Hayat Belgeler Cemil Beyi anlatıyor

Belgeler Cemil Bey’i anlatıyor!

Yüz Yıllık Metinlerle Tanburi Cemil Bey kitabı, Cemil Bey’in sanatına dair düşünceleri ve vefatının ardından hakkında yazılanlar aracılığıyla bu büyük musikişinasın Türk Müziği için ifade ettiği anlamı bütün çerçevesiyle ortaya koyuyor...

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Belgeler Cemil Bey’i anlatıyor!
​​Mevzuyla yakından ilgilenenler için Tanbûrî Cemil Bey, ‘Türk Müziği’ni Ayağa Kaldıran Adam’dır.

AYŞE ADLI

Mevzuyla yakından ilgilenenler için Tanbûrî Cemil Bey, ‘Türk Müziği’ni Ayağa Kaldıran Adam’dır. İcra ettiği sazlara geri eskisini unutturacak bir üslup kazandırırken geleneksel müziğimize iade-i itibar edilmesini de sağlamıştır. Cemil Bey’in vefatının 100’üncü yıldönümü vesileyisye artan çalışmalara geçtiğimiz haftalarda bir yenisi eklendi. Genç araştırmacı Hüseyin Kıyak, geniş ve kapsamlı bir kaynak taramasıyla önemli bir açığın kapanmasına vesile oldu. Kıyak’ın çalışması sayesinde Cemil Bey’in kaleme aldığı müzik yazıları, vefatının ardından hakkında yazılanlar, günümüz için ifade ettiği anlama dair makale ve şiirler ilk kez bir araya geldi. ‘Tanburi-i Şehir’ Cemil Bey’in, ilk kez, icra ettiği iki saz ve bütün bedeniyle görüldüğü bir fotoğrafla açılan kitap, tartışmalı olan vefat tarihi ve mezar yerine kadar pek çok konuda önemli bilgiler içeriyor. “Önemli bir kitap hazırladığımın farkındaydım” diyen Hüseyin Kıyak, Yüz Yıllık Metinlerle Tanburi Cemil Bey kitabının kalıcı eserler arasına gireceği kanaatinde...

Bu kitap için size fikir ya da ilham veren ne oldu?

2014 yılının Ağustos ayıydı. Cemal Ünlü aradı. Tanburi Cemil Bey’in plak kayıtlarından oluşan bir albüm hazırladıklarını biliyordum. Bu albüm kitapçığında yer verilmesi düşünülen metinlerin, eser isimlerinin imlası gibi konularda yardımcı olmamı istedi. Memnuniyetle kabul ettim. O tarihe kadar Tanburi Cemil Bey hakkında birkaç künye fişi dışında herhangi bir çalışmam yoktu. Cemal Ünlü’nün, imlasını ve eski yazıdan çevirisini kontrol etmem için gönderdiği metinler dışında Külliyat’a alınabilecek farklı metinler araştırmaya ve buldukça yeni yazıya aktarıp Cemal Bey’e göndermeye başladım. Bulduğumuz metinlerin bazılarını Külliyat’a aldık. Orada kullanmadığımız ve daha sonra ulaşabildiğim metinlerden de bu kitap doğdu. Bu kitabın oluşmasına imkân sağlayan, başlangıçta sadece düzeltmen olarak dahil olduğum Tanburi Cemil Bey Külliyatı’dır.

ÖNCE NOT ETMEYE BAŞLADIM

Cemil Bey’in makalelerinin bir bibliyografyası var mıydı? Yazıları biliniyor muydu?

Mesud Cemil’in yazdığı “Tanburi Cemil’in Hayatı” isimli kitap ilk olarak 1947’de basılıyor. Sonra 2002 yılında Uğur Derman bu kitabı tekrar yayına hazırladı ve Kubbealtı Neşriyat tarafından basıldı. 2012’de yapılan üçüncü baskıda, kitabın ekler kısmında Arif Aşçı tarafından hazırlanan bir bibliyografya da bulunuyor. Sınırlı sayıda süreli yayının taranmasıyla oluşturulan bu bibliyografya eksiklerine rağmen, başlangıçta epey işime yaradı. Cemil Bey’in beş makalesinden dördü bu bibliyografyada vardı, diğer makaleyi de “bu yazıların devamı olabilir” diyerek, Sabah gazetesini tarayarak buldum.

Yüz Yıllık Metinlerle Tanburi nCemil BeynHüseyin KıyaknKubbealtı YayınlarınEkim 2017n464 sayfa
Yüz Yıllık Metinlerle Tanburi nCemil BeynHüseyin KıyaknKubbealtı YayınlarınEkim 2017n464 sayfa

Nasıl bir araştırma sonucu ulaştınız bu kaynaklara?

