Volkanık tüf dağlarında kansere neden olan 'Erionit' maddesi, Nevşehir'in Karain Köyü'nü hayalet köye çevirdi. 33 yılda 280 sakinini kansere kurban veren köyde sadece, çoğu yaşlı 100 kişi yaşıyor
Nevşehir'in Karain Köyü yıllardır kanserle mücade ediyor. Köyde, volkanik tüf (katılaşmış lav) dağlarından yayılan kanser yapıcı Erionit maddesi yüzünden, geçen 33 yılda 280 kişi akciğer kanserinden öldü. Taşınması yılan hikayesine dönen Karain Köyü, giderek azalan nüfusuyla, hayalet köye dönüştü. Camisinde birkaç kişinin namaz kıldığı okulu ve kahvehaneleri kapalı köyde açık olan tek resmi kurum, sağlık ocağı. Olumsuz haberler yüzünden köylülerin morali bozulmasın diye yıllardır gazetecilerin sokulmadığı hayalet köye girdik, insanlarla sohbet ettik, terk edilen ev, okul ve kahvehaneleri fotoğrafladık. Hastalığın tespit edildiği 1974 yılından bu yana 280 kişinin öldüğü köyün binin üzerindeki nüfusu, 100'e kadar düşmüş.Yakın köylerden birinde yaşayan bir köylünün yardımıyla girebildiğimiz Karain'deki iki saatlik gezimiz boyunca, sokaklarda ancak bir kaç yaşlı insanla karşılaşıyoruz. Yaşlı bir kadın, hiddetle açtığı camdan bizi, "Ne için çekiyorsunuz" diye azarlıyor. Kanserli Erionit elementinin yayıldığı bilinen köyü çepeçevre saran peri bacası görünümlü volkanik tüf dağları insanı ürkütüyor. Namaz vakti köyün camisinde bir kaç kişi toplanıyor, sıraları ve tahtası kırık okul ve kepenkleri kapalı üç kahvehane, köyün terk edilmişlik izlenimini artırıyor. Köydeki tek açık kamu binası olan ancak doktoru bulunmayan sağlık ocağında iki hemşirenin görev yaptığını öğreniyoruz.
Karain köylüleri, kanser söylentileri yüzünden pazarda ürünlerini satamadıklarını, komşu köylerle kız alış verişi bile yapamadıklarını, gerekmedikçe evlerinden çok fazla dışarıya çıkmadıklarını söylüyor. Bize rehberlik yapan köylünün ikazına rağmen, yakından görüntülemek istediğimiz dağın eteğindeyiz. Prof. Dr. Yalçın Karakoca ile yaptığımız telefon konuşmasında sonra buradan uzaklaşıyoruz.. Köyde insanı en çok etkileyen yerlerden biri mezarlık. Bize rehberlik yapan köylü, mezalığı gezdirirken kanserden ölenlerin mezarlarını gösteriyor. Trafik kazası ve yaşlılıktan ölen bir kaç kişi dışında, köy mezarlığındaki hemen bütün mezarların, akciğer zarı kanserinden ölenlere ait. Hayırsever bir köylünün yaptığı kütüphane bile mezarlığın içinde kalmış. Köydeki boş bazı evlerin duvarlarının delik deşik olduğunu fark ediyoruz. Rehberimiz bu evlerin, kanser yapıcı numuneler bulunduğu gerekçesiyel numuneler alındığını anlatıyor.
Yıllar önce inceleme yapıp kanseri tespit eden uzmanlar, köyün acilen başka bir yere taşınmasını rapor etmiş. Ürgüp Belediyesi, köylülerin taşınması için konutları yapmış. Belediye Başkanı Bekir Ödemiş, resmi protokollerin tamamlanası geciktiği için taşınma işleminin bir türlü başlatılmamasından yakınıyor. Ödemiş, sıkıntıyı şöyle anlatıyor:
"Birçok bilim adamı burada yıllarca araştırma yapıp kariyer elde etti. Yıllarca yazılıp çizildi ama değişen tek şey ölü sayısı. Daha neyi beklediğimizi bilemiyorum. Köyde şu anda taşınması gereken hane sayısı 70'e kadar düştü. 70 evin parası devlet için nedir ki"
40 senedir bu hastalıkla yatar bu hastalıkla kalkarım. Hastalığı düşünmediğim bir saniye yok. Babamı ağabeyimi ve yengemi bu hastalıktan kaybettim. Bir arkadaşım vardı rahmetli Hacı Mehmet Soylu, 28 yaşında bu hastalıktan öldü. O zamanlar morfin bulmak zordu, hastalar bağıra bağıra ölüyordu. Annesi, Hacı Mehmet'e, "Oğlum komşular rahatsız oluyor, Bağırma lütfen" dedi. Mehmet annesinin elini kerpetenle sıktı. Kadın bağırmaya başladı. Mehmet o zaman annesine, "İşte anne benim acım bundan fazla" dedi. Bu anı hiç unutamıyorum. Her yeni hastayı duyunca, onunla birlikte acı çekiyoruz, ölünce, acı çekmekten kurtuldu diye rahatlıyoruz. Yıllardır konuşuluyor ama şu köyü 3 kilometre öteye taşımayı başaramadılar. Taşısalardı şimdi bunları konuşuyor olmayacaktık.
Babam Mehmet Doğan, 1977 yılında bir gün tarlada çalışırken yere düşünce hastaneye götürdüm, aynı yılın ağustos ayında vefat etti. İlaç bulamadığımız için çok acı çekti. Babamın ve bizim yaşadıklarımız unutulacak gibi değil.
Erionit yüzünden akciğeri taşlaşan hasta nefes alamıyor, boğularak yaşama veda ediyor. Karain Köyü'nden İsveç'e çok sayıda insan çalışmak için gitmiş. Çocuk yaşlarında İsveç'e giden gurbetçilerden bazıları da akciğer kanserinden nasibini almış ve köye cenazesi gelmiş. Şu anda Karain Köyü'nde 2, İsveç'te ise 3 akciğer hastası bulunuyor. Hasta görmeye gelenler için en makbul hediye morfin. Hasta, hastalığın son döneminde çok acı çektiği için morfinle uyutuluyor.






