Türkiye masayı kuran ülke
04:00, 09/08/2026, Pazar
Yeni Şafak

Recep Tayyip Erdoğan, Muhammed bin Selman, Şahbaz Şerif.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Orta Doğu’da bölgesel güvenliğe dayalı yeni bir garanti mekanizması oluşturuyor. Ankara, savunma seçeneklerini çeşitlendirirken farklı bölgesel aktörleri aynı güvenlik zemini etrafında buluşturarak yeni mimarinin kurucu ülkelerinden biri oluyor.
Dünya giderek karmaşıklaşan bir güvenlik döneminden geçiyor. Uluslararası kurumlar savaşları önlemekte zorlanıyor, geleneksel ittifakların verdiği güvenceler sorgulanıyor. Orta Doğu’da ise Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den Yemen’e ve İran’dan Körfez’e uzanan bir istikrarsızlık kuşağı bulunuyor.
ANKARA HESAPLI STRATEJİYLE OTURDU
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması böyle bir ortamda ortaya çıktı. Yaklaşık bir yıl süren müzakerelerin ardından anlaşmanın imza altına alınması, geçici bir kriz tepkisi değil, uzun vadeli bir diplomatik hazırlığın sonucu olduğunu ortaya koydu. Bir yıla yayılan bu hazırlık, Ankara’nın masaya panikle değil, hesaplı bir stratejiyle oturduğunun da işareti olarak değerlendiriliyor.
SIRADAN ASKERÎ İŞ BİRLİĞİNİN ÖTESİNDE
Üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının tarafların tümüne yapılmış sayılması hükmü, Mekke Anlaşması’nı sıradan bir askerî iş birliğinin ötesine taşıyor. Üç ülke güvenliklerini ortak bir zeminde tanımlıyor ve saldırıya uğrayan tarafın yalnız bırakılmayacağına ilişkin güçlü bir siyasi güvence veriyor. Ortaya çıkan yapı, Orta Doğu’da uzun süredir eksikliği hissedilen bölgesel bir garanti mekanizması olarak değerlendiriliyor.
SALDIRI İTTİFAKI DEĞİL
Mekke Anlaşması’nın Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesine dayanması, savunma niteliğini hukuken güçlendiriyor. Bu madde devletlerin bireysel ve kolektif meşru müdafaa hakkını tanıyor. Dolayısıyla anlaşma saldırı yetkisi değil, silahlı saldırı hâlinde ortak savunmanın çerçevesini oluşturuyor.
DİPLOMATİK BAŞARI
Mekke Anlaşması, Ankara açısından açık bir diplomatik başarı. Türkiye, Pakistan’la geleneksel dostluğunu ve Suudi Arabistan’la yeniden kurduğu güven ilişkisini kurumsal bir savunma ortaklığına dönüştürdü. Birkaç yıl önce ciddi sorunlar yaşayan Ankara ile Riyad’ın bugün ortak savunma anlaşmasına imza atması, Türk diplomasisinin hareket kabiliyetini gösteriyor. Türkiye geçmişteki anlaşmazlıkların dış politikanın geleceğini sürekli esir almasına izin vermeden ilişkilerini karşılıklı çıkar temelinde yeniden kurabiliyor.
Ankara bu yapıya sonradan katılan tali bir ülke değildir. Yeni mekanizmanın üç kurucu aktöründen biridir. Böylece NATO, Karadeniz, Kafkasya, Doğu Akdeniz, Körfez ve Güney Asya güvenlik çevreleri arasında bağlantı kurabilen merkez ülke konumunu güçlendiriyor. Türkiye artık kendisine sunulan güvenlik politikalarına yalnızca uyum sağlayan değil, güvenlik mimarisi tasarlayan ve farklı aktörleri aynı masada buluşturan bir ülke konumuna yükseliyor.
STRATEJİK GÜVENCE
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bütün teknik ayrıntıları açıklanmış klasik bir askerî ittifaktan önce güçlü bir siyasi irade ve karşılıklı güvence beyanı olarak değerlendiriliyor. Anlaşmanın çerçevesi henüz netleşmese de mevcut çerçeve bile Türkiye açısından önemli kazanımlar içeriyor. Ankara ilave bir siyasi ve stratejik güvence elde ediyor. Savunma sanayii için yeni yatırım ve ihracat imkânlarına kavuşuyor. Enerji ve ticaret yollarında daha fazla söz sahibi oluyor. NATO içindeki değerini korurken Körfez ve Güney Asya’daki etkisini genişletiyor.
GÜVENLİK YÜKÜ PAYLAŞILIYOR
Ankara, Türkiye’nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını açıkça belirtiyor. Mekke Anlaşması mevcut uluslararası yükümlülükleri geçersiz kılmıyor, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlıyor. Yeni ortaklığın Türkiye’nin NATO içindeki değerini azaltmak yerine artırabileceği belirtiliyor. Körfez ve Güney Asya’da etkili güvenlik ilişkileri kurabilen bir Türkiye’nin, Batılı müttefikleri açısından daha önemli hâle geleceği ifade ediliyor.
TÜRKİYE EKONOMİSİNE KATKI
Anlaşmanın Türkiye’ye sağlayabileceği faydaların askerî alanla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor. Kızıldeniz, Babülmendep, Hürmüz Boğazı ve Hint Okyanusu’ndaki güvenliğin Türk ekonomisini doğrudan etkilediği belirtilirken, bu güzergâhlarda yaşanan krizlerin enerji fiyatlarını ve taşıma maliyetlerini artırdığı vurgulanıyor. Üç ülkenin deniz güvenliği ve istihbarat alanında daha yakın çalışmasının Türkiye’nin ihracat hatlarının ve enerji tedarikinin korunmasına katkı sağlayabileceğine dikkat çekiliyor.
KARDEŞLİKTEN STRATEJİK ORTAKLIĞA
Mekke’de atılan imzanın güçlü bir sembolik anlamı da bulunuyor. Anadolu’dan Hicaz’a, İslamabad’dan Riyad’a uzanan hat ortak tarih, inanç, kardeşlik ve zor zamanlarda dayanışma iradesini temsil ediyor. Mekke Anlaşması bu yakınlığı kurumsal bir stratejik ortaklığa dönüştürme fırsatı sunuyor.

Gündem
Bakan Fidan detayları anlattı: Mekke Anlaşması'na başka ülkeler eklenecek mi?

Dünya
Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan İttifakı İsrail'i korkuttu

Gündem
İslam dünyasında tarihi kenetlenme: Mekke Ortak Savunma Anlaşması dünya basınında ses getirdi
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.