Arif Aşçı’nın bibliyografyası oldukça işime yaradı. Cemil Bey hakkındaki metinlerin kaynakçalarından da epey yazıya ulaştım. Ama bulduğum yazılara bakınca o bibliyografyaların oldukça eksik olduğunu anlıyorum. Taramalarım sırasında hiçbir bibliyografyaya girmemiş olan epey yazıya da ulaştım. Yaklaşık 10 yıldır süreli yayınlardaki müzik yazılarıyla ilgileniyorum. Tuttuğum notlar, yazdığım künye bilgileri var. Bulduğum bir yazı, bir başka yazıya götürebiliyor. Bazen de tamamen bir şüphe neticesiyle taradığınız kaynaklardan işinize yarayacak metinler bulabiliyorsunuz. Cemil Bey hakkında tarama yaparken, müzikle ilgili karşılaştığım metinleri de not ediyorum. Evet, bir taraftan tarama işlemi uzamış oluyor, ama bir taraftan da farklı çalışmalar için kaynak toplamış oluyorum. Müzik tarihimiz için özellikle 19’uncu yüzyıl sonu ile 20’nci yüzyılın başındaki süreli yayınlarda çok bilgi var. Müzik alanındaki pek çok şey gibi bunlar da ihmal ediliyor.

Sadece Cemil Bey’in yazdıkları değil, onun hakkında yazılanlar da var kitapta. Bu yazılar için de yine kaynak taraması yaptınız herhalde?

Yine eski yazıdaki süreli yayınları tarayarak başladım. Ölümünden sonraki iki üç aylık süreçte çıkan, bulabildiğim tüm süreli yayınları taradım. Bibliyografyalara girmiş ya da benim eskiden künyelerini not aldığım bazı metinler de vardı. Onlara ulaşmam kolay oldu. Bazen de ulaştığım metinlerde, başka metinlere atıflar olduğunu gördüm. Elbette gözümden kaçan, ulaşamadığım başka yazılar olmalı. Bu kitap “Cemil Bey hakkındaki her şeyi toplamış olma” iddiasında bulunmuyor.

YANLIŞ BİLGİ VEREN METİNLER VARDI

Ulaşamadığınız ya da ulaştığınız halde kitaba almadığınız metinler oldu mu?

Cemil Bey’in vefatından bu yana yazılan çok metin var. Bulabildiğim eski yazı tüm metinleri dahil ettim bu çalışmaya. Onun dışında, Latin harfli olup da Cemil Bey hakkında yeni bir şey söylemeyen, birbirinin tekrarı olan metinleri almadım. Cemil Bey’in doğum ve ölüm tarihini bile yanlış veren, “şöyle büyüktü, böyle büyüktü”nün ötesine gitmeyen yazıları kitaba almayı lüzumsuz buldum açıkçası.

CEMİL BEY ÖLMEDİ DİYE HABER ÇIKMIŞ

Ulaştığınız evrak ve bilgiler arasında sizi en çok heyecanlandıran ne oldu?

Cemil Bey’in ölüm ilanını bulduğumda çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. Cemil Bey’in doğum ve ölümü için farklı tarihler verilmiştir hep. İbnülemin 4 Ağustos 1916 diyor, Öztuna da bunu tekrarlıyor. Mesud Cemil, Şerif Said Çeren müstear ismiyle yazdığı makalede 1915’te, babasını anlattığı kitapta ise 1916’da 28 Temmuz’u 29’a bağlayan gece öldüğünü belirtiyor. Öncelikle bu farklı tarihlerdeki gazeteleri taramaya başladım. Taramalarım sırasında Cemil Bey’in ölümünden bir hafta önce, 20 Temmuz 1916 tarihli Tanin gazetesinde “İrtihal” başlığıyla Cemil Bey’in öldüğünü bildiren yanlış bir habere de rastladım. Ertesi günkü Tasvir-i Efkâr gazetesinde, Tanin’deki bu haberin asılsız olduğunu, Cemil Bey’in ölmediğini bildiren bir haber vardı. 29 Temmuz 1916 tarihli gazetelerde Cemil Bey’in ölüm ilanlarına rastladım. Böylelikle ölüm tarihi belgeleriyle ortaya çıkmış oldu. Gazetedeki haberler, Cemil Bey, 28 Temmuz 1916’da, sabaha karşı vefat ettiğini ortaya koyuyor. Ayrıca Cemil Bey’in makalelerini yeni yazıya aktarırken de çok heyecanlandığımı söyleyebilirim. Herkesin “Cemil Bey şöyle Cemil Bey böyle” dediği bir ortamda, onun makalelerinin okunmamış olması üzücü gerçekten.

Kapakta kullandığınız fotoğraf ilk kez yayımlanıyor. Bu fotoğraf dışında bilinmeyen ya da az bilinen neler var kitapta?

