
Yeni teknolojiler ve petrol rezervlerinin tükenecek olması ile beraber alternatif yakıtlar kullanan otomobiller rağbet görmeye başladı. Özellikle son yıllarda hibrid ve tam elektrikli otomobiller yükselişe geçti. Avrupa’da Almanya, Norveç, Hollanda, İsveç ve İngiltere fosil yakıtla çalışan otomobillerin satışını durduracaklarını açıkladı. Asya’da ise Çin 2030 yılından itibaren fosil yakıtlı araçların satışını yasaklayacağını açıklamıştı. Fosil yakıtla çalışan otomobillerin yasaklandıktan sonra hangi enerji kaynağı kullanılacak? Kullanım biçimleri, verimlilik ve maliyete bağlı olarak fosil yakıt yerine tercih edilebilecek neredeyse 10 farklı motor çeşidi bulunuyor. Alternatif enerji kaynakları olan elektrik, doğalgaz, bitkisel yağ ve güneş enerjisiyle çalışan motorlar hali hazırda otomotiv endüstrisinde kullanılıyor. Bu enerji kaynaklarını göz önünde bulundurarak dünya genelinde mevcut olan alternatif yakıtlı ve gelecekte daha yaygın olması beklenen motor çeşitlerine bir göz atalım.
Hibrit Elektrikli Araçlar (HEV)
Klasik içten yanmalı otomobillerle çok küçük farklara sahip olan hibrit elektrikli araçlar, elektrikli otomobillerin atası sayılabilir. İlk olarak 1999 yılında Toyota’nın Prius modeliyle ABD’de büyük bir satış başarısı yakalamıştı. Bu araçlarda normal içten yanmalı bir motor, şarj etmenize ihtiyaç duymayan bir elektrik motoru ve ufak bir pil mevcuttur. Pil, yakıtla çalışan motorun hareketiyle aynı akü gibi kendini doldurur.
Hibrit otomobiller sadece elektrikli motorla, düşük hızda ve kısa mesafeler gidebilir. Bu tür otomobillerde asıl yük benzinle çalışan motorun üzerindedir. Dünya çapında en büyük hibrit otomobil üreticileri Honda ve Toyota’dır.
Plug-In hibrit (PHEV)
Bu tür otomobillerin, hibritlere göre tek farkı şarj edilmesidir denilebilir. Ancak PHEV’lerdeki pil daha büyük ve elektrikli motor daha güçlüdür. Bazı modellerde normal hibritlerin tam tersi olabilir; yani elektrikli motora benzinli motor yardımcı olur.
Hibritlere oranla 50-60km gibi daha uzun mesafeleri sadece elektrikli motoru kullanarak gidebilir. Uzun mesafe, yüksek hız veya şarjın az olması gibi durumlarda içten yanmalı motor devreye girer. BMW i8 modeli bu motora örnek gösterilebilir.
Elektrikli otomobiller (EV)
Elektrikli otomobillerde hibrit ve Plug-In hibrit gibi fosil yakıtla çalışan bir motor bulunmuyor. Otomotiv endüstrisinin yöneldiği elektrikli otomobillerin hem yakıt tasarrufu hem de çevre kirliliğini azaltacağı biliniyor.
Elektrikli otomobiller ilk olarak 19. Yüzyılın sonları ve 20. Yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştı. Oldukça revaçta olan bu otomobiller içten yanmalı motor teknolojisindeki gelişmeler ve toplu üretim maliyetinin düşük olması nedeniyle rekabet edemedi.
Günümüzde batarya ve güç yönetimi teknolojilerindeki ilerlemeler, petrol fiyatlarındaki değişmeler ve sera gazına karşı alınan önlemler yeniden elektrikli otomobilleri gündeme getirdi.
Tesla ile başlayan seri üretim elektrikli otomobiller dünya çapında büyük üreticilerin dikkatini çekmeye başladı.
Mercedes-Benz, Nissan, BMW, Renault, Ford ve Honda gibi otomotiv endüstrisinin devleri elektrikli otomobil teknolojisine geçiş yapmaya başladı.
Dev üreticilerin yatırımlarıyla yakın bir gelecekte elektrikli otomobillerin seri üretim maliyetleri daha da düşecek.
Elektrikli otomobillerle ilgili en önemli özelliklerden birisi de hareketli parçası az olduğu için bakım maliyeti düşük oluşudur.
Yakıt Hücreli Elektrikli Otomobiller (FCEV)
Ulaşım sektöründe, yakıt pili ile çalışan araçların geliştirilmesi, petrol tüketimini azaltacağı gibi, hava kirliliğini de minimum düzeye çekeceği düşünülüyor.
Yakıt pilli otobüs üretimini gerçekleştiren Kanada’nın Ballard Şirketinin yanısıra, General Motors, Ford, Chrysler, Toyota, Honda, BMW, Renault yakıt pilleri ile çalışan otomobiller üzerine çalışmalar gerçekleştiriyor.
Honda FCX Clarity bu teknoloji ile üretilmiş bir araçtır.
Direkt hidrojenin yakıt olarak kullanıldığı içten yanmalı motorlarda ise yakıt olarak doğrudan hidrojen kullanılır. Yine atık olarak sadece su buharı elde edilmektedir. BMW Hidrojen 7 bu amaçla geliştirilmiş bir araçtır. Birçok araç üreticisi bu konuda ar-ge çalışmalarına ağırlık vermektedir.
Hidrojenli araçlar yaygın değil. Bunun önündeki en büyük engel ise hidrojen dolum istasyonlarının az olmasıdır. Yakın gelecekte hidrojenin daha yaygın olarak kullanılacağı tahmin ediliyor.
LPG ve Biyodizel
LPG
Propan sıvı petrol gazın diğer bir adıdır. LPG kolayca depolanabilmekte ve emisyon oranı olarak çok düşük zehirli atıklar içermektedir. Birçok araç LPG’yi birincil yakıt olarak kullanmaktadır. Ticari olarak da ülkemizde çok yaygındır. Birçok ülke bu yakıta teşvikler vererek yaygınlaşmasını sağlamaktadır.
Biyodizel
Kızarmış yiyecekler ve düşük yağ oranlı diyet sizin için faydalı olabilir ancak aracınız için bu geçerli değildir. Biyodizel atık yağlardan elde edilen bir dizel yakıt türüdür. Aracınız dizel ise bu yakıta uyum sağlayabilir ancak kalite standardı ve aracın üreticisinin bu durumu onaylaması gerekir. Biyodizel ile çalışan araçlar hem daha ucuz bir yakıt ile çalışmakta hemde kızarmış patates gibi kokmaktadır. Bu alan üreticiler tarafından ar-ge çalışmaları ile geliştirilmektedir.
Güneş
Geçtiğimiz ay güneş enerjisiyle çalışan bir otomobil, saatte 80km hızla Avustralya’da yaklaşık 3.400 km yol kat etti. Güneş enerjisinin hem bedava hem de temiz olması kulağa hoş geliyor ancak bazı handikapları da var.
Hollandalı mühendisler tarafından üretilen otomobilin pili oldukça küçük, sadece bir kişilik ve güneş olan saatlerde gidebiliyor. Gelecekte bu tür araçlarla karşılaşacak mıyız? Muhtemelen hayır. Çünkü güneş ışığını elektriğe çeviren fotovoltaik hücreler maliyetli ve bu araçta titanyum gibi pahalı materyaller kullanıldı.
Güneş enerjisiyle çalışan araçlar, şehir içinde gün boyu şarj edilse bile kullanımı sınırlı olacaktır.




















