Uzun Soğuk Savaş Mekke’de bitti

04:00, 10/08/2026, Pazartesi
Yeni Şafak
Uzun Soğuk Savaş Mekke’de bitti
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

Ortadoğu’nun bugün karşı karşıya olduğu dönüşüm, yalnızca bölgesel güç dengelerinin değişmesinden ibaret değil. Asıl mesele, yaklaşık 35 yıldır devam eden ve Soğuk Savaş’ın bölgedeki son kalıntılarını yaşatan düzenin sona erip ermeyeceğidir.

Sernur Yassıkaya/Yeni Şafak Dış Haberler Müdürü

Modern Ortadoğu, tarihsel olarak derin çatışmaların, dış müdahalelerin ve istikrarsızlıkların pençesinde kalmış bir bölge olarak anılıyor. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, stratejik öneme sahip bölgenin yeni bir dönemin eşiğinde olduğunu gösteriyor.

1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması ve 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Soğuk Savaş denklemi ilk olarak Avrupa’da bozuldu. Bu dönemde Avrupa, ABD’nin güvenlik şemsiyesinin de varlığı sayesinde bir refah adası görünümü elde ederken, eski Demir Perde ülkelerinin Avrupa Birliği çatısı altına alınmasıyla barış ve refah adası görünümü daha da perçinlendi. 2022 Şubat ayında Rusya’nın Ukrayna topraklarına girmesiyle başlayan savaşa kadar Avrupa toprakları, tarihinde hiçbir dönem olmadığı kadar uzun bir barış dönemi tecrübe etti.

Aynı dönemde Uzak Doğu’da Çin, ekonomik gelişim modelini küreselleşme dalgasının sağladığı imkânlarla hızla geliştirmeyi başardı. Pekin yönetimi, Şi Cinping döneminde ekonomik modelini siyasi ve askerî alanlara da taşıyarak ABD’ye karşı rakip bir hegemon güç konumuna ulaştı. Latin Amerika, Washington’ın arka bahçesi olmaktan çıkarken, sömürgeci güçlerin tahakkümü altındaki Afrika da kendisi için yeni açılım yolları buldu.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinin nimetlerinden faydalanamayan tek bölge ise Ortadoğu oldu. Aksine, 1990 Körfez Savaşı’yla başlayan yeni dış müdahaleler, iç savaşlar, suikastlar ve İsrail’in yayılmacı politikaları gibi süreçler, bölgenin küresel ölçekte yaşanan ekonomik zenginleşme sürecinin dışında kalmasına sebep oldu.

Aradan geçen 35 yıllık süre sonunda, Ortadoğu üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanan Soğuk Savaş düzeninin tasfiyesine şahit oluyoruz.

BİR MİLAT YAŞANIYOR

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ortak savunma iş birliğini hedefleyen ve caydırıcılık misyonu da taşıyan; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve Başbakan Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, bu çerçevede bölge için Berlin Duvarı’nın yıkılmasına benzer bir milat oluşturuyor.

1948’de İsrail’in kurulmasıyla bölgenin güçlü ülkelerini birbirine karşı oynayan ve hiçbir zaman ortak bir noktada buluşmalarına izin vermeyen düzenin sona ermesi anlamında önemli bir dönemeç noktasındayız.

Bölgenin nükleer, ekonomik ve siyasi güçleri tarafından imzalanan bu anlaşma, on yıllardır küresel güçlerin oyun alanı olan bölge ülkelerinin kendi prangalarını kırma isteğini yansıtıyor.

Ortadoğu’da bölge ülkeleri arasında iş birliğini teklif eden ülkeler için Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan ittifakı yeni bir kapı aralıyor.

Bakalım bu kapıdan geçmeyi mi tercih edecekler, yoksa İsrail’in yıkıcı bölge politikasının ortağı mı olacaklar?

Büyük bir samimiyet testi.

Mekke Anlaşması, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında son altı ayda hızlanan gelişmeler sonucunda temelleri atılan model ortaklığın da çatısını oluşturuyor.

YENİ BİR JEOPOLİTİK DÖNEM

Ortadoğu son yılların en kapsamlı jeopolitik dönüşümlerinden birini yaşıyor. Yaklaşık dört yıl önce bölgesel siyasetin merkezinde yer alan ve İsrail’in Arap dünyasına entegrasyonunu hedefleyen Abraham Anlaşmaları, bugün hukuken yürürlükte olmasına rağmen siyasi ağırlığını büyük ölçüde kaybetmiş durumda.

