Hayat Osmanlının kuruluşu hakkındaki en kapsamlı çalışma Dirilişten kuruluşa Osman Gazi

Osmanlı’nın kuruluşu hakkındaki en kapsamlı çalışma: Dirilişten kuruluşa Osman Gazi

Aylık olarak yayınlanan Derin Tarih dergisinin yeni sayısı çıktı. 'Dirilişten Kuruluşa Osman Gazi' kapak konusu ile raflardaki yerini alan Derin Tarih, Osmanlı’nın kuruluşu hakkında kapsamlı bir çalışmayı gözler önüne seriyor. Ayrıca, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Osmanlı Tarihçisi Prof. Dr. Feridun Emecen, Osmanlı’nın kuruluşu hakkındaki 3 kritik soruyu aydınlığa kavuşturuyor: 'Osman Gazi mi, Otman Gazi mi?', 'Kurluş yılı 1299 mu, 1300 mü?' ve 'Osmanoğulları gerçekten Kayı Boyu'ndan mı?'

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Derin Tarih
Osmanlı’nın kuruluşu hakkındaki en kapsamlı çalışma: Dirilişten kuruluşa Osman Gazi
Fotoğraf: Arşiv / Osman Gazi

Kimdi bu Osmanlılar veya Osmanoğulları? Nasıl kuruldular? Hangi şartların ve kararların eseriydiler? Fransızların 20. yüzyıldaki en büyük tarihçisi Fernand Braudel Osmanlı devleti için “Büyük bir tarihçilik meselesi” diyor. Derin Tarih Ocak sayısında bu “büyük mesele”yi, kuruluşuna eğilerek sorgulamaya ve onun diriltici ruhunu bir cemiyete ve coğrafyaya nasıl başarıyla üflediğinin sırrı bulunmaya çalışılıyor.

Dirilişten Kuruluşa Osman Gazi” dosya konusunda Prof. Dr. Muharrem Kesik, “Cihanın Zembereğini Değiştirdiler: Osmanoğulları” yazısıyla Osmanlılar’ın kısa sürede gelişip büyümesinin arkasında yatan nedenleri anlatırken; Tarihçi – Yazar Mustafa Armağan, Sülemiş İsyanı’nı Osmanlı’nın kuruluşu üzerinden ele alıyor.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşuyla alakalı en merak edilen soruları Kuruluş Dönemi Uzmanı Prof. Dr. Feridun Emecen yanıtlıyor.

Prof. Dr. Şaban Sağlık, yazarının ideolojik yönelimine, edebî kişiliğine, tarihî odağına, toplumsal endişelerine göre kurgusu biçimlenen kuruluş romanlarına dair bütünlüklü ve karşılaştırmalı bir analiz hazırladı.

Tarihçi – Yazar Yavuz Bahadıroğlu, “Osmanlı Macerası Bir Aşk Romanıyla Başlar” yazısıyla Şeyh Edebali’nin kızını Osman Gazi’ye vermesine ikna eden o kutlu rüyayı anlattı.

Tarihçi – Yazar Mustafa Armağan, Osmanlı’nın “Enmûzec-i Evvel”i Orhan Gazi’yi kaleme aldı.

Sosyolog – Felsefeci Ahmet Demirhan kuruluş meselesinin nasıl daha analitik ve kavramsal bir hale getirilebileceği üzerine zihin açıcı, cesur ve iddialı tespitlerde bulundu.

“Dirilişten Kuruluşa Osman Gazi” dosya konusunun haricinde Göksel Baykan, Prof. Dr. Muharrem Kesik, Prof. Dr. Mustafa Özel, Prof. Dr. İsmail Kara, Prof. Dr. Adnan Demircan, Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, Prof. Dr. Aykut Kazancıgil, Dr. Ahmet Uçar, Dr. Cafer Talha Şeker, Dr. Şerife Nihal Zeybek Sandra Newman, Muhammed Mahmut Bakır gibi araştırmacı, yazar ve akademisyenlerden oluşan birçok kişi de birbirinden kıymetli yazılar kaleme aldı. Derin Tarih, bütün bildiklerinizi unutturacak bilgiler ışığında devam ediyor…

Osmanlı’nın kuruluşu hakkındaki 3 kritik soru

İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Osmanlı Tarihçisi Prof. Dr. Feridun Emecen, Derin Tarih Ocak sayısında Osmanlı’nın kuruluşu hakkındaki 3 kritik soruyu aydınlığa kavuşturuyor.

