
Bazı okurlar, 1935''de Mason localarının neden kapatıldığını soruyorlar.
Hikayeyi tam olarak bilmiyoruz.
Bildiğimiz şu, Atatürk''ün talimatıyla Mason locaları bir kalemde faaliyetten men edildi.
Alın size bir gerekçe, bir postta iki sultan olmaz.
Hükümet ve parti içinde masonlar vardı ve ayrı bir organizma olarak görünüyordular.
1935''te Meclis''te bulunan CHP Van Milletvekili İbrahim Arvas''ın aktardığına göre Atatürk eski Adalet Bakanı Esat Mahmut Bozkurt''tan CHP Grubu''nda Masonlar aleyhinde bir konuşma yapmasını istedi.
O konuşma Mason localarının kapatılacağının bir işaretiydi.
Masonların Cumhurreisi Atatürk nezdindeki girişimleri de sonuçsuz kalmıştı.
Arvas, Atatürk''ün localara izin vermesini isteyen grubu hakaret ederek makamından kovduğunu belirtir.
Tartışmanın detayını merak edenler İbrahim Arvas''ın "Tarihi Hakikatler" isimli kitabına bakabilirler.
Gelin bu hikayeyi bir de Mason üstad-ı azamı Kemalettin Apak''tan dinleyelim.
Türkiye''de Masonluğun tarihi üzerine bir kitap yazan Apak, Mason localarının 1935 Ekim ayında birdenbire faaliyetini durdurmak gibi bir emr-i vakiyle karşı karşıya geldiğini belirtir.
"Bu elemli hadise için verilecek kati hükmü tarihe ve gelecek mason nesillerine bırakmak belki daha doğru olacaktır" der..
Apak, Mason localarının kapatılmasında diktatoryal ve totaliter zihniyetli bazı yabancı memleketlerdeki komünist ve faşist rejimlerinin o zamanlar takip ettikleri Masonluk aleyhtarı politikalarının serpintilerinden alınan ilhamların da etkili olduğunu ifade eder.
Dr. İsmail Hurşit, Emlak Bankası Direktörü Muhittin Osman Omay, Dr. Fuat Süreyya Paşa, Muhip Kuran, Devlet Şûrâsı Reisi Mustafa Reşat Mimaroğlu, Ankara Valisi Nevzat Tandoğan ve milletvekili Dr. Rasim Ferit''ten teşkil edilen bir Mason heyeti Ankara''da Dahiliye Vekili Şükrü Kaya ile görüşür.
Şükrü Kaya da bir Masondur.
Şükrü Kaya, Masonlar tarafından sürdürülen sosyal ve kültürel faaliyetlerin bir süreden beri "Halk Evleri" tarafından yapılmakta olduğunu belirterek, Masonluk faaliyetlerinin tatil edilmesine partice karar verildiğini bildirir.
Elden gelen bir şey yoktur, hükümet bu kararı uygulamak zorundadır.
Masonlara ait binalar da Halk Evleri''ne devredilecektir.
Masonlara başkaca hiçbir yol bırakılmadığından o görüşme esnasında hazır tutulan bir beyanname heyete imzalatılır.
Mason Localarına son veren beyanname 10 ekim 1935''te "Anadolu Ajansı" tarafından radyolara servis edilir.
Beyannamede Türk Mason Cemiyeti''nin gönüllü olarak faaliyetlerine son verdiği ve dernek mallarının de Halk Evleri''ne bağışlandığı belirtiliyordu.
"Cumhuriyet" gazetesinde locaların kapatılması talimatının, CHP''nin son fırka programında yer alan "Kökü dışarıda bulunan teşekküller memleketimizde yer bulamayacak" şeklindeki bir maddesine dayandırıldığı da yazıldı.
Dahiliye Vekili Şükrü Kaya da gazetelere verdiği demeçte, "Türk Masonları kendi ideallerinin hükümetin esas programında dahil olduğunu görerek kendi teşkilatlarını kendileri feshetmişlerdir. Hükümetin bu iş üzerinde hiçbir teşebbüsü ve alakası yoktur" diyecekti.
Gerçeğin böyle olmadığını Mason üstadı Kemalettin Apak "Türkiye Mason Derneği" tarafından basılan ve sadece üyelere dağıtılan kitabında anlatıyor.