Gazze’de yaşanan soykırımla birlikte değişen güvenlik algısı, İsrail’in Lübnan, Suriye ve İran ekseninde yürüttüğü askerî strateji ve bunun bölgesel istikrara maliyeti, Körfez ülkeleri başta olmak üzere birçok aktörü yeni arayışlara yöneltti.

Ortaya çıkan yeni tabloda dikkat çeken en önemli gelişmelerden biri ise Türkiye ile Suudi Arabistan arasında son altı ay içerisinde hız kazanan siyasi, ekonomik ve stratejik iş birliği süreci oldu.

Bu yakınlaşma yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi olarak değerlendirilemez. Aksine, bölgenin güvenlik mimarisini yeniden şekillendirebilecek, ekonomik entegrasyonu önceleyen ve dış müdahaleleri sınırlandırmayı hedefleyen yeni bir bölgesel düzenin temel taşlarından biri olarak görülüyor.

Son dönemde imzalanan ulaştırma, ticaret, gümrük ve özel sektör iş birliği anlaşmaları da bu stratejik dönüşümün somut göstergeleri niteliğinde. 7 Ağustos günü imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na gelen uluslararası tepki de atılan üçlü imzanın ne denli önemli olduğunu gözler önüne serdi.

İsrail’in bölgeyi kaos ve terörle parçalayarak jeoekonomik merkez olma ve bölgenin hegemon gücü haline gelme emeli, atılan imzalarla önemli ölçüde bertaraf edilmiş oldu. Öyle ki Suudi Arabistan, Abraham Anlaşmaları’na katılmayı reddederek, 1978’de Mısır’ı İsrail’e bağımlı bir devlete dönüştüren Camp David tuzağına düşmekten kurtuldu.

Riyad’ın, ABD ile imzaladığı nükleer iş birliği anlaşmasına İsrail’den gelen sert tepkinin ardından, bölgedeki diğer Müslüman ülkelerle başta savunma olmak üzere farklı alanlarda iş birliğini geliştirme konusunda daha kararlı olduğunu söylemek de yanlış olmayacaktır.

Aslında olan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın küresel alanda en deneyimli liderlerden biri olarak slogan haline getirdiği “kazan-kazan” stratejisinin bölge ülkeleri tarafından nihayet kabul görmesinin bir tezahürüdür.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, anlaşma sonrasında açıklamada da şu ifadeler kullanıldı: “Anlaşma, Türkiye’nin NATO dâhil mevcut uluslararası müttefiklik taahhütleriyle çelişmemekte; aksine bölgesel güvenliği destekleyen tamamlayıcı bir iş birliği mekanizması niteliği taşımaktadır. Türkiye’nin bölgesel ortaklıklar geliştirmesi, NATO üyeliğinin bir alternatifi değildir. Mekke Ortak Savunma Anlaşması, saldırgan bir askerî blok değil; caydırıcılığı artırmayı hedefleyen savunma odaklı bir düzenlemedir. Anlaşma üçüncü bir ülkeyi ya da bloku hedef almamakta; savunma sanayii iş birliğini, askerî eğitimleri, teknoloji paylaşımını ve bölgesel istikrarı güçlendirmeyi amaçlamaktadır.”

Bu açıklama da aslında Mekke Anlaşması’yla ulaşılmak istenen amacı net bir biçimde ortaya koymaktadır.

Üçlü imza, Türkiye’nin 360 derece eksenli diplomasi anlayışını güçlendiren özelliğiyle Ankara açısından küresel etki anlamında önemli bir kaldıraç vazifesi görecektir.

ABRAHAM ANLAŞMALARI RAFA KALKTI

2020 yılında büyük beklentilerle hayata geçirilen Abraham Anlaşmaları, İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Fas arasında diplomatik normalleşmeyi sağlamıştı. Washington’ın hedefi, zaman içerisinde Suudi Arabistan’ın da bu sürece katılmasıyla İsrail’in hâkim güç olduğu bir Ortadoğu ekseni oluşturmaktı.