 Prof. Dr. Feridun Emecen
Prof. Dr. Feridun Emecen

1- Osman Gazi’nin ismi aslında “Otman, Ataman” mı?

Osman Bey’in adı üzerindeki tartışmalar daha çok o dönemde kendisiyle çağdaş olan Pachymeres’ten kaynaklanıyor. Pachymeres, Grek Alfabesi ile Osman Bey’in adını yazarken onu sanki “Otman, Atman” gibi yazıyor; o şekilde de okunduğu için bazı tarihçiler buradan hareketle aslında onun isminin “Osman” değil, “Otman” yahut “Atman” olduğunu, bu adın da kuzeyden gelen Türklere mahsus bir unvan olduğunu söylüyor. Osman Bey’in aslında Doğu Anadolu cihetinden, Azerbaycan tarafından gelmediği, daha çok kuzeyden gelen Türklere mensup bir askerî lider olduğu ileri sürülüyor. Yani bu tartışmalar “Atman” üzerinden sürdü. Hatta bugün “Atman” veya “Ataman” şeklinde, “başbuğ” anlamına gelen ve bir askerî kumandan hüviyetini taşıyan bir unvan var. Bu unvanı Ukrayna Kazakları kullanıyorlar ama kelime Türkçeden türemiştir. Bu kelimenin bozulmuş şekli gibi telâkki ediyorlar. Bana göre bu doğru bir yaklaşım değil. Dönemin Arap müelliflerinin hiçbiri bunu “-t” şeklinde yazmadı. İbn Batuta, İbn Said, el-Ömerî gibi yakın dönem Arap seyyah ve coğrafyacıları hiç böyle yazmadılar. Osman oğlu Orhan Bey dediler meselâ.

Dolayısıyla devletin kurucusunun isminin Osman olduğuna şüphe yok.

Üstelik benim anladığım kadarıyla Arapçadaki “peltek s” sesi Yunancadaki “t sesi”ne benzer bir ses. Dolayısıyla “t”ye benzediği için “s” harfi peltek olduğundan “t” gibi çıkabiliyor. Buna bağlı bir şey gibi görüyorum ben bunu. Yoksa bizim tarih literatürümüzde böyle bir şey yok. Osman Bey’in bastırdığı paralar da bugün elimize ulaştı; onların sahihliği de söz konusu. Bugün artık tamamen ortaya çıkmış vaziyette. Yani “ayn” ve “peltek s” ile yazılmış bir Osman var karşımızda.

2- Osmanlı’nın kuruluş yılı 1299 mu yoksa 1300 mü?

Halil Hoca, Bafeus Savaşı (Koyunhisar Savaşı) münasebetiyle Pachymeres’te Osman Bey’in doğrudan doğruya adının geçmesi hasebiyle ve Bizans’ı mağlup ederek adını duyurmasından hareketle devletin artık tam anlamıyla ortaya çıktığını belirlemek üzere bunu ileri sürmüş olmalı. Yoksa Osmanlı Devleti Bafeus Savaşı’nı kazanıp beyliğini ilân etti diye bir şey söz konusu değil. Pachymeres’in ilgili pasajından anlaşıldığı üzere, Pachymeres geriye dönüş yaparak Osman Bey’in kim olduğunu açıklamaya çalışıyor. Kim olduğunu açıklamaya çalışıyor derken zaten Osman Bey’in çok büyük bir askerî lider olduğu açık. Uç bölgesinde kendi başına hareket eden askerî uç beylerinden biri Osman Bey. Bağımsız bir devlet kurmak söz konusu ise kimden bağımsız hareket edecek şimdi bu? Ya Selçuklulardan ya da Moğollardan. Selçuklular kimdi? O sırada Moğolların vesayeti altında bulunan bir devlet. Dolayısıyla her ikisinden de bağımsız bir çerçeve içerisinde olması lâzım. Anadolu beyleri bu dönemlerde kendi durumlarını Moğol valilerinin, İlhanlı valilerinin durumuna göre ayarlıyorlar.

