Güzel şehir Medine'de, Bedir Savaşı için hazırlık yapılıyordu. Sevgili Peygamberimiz (s.a.) orduyu teftişten geçiriyordu. Safların arasında kendini saklamaya çalışan, elindeki kılıcı boyundan büyük bir çocuk Peygamberimizin gözüne çarptı. Sevgili Peygamberimiz (s.a.) çocuğa yaklaştı. Gözlerinden zeka fışkıran bu çocuğu, ordudan ayırmak isteyince, küçük asker:
- " Canım yoluna feda olsun Ya Rasulallah. Bana izin ver, senin yanında olayım. " dedi.
Sevgili Efendimiz (s.a.) onu çok sevmişti. Onu kırmadan gönlünü hoş ederek ordudan ayırmıştı.
On üç yaşındaki küçük asker çok üzülmüştü. Kocaman kılıcını sürekleyerek geriye döndü.
Yetim bir çocuk olan bu küçük askerin adı Sabit' in oğlu Zeyd' di.. Annesinin adı ise Nevvar' dı.
Annesi de oğlunun savaşa katılmasını, Rasulallah (s.a.)' in yanında olmasını istiyordu.
Zeyd, Sevgili Peygamberimiz (s.a.) in yakınında olmaya kararlıydı. Düşündü, düşündü...
Sonunda aklına bir fikir geldi ve bu fikrini annesiyle paylaştı. Annesi de, kendi sülalesinin ileri gelenlerinden birine, bu fikri söyledi. O da Zeyd' i alarak Sevgili Peygamberimiz (s.a.) in huzuruna vardı. Zeyd için şunları söyledi:
- " Ey Allah (c.c.)' ın Rasulü. Bu oğlumuzun adı Zeyd' dir. Kur' an- ı Kerim' den 17 sure biliyor ve çok güzel bir şekilde tilavet ediyor. Ayrıca çok zeki bir çocuktur. Yazısı, okuması son derece güzeldir. Size yakın olmak, yanınızda bulunmak istiyor. Onu dinler misiniz? "
Sevgili Peygamberimiz (s.a.) Zeyd' in mükemmel tilavetini dinleyince, onun, yanında kalmasına izin verdi.
O günden sonra, Zeyd, hep Peygamberimiz (s.a.) in yanında kaldı. O' nun söylediklerini hemen yerine getirmeye gayret etti. Bir gün Sevgili Peygamberimiz (s.a.) ona Yahudi dilini ( İbranice ) öğrenmesini söyledi. Gözlerinden zeka ve azim fışkıran Zeyd, 15 günde bu dili hem okumayı, hem de yazmayı öğrendi. Onun bu müthiş zekasını gören Efendimiz (s.a.) Süryanice' yi de öğrenmesini istedi. Zeyd için basit bir işti. 17 günde Süryaniceyi öğrendi.
Böylece Peygamberimiz (s.a.) 'e tercüman oldu. Ayrıca kazandığı özgüven duygusuyla, vahiy katibi olma şerefine ulaştı.
Çocuk denecek yaşta zekası ve azmi sayesinde çok şeyler başardı. Peygamberimiz (s.a.)'in " Zeyd, ne güzel bir delikanlıdır" iltifatına mazhar oldu. Hayatı boyunca hep çalıştı, çalıştı. İslam ümmetinin gelişmesi için kendine düşen görevleri seve seve yaptı. Örnek alacağımız bir şahsiyet olarak gönlümüzde abideleşti.