Ancak Gazze’de yaşanan soykırım ve İran’a yönelik ABD-İsrail saldırısı sonrasında Hürmüz Boğazı ekseninde ortaya çıkan güvenlik krizi ve jeoekonomik sarsıntı, İsrail’in bölge ülkelerini hedef alan pervasız saldırıları ve tehditleri, Suudi Arabistan’ı yeni arayışlara yöneltti.

Riyad yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin yoğun diplomatik baskısına rağmen İsrail ile normalleşme sürecini askıya aldı. Suudi Arabistan, Filistin meselesinde kalıcı bir çözüm sağlanmadan böyle bir adımın hem bölgesel meşruiyet hem de iç kamuoyu açısından mümkün olmadığını açık biçimde ortaya koydu.

Bu gelişme, İsrail’in uzun süredir inşa etmeye çalıştığı bölgesel kaos planında önemli bir kırılma oluştururken, Körfez ülkelerinin de alternatif ortaklıklara yönelmesini hızlandırdı.

MODEL ORTAKLIK KURULUYOR

Son altı ay içerisinde Ankara ile Riyad arasında gerçekleştirilen üst düzey temaslar, ilişkilerin yalnızca diplomatik düzeyde değil, ekonomik ve güvenlik boyutunda da yeni bir aşamaya taşındığını gösteriyor.

Öncelikle iki ülke arasında tarihî Hicaz Demiryolu güzergâhını yeniden canlandırmayı hedefleyen ulaştırma mutabakatları dikkat çekiyor. Planlanan koridor, Türkiye’yi Halep, Şam, Ürdün ve Suudi Arabistan üzerinden Körfez’e bağlayacak yeni bir lojistik ağ oluşturmayı amaçlıyor. Uzun vadede bu hattın Umman ve Hint Okyanusu’na kadar uzatılması öngörülüyor.

Bu proje yalnızca bir ulaşım yatırımı değil, aynı zamanda Ortadoğu’da ekonomik bağımlılığı artıracak, ticaret hacmini büyütecek ve ülkeler arasında karşılıklı güven inşa edecek stratejik bir entegrasyon modeli olarak değerlendiriliyor.

Türkiye-Suudi Arabistan yakınlaşmasının en önemli sonuçlarından biri de Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) tartışmalarında yaşanıyor.

İlk tasarımında Hindistan’dan başlayan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Ürdün, İsrail ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya ulaşması planlanan koridor tamamen rafa kalkmış durumda. Masadaki en güçlü seçeneklerden biri ise Suriye ve Türkiye üzerinden Akdeniz’e ulaşan yeni bir kara ve demir yolu hattı.

Bu ihtimal gerçekleşirse Türkiye, Avrupa, Akdeniz, Körfez ve Asya arasındaki en önemli lojistik merkezlerden biri hâline gelirken, İsrail’in Hayfa Limanı üzerinden elde etmeyi planladığı stratejik avantaj da büyük ölçüde ortadan kalkmış olacak.

SURİYE’DE YENİ DÖNEM

8 Aralık 2024’te Beşar Esed rejiminin devrilmesi, Suriye’de 60 yılı aşkın süredir devam eden Baas Partisi yönetiminin sonunu işaret etti.

Bu gelişme, Ortadoğu’daki statükoyu sarsarak bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirdi. Özellikle İsrail ve İran gibi aktörler açısından Esed rejiminin düşmesi, bölgesel güç dengelerinde önemli değişikliklere yol açtı.

Bu noktada, Sovyetler Birliği döneminden beri Esed rejimine verdiği destekle bölgeye nüfuz eden Rusya’nın varlığı da 8 Aralık sonrasında önemli ölçüde minimize edildi.

Bu bağlamda ABD ve Avrupa Birliği, Şam’a yönelik yaptırımları kademeli olarak hafifletmeye başladı.

Suriye’de ortaya çıkan yeni tablo, Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesinde önemli bir başlık olarak önümüzde duruyor.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE’NİN ANLAMI

Bölgedeki bu gelişmelere paralel olarak Türkiye’nin terörle mücadelede kaydettiği kazanımlar sonucunda terör örgütü PKK’nın kendisini feshettiğini açıklaması ve “Terörsüz Türkiye” hedefine doğru atılan önemli adımlar da dikkat çekiyor.

Geçen hafta, Terörsüz Türkiye sürecinin yasal zeminini oluşturacak çerçeve yasa teklifi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi.

