesif ordularıyla İsrail, ABD’nin sınırsız desteğiyle Gazze’ye yüklenmektedir.
Bu saldırılar Gazze’nin şu anda dünyada en kötü durumda olan toprak olduğu izlenimi veriyor ama durum tam aksidir. Bütün dünyada geçerli olan bir haydut düzenine karşı ses çıkarabilen, direnebilen, dolayısıyla özgürlük hissini kaybetmemiş tek özgür halk Gazze halkı.
Hele Venezuela’ya övünerek yaptığı ve merd-i mücrim gibi şecaatini arz ederken sirkatini söyleyen haliyle, hiçbir kaçarı kalmamış durumda. İsterse İsrail’i durdurması an meselesi. ABD’nin bugün Maduro’ya karşı kullandığı yasaya gerçekten bir saygısı varsa işlediği insanlık suçları ayyuka çıkmış Netanyahu’nun bizzat ABD tarafından hemen derdest edilip suçlarının cezasının ödetilmesi lazım. Maduro’ya karşı başvurduğu suçlamaların hepsi ABD’nin çok daha fazlasını bizzat ve çok küresel ölçekte işlediği suçlar. Dünyada uyuşturucu ticaretinin en büyük hamisinin ABD olduğunu bilmeyen varsa Afganistan’a baksın. ABD işgali ve kontrolü altındayken bütün dünyanın en zengin uyuşturucu tedarik kaynağı Afganistan iken, 2021 yılından itibaren bizzat BM kaynakları verilerine göre uyuşturucu üretimi yüzde 5 seviyelerine kadar gerilemiş durumda ki, o miktar da sanırım afyonun ilaçla ilgili kısımları.
Bu arada Maduro’yu kendi ülkesinden kaçırıp yargılanmak üzere ABD’ye getirmesinin hiçbir geçerliliği yok. Hakkında tiyatro gibi bir iddianame üretirken dayandığı yasa RICO Yasası (Racketeer Influenced and Corrupt Organizations Act-Şantajcı Faaliyetlerden Etkilenmiş ve Yolsuz Örgütler Yasası), ABD hukuk sisteminde, ülkeye karşı işlenmiş uluslararası suçlara karşı kullanılan en güçlü araçlardan biridir. 1970 yılında kabul edilmiştir ve başlangıçta Mafya’yı çökertmek amacıyla tasarlanmıştır; ancak günümüzde sokak çetelerinden beyaz yakalı kurumsal dolandırıcılıklara kadar çok geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Kısaca ifade etmek gerekirse, RICO yasası devlete, tek tek suçları birbirine bağlayarak bunları tek bir “örgüt” ya da “girişim” (enterprise) olarak ele alma imkânı tanır. Böylece, bir grubun liderleri suçları bizzat işlememiş olsalar bile, bu suçlardan sorumlu tutulabilirler.
Bir ABD şirketi olan Motorola Credit Corp. ile Türkiye’den meşhur Uzan ailesi arasındaki dava, sivil RICO davalarının en meşhur örneklerinden biridir. Dava, milyarlarca doları kapsayan büyük ölçekli bir dolandırıcılık iddiasına dayanmakta ve merkezinde Uzanların TELSİM şirketi bulunmaktaydı ve tabii ki Uzanların aleyhine sonuçlandı. Bir ölçüde kendi vatandaşlarına karşı işlenmiş suçları kendi iç hukukunun bir parçası haline getiren ABD bunun kapsamını bugün Trumpist bir doktrinle bütün küreye yayma teşebbüsünde bulunuyor.
Trump’ın Maduro’ya yaptığını Kolombiya, Meksika, Küba hatta Danimarka ve Kanada’ya da emsal göstererek onları da itaate çağırması artık basitçe Trump’ın şahsına özgü bir siyaset olmadığını gösteriyor. Bu vahşi Batı’nın özünde var olan haydutluğun, at hırsızlığının bugün gizlenmeye bile ihtiyaç duymaksızın iyece açığa çıkmasıdır. Devlet Bahçeli’nin dediği gibi gerçekten emperyalistin burnuna petrol kokusu gelmiş durumda. Venezuela’nın tek problemi petrole sahip olması. Tıpkı Irak gibi. Petrolü olmasaydı Saddam Hüseyin Allah ömür verdiği ölçüde bugüne kadar Irak’ı yönetmeye devam edebilirdi.