  • İlhanlı valileri Anadolu’da zaman zaman merkeze başkaldırıyorlar, buradaki Anadolu beylerine karşı hareket ediyorlar vs. Bunun gibi karışık ve kaotik dönemlerde de bu beyler daha serbest hareket etme imkânına sahip oluyorlar. Dolayısıyla bu anlamda bizim eski Osmanlı kroniklerine baktığımızda onlar meselâ h. 699, m. 1299 tarihine tam denk düşüyor. Bu tarihi Osman Bey’in hutbe okuttuğu, bağımsızlığını ilân ettiği tarih olarak ilân ederler. Ama bu kafadan atılmış bir tarih değil; bir zemini var. Tam da bu tarihte Anadolu valisi Sülemiş’in isyanı bahis mevzuu. Dolayısıyla bu isyan hareketiyle beraber Batı Anadolu bölgesindeki beyler bağımsız hareket etmeye başlıyorlar. Muhtemelen bundan dolayı bizim kaynaklar da 1299’u ileri sürdü. O bakımdan yuvarlak bir rakam olması hasebiyle Osman Bey’in kendi başına hareket ettiği ve beyliğinin temellerini attığı tarihi aramak lazım geliyor ise, bunun 1300 yılı olabileceğini düşünüyorum.

Osmanlı gerçekten Kayı boyundan mı geliyor?

Osmanlı’nın Kayı boyundan gelmediği de iddia edildi. Başlangıçta Fuat Köprülü de bu kanaatteydi; sonra fikrini değiştirdi. 1940’ların sonlarında Kayılarla alâkalı makale yazdı. İnalcık Hoca o dönemdeki siyasî ihtiyaçlar çerçevesinde metne yerleştirildiğini ileri sürüyordu. Fakat benim anladığım kadarıyla Osmanoğulları kendi soylarını Kayı Boyu’na bağlamakta herhangi bir beis görmediler. Oğuz Boyu geleneğine bağlılık ilk kroniklerde de var. Yani Yazıcızâde’de ortaya çıkmış bir şey değil. Ahmedî de Oğuz Boylarından, Gün Han, Gök Handan bahsediyor; Oğuz’un çocukları olarak. Evet, Kayı geçmiyor ama Osmanlı kökenlerinin Türkmen ve Oğuz dünyasına mensup olduğu kroniklerden anlaşıldığına göre Osmanlı zihin dünyasına yerleşmiş vaziyette. Ve o şekilde aktarılan bir kültür, altyapı var. Üstelik Osmanoğulları da kendilerini Oğuzlara, oradan da Kayı boyuna bağlamışlar. Bunları tartışmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum ben; kendileri bile öyle gördükten sonra. Niye Kayı boyuna bağlasın diye insan düşünür? Büyük bir imparatorluk oldular; Sultan Süleyman dönemi, III. Murad dönemi ve sonraki dönemlerde hiç tereddüt etmeden o dönemin bütün yazarları, Türklere karşı düşmanlık beslediği ileri sürülen, devşirme denilen yazarlar dahi kendilerini Kayı’ya bağlayan o silsileden vazgeçmediler. Gelibolulu Mustafa Âli, Hoca Sadeddin Efendi bu isimleri suçluyorlar ya devşirme diye. Ben o kanaatte değilim de bunlar bile Kayı’ya bağlıyorlar.

Derin Tarih'in Ocak ayı sayısında birbirinden çarpıcı dosya ve röportajlar yer alıyor.
Derin Tarih'in Ocak ayı sayısında birbirinden çarpıcı dosya ve röportajlar yer alıyor.

Almanya’nın unutturduğu büyük günah: Namibya Soykırımı
TARİH
Almanya’nın unutturduğu büyük günah: Namibya Soykırımı

Bin kere maşallah: Nice sayılara Gerçek Hayat
HAYAT
Bin kere maşallah: Nice sayılara Gerçek Hayat

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.