Apak''ın anlattığına göre İstanbul, Ankara ve İzmirdeki güzel lokal binaları elden gitti, sütunlar yıkıldı ve avadanlıklar darmadağın oldu.
Velhasıl, Masonlara göre locaların kapatılması politik bir tavizin sonucudur..
Yani Masonlar, aleyhlerindeki tezvirat nedeniyle harcanmıştır.
Mason locaları İsmet Paşa devrinde, 1948''de yeniden açıldı.
Peki mason locaları 1935''den 1948''e kadar uykuya yatmış mıydı?
Kemalettin Apak''ın anlattığına bakarsak, kısa bir süre için uykuya yattığı söylenebilir.
Ama Masonlar evlerde, lokantalarda ve gazinolarda toplanmaya devam ettiler.
Localar kapanmıştı lakin "Mason Yüksek Şûrâsı" faaliyetteydi.
Mesela 16 mason, 1935 ve 1947 yılı arasında "33. Derece"ye terfi ederek Mason Yüksek Şûrâsı''na alınmıştı.
Masonlar bir yandan da locaların yeniden açılması için hazırlık yapıyorlardı.
Başta İtalya ve Almanya olmak üzere bazı ülkelerde de Masonlar zor durumdaydılar.
Bu konuda Amerika''daki ve İngiltere''deki Masonlardan da müjdeli haberler gelmekteydi.
Mesela 1943''te İngiliz Kralı VI. George "İngiltere Birleşik Büyük Locası Üstad-ı Azamlığı"na getirilmesiyle ilgili törende bir nutuk çekmişti.
Kral George, Mason localarının kapatıldığı ülkelerde locaların yeniden kurulması gerektiğini bildiriyordu.
Haber Anadolu Ajansı tarafından da duyurulmuştu.
Yabancı ülkelerdeki Masonların rehberliğe ve yardıma ihtiyaç duyduklarını belirten Kral George bakın neler söylemiş:
"Farmasonluğun dağıtıldığı veyahut faaliyetlerine nihayet verildiği memleketler de vardır. Bu hal, bu teşekküllerin tarihinde kederli bir safhadır. Şundan şüphem yoktur ki, şartlar elverdiği zaman dünya büyük locası farmasonluğun yeniden kurulması için yardımını yapacak ve farmasonluğun geçirmiş olduğu nekbet devresinden daha ziyade kuvvetlenmiş olarak çıkacaktır.."
Türkiye''de o gün 5 Şubat 1948''de geldi.
Masonlar, "Türkiye Mason Derneği" unvanıyla yeniden ve resmen faaliyete geçiyordu.
Başbakan Erdoğan, CHP''nin resmi sitesinde "Tunceli Raporu"nun yer aldığını ve Deniz Baykal''ın bu raporu inkar ettiğini söylemişti.
CHP bir açıklama yaparak sözkonusu raporun CHP''nin internet sitesinde yer aldığını ancak bu raporun Kurultay''da, PM''de ve MYK''de görüşülerek kabul edilen resmi bir belge olmadığını bildirdi.
Açıklamaya göre Tunceli raporu, "CHP raporu" hüviyetini kazanmamıştı.
Peki, madem resmi rapor değilse o sitede ne arıyor?
CHP''lilerin buna cevabı da hazır: "Arşiv bilgisi."
CHP''lilerin yeri geldiğinde "Bakın partimiz Tunceli''de olan bitene ilgisiz kalmamış" dediklerinden adım gibi eminim..
Sanki raporu hazırlayan CHP''li milletvekilleri değillermiş gibi bir hava oluşturuluyor.
Oysa raporda imzası bulunan Ercan Karakaş, "Vatan" gazetesine verdiği demeçte, "O dönem terörle mücadele edilirken sivil halktan mağdur olanlar vardı. Şikayetlerini partiye bildiriyorlardı ve bunun üzerine o bölgelere heyetler gönderildi. Bu illerden biri de Tunceli''ydi" diyor.
Tuncelide inceleme yaptıklarını ve raporu partiye ilettiklerini belirten Karakaş, "Ancak rapor hiçbir zaman parti belgesi olmamıştır" şeklinde konuşuyor.
CHP bu raporu resmen üstlenecek cesareti gösterememiş ama sitede tutmaya da devam etmiş.
Raporu yalanlarken ortaya çıkan durum budur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.