Bu gelişme, Türkiye’nin bölgenin terörden arındırılması amacıyla hem bölgesel hem de ulusal düzeyde önemli bir mesafe kat ettiğini gösteriyor.

Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca Türkiye’nin kendi güvenlik sorunlarının çözümü açısından değil, Suriye, Irak ve genel olarak Ortadoğu’nun güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesi bakımından da büyük önem taşıyor.

Türkiye’nin içeride güvenlik sorunlarını azaltması, dışarıda ise bölgesel iş birliği mekanizmalarını geliştirmesi, Ankara’nın yeni Ortadoğu denklemindeki hareket alanını genişletecektir.

İSRAİL ARTIK HAYDUT DEVLET

Ortadoğu’nun yeni dönemine damgasını vuracak bir diğer önemli unsur ise İran ve İsrail’in bölgedeki rolü.

Bu iki ülke, uzun yıllardır birbirlerine karşıt politikalar izlemiş ve bölgedeki istikrarsızlığı körükleyen önemli aktörler olmuşlardır.

İsrail’in Filistin’de uyguladığı soykırım ve işgal politikaları, Tel Aviv’i uluslararası alanda giderek daha fazla yalnızlaştırırken, saldırgan politikalarıyla bölgesel istikrar ve barışı tehdit eden bir aktöre dönüştürüyor. Bu durum, bölgenin istikrarsızlığını artıran temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak Ortadoğu’daki yeni paradigmada, bu iki aktörün de pozisyonlarını değiştirmeleri gerektiği görülüyor.

İran’ın ekonomik yaptırımlar nedeniyle zor bir dönemden geçtiği, aynı zamanda içerideki sosyal ve politik baskıların arttığı bir süreç yaşadığı bir gerçek. İsrail ise eski müttefikleriyle olan ilişkilerinde farklı bir yaklaşım benimsemek zorunda kalabilir. Batı hegemonyasının doğudaki bir kolu olmak amacıyla Siyonizm tarafından kurulan İsrail, hem uluslararası hem de bölgesel olarak dışlanan bir parya yapıya hızla dönüşüyor.

Açık ki bölgemizdeki uzun Soğuk Savaş’ın son kalıntısı konumunda bulunan İsrail’in, bölgenin gerçekleri çerçevesinde ve Birleşmiş Milletler kararları göz önüne alınarak bir rejim değişikliği sürecine girmeye zorlanması ve Siyonist yapının sökülerek demokratik bir yapıya dönüştürülmesi elzemdir. Bu çerçevede, 1967 sınırlarında, başkenti Kudüs olan ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulması, İsrail’in bir terör yapısı olmaktan çıkarılmasında önemli bir adım olacaktır.

BÖLGE ÜLKELERİNİN ÖNÜNDEKİ SAMİMİYET TESTİ

Ortadoğu’nun bugün karşı karşıya olduğu dönüşüm, yalnızca bölgesel güç dengelerinin değişmesinden ibaret değil. Asıl mesele, yaklaşık 35 yıldır devam eden ve Soğuk Savaş’ın bölgedeki son kalıntılarını yaşatan düzenin sona erip ermeyeceğidir.

Mekke’de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından atılan üçlü imza, bu nedenle yalnızca bir savunma anlaşması olarak okunmamalıdır. Bu imza, bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini, ekonomik ilişkilerini ve siyasi geleceklerini yeniden tanımlama iradesinin bir göstergesidir.

Berlin Duvarı’nın yıkılması Avrupa’da nasıl yeni bir dönemin başlangıcını simgelediyse, Mekke’de atılan imzalar da Ortadoğu’da uzun Soğuk Savaş’ın sona ermesine giden sürecin sembolü hâline gelebilir.

Bölge ülkelerinin önünde artık iki seçenek bulunuyor: Birbirleriyle iş birliği yaparak ortak güvenlik ve refah alanı oluşturmak ya da dış güçlerin bölge üzerindeki rekabetinin parçası olmaya devam etmek. Mekke’de açılan kapı, bu nedenle yalnızca Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın önünde değil bütün Ortadoğu’nun önünde duruyor. Şimdi mesele, bölge ülkelerinin bu kapıdan geçmeyi tercih edip etmeyecekleridir. Bu, aynı zamanda bölgenin bütün aktörleri için büyük bir samimiyet testidir. 

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026