Bilinen Cemil Bey fotoğraflarını kitaba almadım. Kapakta yer alan fotoğraf da, Sinekemani Nuri Duyguer terekesinden çıktı. Bir gün fotoğrafların tasnifini yaparken, Cemil Bey’in bu fotoğrafı geldi önümüze. Tabii çok heyecanlandık. Cemil Bey bu fotoğrafta ilk kez kemençe ve tanburuyla bir arada ve bütün bedeniyle görülüyordu. Bence kitabın en çarpıcı yanlarından biri, bu fotoğraf... Cemil Bey’in ölümünden dört yıl sonra Şark Musiki Cemiyeti tarafından bir konser veriliyor. “Cemil Konseri” başlıklı bu konserin programını ilk kez İsmail Baha Sürelsan Nota ve Musiki dergisinde yayınlamıştı. Ama oldukça yıpranmış bir programdı. Bunun yıpranmamış bir halini arıyordum. O sıralarda Sinekemani Nuri Duyguer’den torunlarına intikal eden arşivi tasnif ediyorduk. Nuri Bey de o konserdeki saz heyeti içindeydi. Tasnife başladığımız ilk günlerde bu programın orijinali önümüze çıktı. Hiç yıpranmamıştı. Tabii, çok sevinmiştim. Bu konser programı da ilk kez en temiz haliyle yayımlanmış oluyor.

Cemil Bey’in tartışmalı olan mezar yeriyle ilgili de yeni bilgiler veriyorsunuz. Bu tartışmanın sebebi ne ve sizin ulaştığınız kayıtlar, mezar yerini kesin olarak tayin etmeyi sağlıyor mu?

Cemil Bey vefat ettiğinde oğlu Mesud Cemil, 14 yaşında. Sonraki dönemlerde de babasını ihmal etmiş görünüyor. Vefatından sonra sevenleri, Cemil Bey’in heykelini yapmak istiyorlar. Gazetede haberler çıkıyor, para toplanıyor. “Heykelini yapacağınıza, mezarına bir taş dikin” minvalinde tartışmalar da oluyor. Nitekim, bu çabalar sonuçsuz kalıyor. Mezarı da unutuluyor. Necdet Yaşar’ın girişimiyle, cenazeye katılanların birbirlerine aktardıkları bilgilere dayanarak Merkezefendi Mezarlığı’nda tahminî bir yere bir taş dikildi. Bugün orada Cemil Bey adına bir mezar var. Fakat Cemil Bey’in gerçek mezarı hâlâ kayıp. Niyazi Sayın’ın evinde bulunduğum bir gün, hoca içeriden bir defter getirdi. Hamparsum notasıyla çeşitli eserlerin kaydedildiği bu defterin en arkasında, Cemil Bey’in ve aileden iki kişinin de ölüm tarihleri ve mezar yerleri hakkında bilgi vardı. Orada, Cemil Bey’in, annesinin kabrine defnedildiği yazıyordu. Yani bu belgeye göre Cemil Bey’in kendine ait bir mezarı yok, annesinin üzerine gömülmüş. Bu bilgiler ışığında mezarlık kayıtlarına tekrar bakmak lazım.

KALICI ESERLER ARASINA GEÇECEK

Vefatının 100’üncü yıldönümü dolayısıyla Cemil Bey’i konu alan pek çok çalışma yapılmıştı. Böyle bir kaynak taramasının ihmal edilmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Herkesin ağzında Cemil Bey var. Kimsenin şimdiye kadar bunların peşinde koşmaması, özellikle Cemil Bey’in yazılarını okumamış, bunları merak etmemiş olması aslında bizde çoğu alanın işleyişini örneklendiriyor: Meraksızlık ve tembellik… Cemil Bey için bir sempozyum yapıldı, birkaç kitap basıldı. Elbette nitelikli bildiriler de verildi, iyi işler de yapıldı. Bu metinlerin bazılarına ulaşılmadı diye yapılan tüm işleri karalamaya hakkımız yok. Fakat bence bu kaynak taraması, Cemil Bey hakkında yapılacak işlerin ilki olmalıydı. Bu işlerin bu zamana kadar yapılmamış olması, Türk müziği için üzücü.

Ne tür tepkiler aldınız?

Çok olumlu tepkiler aldım. Aslına bakılırsa gerçekten önemli bir kitap hazırladığımın farkındayım. Kitabın önemi, birisi tarafından yazılmamış olmasından geliyor açık söylemek gerekirse. Yani tamamen belgeler konuşuyor. Cemil Bey’i okuduğum kaynaklara, dinlediğim taksimlerine göre ben değerlendirmiş olsaydım bu kitap bu kadar değerli olmayacaktı doğrusu. Nitekim, çok ilgi gördü; yayınlanalı henüz iki hafta olmasına rağmen ilk baskı tükenmek üzere. Yüzüncü ölüm yıldönümü dolayısıyla Cemil Bey için çok şey yapıldı. Sanıyorum Cemal Ünlü ve Aziz Şenol Filiz’in hazırladıkları “Külliyat”tan sonra bu kitap da kalıcı eserler arasına girecek. Çünkü ikisinde de insanlar aradan çekiliyorlar ve Cemil Bey konuşuyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.