
Muharrem ayı, hicri yılın başlangıcı olan ve içerisinde birçok fazilet barındıran aylardan bir tanesi. Muharrem ayının 10. günü, "Aşure Günü" olarak bilinir ve bu günde birçok önemli olay meydana gelmiştir. Bu ayın feyzinden ve bereketinden faydalanmak için birçok Müslüman oruç tutar, ibadet ve zikri fazlalaştırır. Peki Muharrem ayında yapılacak ibadetler neler? Muharrem ayında oruç tutulur mu? İşte Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan derlediğimiz bilgilerle soruların yanıtları.
Muharrem Ayı, İslam takvimine göre ilk aydır ve Müslümanlar için büyük bir öneme sahiptir. Bu ay içerisinde pek çok fazilet bulundurmaktadır. Muharremin 10. günü yani Aşure Günü tarihte birçok olayın meydana geldiği gün olarak rivayet edilir. Bu anlamda bu ayda oruç tutmak ve ibadetleri arttırmak tavsiye edilir. Peki Muharrem ayında yapılacak ibadetler neler? İşte sorunun cevabı.
MUHARREM AYINA ÖZGÜ BİR NAMAZ VE ORUÇ VAR MIDIR?
Diyanet İşleri Başkanlığının bu soruya cevabı şu şekilde;
‘‘Mübarek gün ve gecelerde farz, vacip hükmünde bağlayıcı özel bir ibadet şekli yoktur. Sahih kaynaklarda Muharrem ayına özel bir nafile namazın olduğuna dair herhangi bir rivayet mevcut değildir. Mübarek gün ve gecelerde kaza namazları olanların öncelikle kaza namazlarını kılmaları uygun olur. Ayrıca Kur’an okumak ve anlamak, dini eserlerden istifade etmek, zikir ve salavatla meşgul olmak da unutulmamalıdır.

Muharrem ayı içerisinde oruç tutmak ise, müstehabtır. Bu ayın başında, sonunda veya ortasında yani 13, 14, 15’inci günlerinde ya da 9, 10 veya 10 ve 11’inci günlerinde oruç tutulabilir. Resul-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır: “Ramazan orucu dışında en faziletli oruç, Allah’ın ayı Muharremde tutulan oruçtur. Farzlar dışında en faziletli namaz da gece namazıdır.” (Müslim, Sıyam, 202-203; Ebu Davud, Savm 55; Tirmizi, Salat, 212; Nesai, Kıyamü’l-leyl, 6) Muharrem ayının onuncu gününe de, aşura günü denmektedir.
Resulullah (s.a.s.), “Aşura günü orucunun önceki yılın (küçük) günahlarına keffaret olacağını umarım.” (Tirmizi, Savm, 48) buyurarak, ümmetine bu günde oruç tutmayı tavsiye etmişlerdir. Aşura günü oruç tutmakla ilgili olarak İbn Abbas (r.a.) şöyle anlatıyor: “Resulullah (s.a.s.) Medine’ye gelince, Yahudilerin aşure günü oruç tuttuklarını gördü. Onlara, ‘Bu da ne (niçin oruç tutuyorsunuz)?’ diye sordu. ‘Bu, salih (hayırlı) bir gündür. Allah, o günde İsrailoğullarını düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Musa o gün oruç tuttu.’ dediler.
Resulullah (s.a.s.) da, ‘Ben Musa’ya sizden daha yakınım’ buyurup o gün oruç tuttu ve müslümanlara da tutmalarını tavsiye etti.” (Buhari, Savm, 69; Müslim, Sıyam 127; Ebu Davud, Savm, 65) Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde Yahudiler sadece Muharrem ayının 10. (aşura) gününde oruç tuttuklarından, onlarınkine benzememesi için öncesine veya sonuna bir gün ilave edilerek oruç tutulmasını tavsiye etmiştir.
Bazı rivayetlerde ise bir öncesine ve bir sonrasına ilave ederek üç gün oruç tutulmasını tavsiye etmiştir (Mütteki, Kenzü’l-ummal, VIII, 570). Bu nedenle aşura günü oruç tutulurken önemli olan aşura gününü yalnız tutmamaktır. Bir önceki veya sonraki günü ilaveyle iki gün oruç tutulabileceği gibi her ikisini de ilave ederek üç gün de tutulabilir.’’
MUHARREM AYININ FAZİLETİ VE BU AYDA, ÖZELLİKLE DE 10 MUHARREM’DE ORUÇ TUTMANIN HÜKMÜ NEDİR?
“Muharrem” hürmet edilen anlamındadır. Bu ay, Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından Allah’ın ayı diye nitelendirilmiştir (Müslim, Sıyam, 202; Ebu Davud, Savm 55; Tirmizi, Savm, 40). Bu niteleme Muharrem ayının faziletine, ilahi feyz ve bereketinin bolluğuna işarettir.

Resulullah (s.a.s.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır.” (Müslim, Sıyam, 202-203; Ebu Davud, Savm, 55; Tirmizi, Savm, 40) Muharrem’in onuncu günü aşura günüdür. Bu gün oruç tutmak da bazı alimlere göre sünnettir (Serahsi, el-Mebsut, III, 92). Zira Resulullah (s.a.s.), aşura gününde oruç tutmuş ve bunu müslümanlara tavsiye etmiştir (Buhari, Savm, 69).
Hz. Peygamber (s.a.s.) Medine’ye gelince, yahudilerin aşura gününde oruç tuttuklarını görmüş ve “Bu gün niçin oruç tutuyorsunuz?” diye sormuştu. “Bu, hayırlı bir gündür. Allah, o günde Beni İsrail’i düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Hz. Musa o gün oruç tuttu.” dediklerinde Resulullah da (s.a.s.) “Ben Musa’ya sizden daha layığım (yakınım).” buyurup o gün oruç tuttu ve müslümanlara da tutmalarını tavsiye etti (Buhari, Savm, 69; Müslim, Sıyam, 127-128).
Hz. Peygamberin (s.a.s.) bu günde oruç tutulmasını teşvik eden başka hadisleri de vardır. Bir hadiste, “Aşura günü orucunun önceki yılın günahlarına keffaret olacağını zannederim.” (Tirmizi, Savm, 48) buyurmuştur. Başka bir hadiste de aşura orucuna işaret ederek “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” (Tirmizi, Savm, 40) buyurmuştur.
Hz. Peygamberin (s.a.s.) yahudilere muhalefet için ertesi sene aşura orucunu Muharrem’in dokuzuncu günü de tutacağını söylemesi (Ebu Davud, Savm, 66); bu orucun Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu veya onuncu ve on birinci günlerinde tutulmasının daha doğru olacağına işaret etmektedir (Bkz. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 52; Abdürrezzak, el-Musannef, IV, 287). Şu da bilinmelidir ki, Ramazan orucu farz kılınınca Hz. Peygamber (s.a.s.), isteyenlerin aşura orucu tutup isteyenlerin tutmayabileceğini belirtmiştir (Buhari, Savm, 69; Müslim, Sıyam, 113-126).