ABD bütün dünyaya kendi küresel düzeninin bir parçası olarak bakıyor ve aslında bütün dünya da dolarizasyon düzeniyle bunu kabullenmiş oluyor. Doların bir para birimi olarak herkes tarafından kullanılması, para hareketlerini ABD’nin kontrol altında tutmasını sağlamaktadır. ABD istediği ülkeyi parasının dolaşımından mahrum bırakmak suretiyle yaptırımlar uygulayabilmektedir. Bu imkân ABD’ye bütün ülkeleri istediği zaman kendi iç hukukunun bir parçası haline getirebilmesini sağlıyor.
Kendi iç hukukunun parçası haline getirmek demek, kendine onursuzca tabi kılmak anlamına geliyor. Yoksa ABD’nin içinde de artık hukukla ilgili en ufak bir adalet beklentisinin kalmamış olduğunu herkes görüyor. Belki bütün bu olanlar Epstein davasını da askıya alabilmek için yapılan gürültüler. Onun için değilse bile bu davanın bugün ABD’nin güçlü isimlerine, Trump’a dokunamıyor olması bile hukukun bir esamisinin kalmamış olduğunu yeterince gösteriyor.
Güçlünün değil vahşi kovboyların, eli silahlı at hırsızlarının hukuku geçiyor şimdi ABD’de. Peki bu hukuk ABD’nin gücüne işaret ediyor mu? Daha önce de söylemiştik. Bir ülkenin başkanını evinden kaçırmak bir gücün gösterisi değil. Eli silahlı son derece zayıf bir insan bile fırsatını bulduğunda çok güçlü bir insana karşı tetiği çekmeyi göze aldığında hayatına son verebilir. Bu tetikçinin gücünü değil, sadece o anda bir şeyi göze alabilmiş olduğunu gösteriyor. Göze aldığı şey, nihayetinde yargılanmak, bertaraf edilmek veya hapse atılmaktır.
ABD’nin Maduro’yu kaçırması açıkça gücün kötüye kullanılması ve eninde sonunda evrensel hukuk açısından yargılanmayı hak eden bir suç. Nihayetinde bu operasyonun başarısı ABD’nin gücünden değil, şimdi daha iyi netleşiyor ki Maduro’nun içerden uğradığı ihanet. Yoksa ABD’nin o efsaneleştirilen beceriksiz kuvvetlerinin şimdiye kadar başarılı bir operasyonu bile olmamış. Somali’de, Irak’ta, Afganistan’da defalarca çuvallamış, hezimetler de yaşamışlardır. Kapıyı içerden açan olmasa ABD’nin Maduro’yu kaçırması mümkün olmazdı. Tıpkı Osmanlı’da İngilizlere kapıyı içerden açan olmasa, İngiliz galibiyetinin asla mümkün olamayacağı gibi. Sonra Padişah İstanbul’daki subaylar tarafından paketlenip İngilizlere teslim edildikten sonra işgalci İngiliz gemisine bindirilip götürülürken geride kalanlara zafer ve kahramanlık yazılır.
Yine de ABD örneğinde hezimet ihtimali de olsa, bu suçu bu kadar kolay işlemeyi mümkün kılan şey, suçlunun güçlülüğü. Ama güçlü suçluların suç dosyası kabardıkça sonları da yaklaşır.
Bütün Latin Amerika ülkelerinin, hatta şimdi bir de bir AB ve NATO ülkesi Danimarka’nın bu bastırılamayan işgal ve ilhak iştahının açık tehdidine maruz kalması dünyada ABD’ye karşı yeni ve güçlü bir hoşnutsuzluğu harekete geçirmiş durumda. Bundan sonrası ABD’nin düşüneceği bir şeydir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.