
Bu yazımda kamu kurumlarında yaşanan bazı olumsuzluklardan yola çıkılarak yapılması gerekenleri açıklamaya çalışacağım.
Basında Adliyede bir soygun haberi görünce eyvah yine sistem kurulamamış diye üzüldüm. Elbette bir kamu görevlisinin dahil olduğu bir soygun her şeyden önce utanç vericidir. Bir şeyin utanç verici olması onu birilerinin yapmayacağı anlamına gelmez. İnsanın olduğu her yerde her türlü kötülüğü görebilirsiniz. Önemli olan ise kamu görevlileri istese de kötülük yapamayacakları bir sistem kurulmasıdır.
Bir olay ortaya çıktıktan sonra biranda tedbirlerin arttırıldığını görürsünüz. Ancak bir süre sonra tekrar her şey eski haline gelir ve unutulur. İnsan oğlu nisyanla malüldür. Ne hikmetse tedbirlerin sıklaştırılması düşünülür de sistem kurulması pek düşünülmez.
Bu kısa girişten sonra şimdi de gelelim asıl meselemize.
Ankara Adliyesi’nde görev yapan bir Zabıt Katibi kolluk tarafından kendisine fiziken teslim edilen 31 farklı dosyadan 518 bin 220 TL, 350 dolar ve 60 sterlini zimmetine geçirmiş. Soygunu şüpheli zabıt kâtibinin babası ihbar etmiş. Yani şüphelinin babası ihbar etmese kimsenin ruhu duymayacak. Zaten binlerce dosya var, nasıl tespit edilebilsin ki diye düşünebilirsiniz.
Haberin detayında ise küçük ayrıntılar yer alıyor. Bunlardan birisi de Zabıt Katibinin kredi kartı borçlarıdır. Haklı olarak borcu olmayan memur mu var diyebilirsiniz. Elbette memurların yaşadıkları maddi sorunları yok sayamayız. Ancak bir memur kazancının çok çok üzerinde harcama yapıyorsa burada ciddi bir sorun oluşacak demektir. Öyle ya kredi kartı borcu katlana katlana büyüyen bir memur çaresizlikten yanlış yollara başvurabilir.
Öncelikle Adliyelerde bu şekilde para tutulmasının sorgulanması gerekiyor. TL, döviz, altın vb. nakitlerin niçin adliyelerde tutulduğunun sorgulanması gerekiyor. Şayet mevzuat engeli varsa bunun düzeltilmesi yoksa da bu paraların bankalar yerine niçin Adliye binalarında tutulduğunun araştırılması gerektiğini düşünüyorum.
Yıllardır benzer haberler sürekli olarak çıkıyor ama sistemsel tedbirler alınmıyor. Bunun için Adalet Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkililerinin bir araya gelerek soruna çare üretmesi ve Adliyelerde asla her türden nakit vb. değerlerin tutulmasının önüne geçilmesi gerekiyor. Zaten her Adliye binasında bir banka şubesi bulunmaktadır. Aksi takdirde şeytanın veya nefsinin dolduruşuna gelenler çıkabilir.
Ekonomik hayatta borçlanma kaçınılmaz bir gerçektir. Bu kaçınılmaz hayat gerçeğinin yanında ayağını yorganına göre uzatmak, memurlar ve amirler açısından oldukça önemlidir. Memurların dikkat etmediği takdirde disiplin yönünden başlarına sıkıntı açacak konuların başında da borçlanma gelmektedir.
Memurların çok fazla dikkat etmediği konuların başında aldıkları borçların zamanında ödenmemesi gelmektedir. Özellikle ekonomik sıkıntı çeken birçok memurun birden fazla kredi kartı bulundurması ve borcu borçla kapatmaya çalışarak borç sarmalına düşmesi vakayı adiyeden olmuştur. 657 sayılı Kanun’un disiplin cezalarını düzenleyen 125’inci maddesinde borçların kasten ödenmemesi neticesinde yasal takibe neden olmak disiplin cezasına bağlanmıştır. Buna göre bu Kanunun 125/B-k maddesinde; Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak kınama cezasını gerektirmektedir.
Memurların borcu borçla kapatmaya çalışması ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Memurun konumu da bu kapsamda oldukça önemlidir. Borcunu borçla kapatmaya çalışan ve bir süre sonra da iyice sıkışan memurlara dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun için kamu kurumlarının aşırı kredi kartı veya başka borcu olan memurları kontrol etmesi ve akçeli görevlerden uzak tutması gerekiyor. Ayrıca bunun için kurumların çalışanlarının borç sorgusu yapacak mekanizma kurmaları gerekiyor.
Yine bazı kötü alışkanlıkları olan memurların da her an yanlışa sapma ihtimali yüksektir. Bu nedenle kötü alışkanlıkları olan, aşırı harcama yapan ve borcu olan insanlar her an şeytanın kışkırtmasına muhatap olabilir. Özetle kritik görevlerde bulunanlar için sıkı bir takip mekanizması kurulması gerekiyor. Yoksa arada bir ihbar olur ve birileri yakalanır. Yakalanmayanlar ise yoluna devam eder. Bir Zabıt Katibinden nerelere geldik.
Sosyal medya hesabından Kilis Belediye Başkanı, yardımcısı ve Belediyede denetim yapan Sayıştay Denetçisi hakkında ağır iddialarda bulunuldu. Belediye Başkanı ve yardımcısının belediyeyi denetledikten bir ay sonra Sayıştay denetçisi ile Kıbrıs’ta 3 gün gizli tatil yaptığı iddiaları sosyal medyaya düştü. Tatil tamam da bu işin gizli yapılması ortada bir sorun olduğunu gösteriyor. Buna göre bu Belediyenin yeniden soruşturulması kaçınılmaz hale gelmiştir. Şayet iddialar doğduysa bu durum tuzun kokmasıdır.
Sayıştay Başkanlığının istisnasız olarak il dışı denetime giden bütün Denetçilerin denetim süresince kaldıkları oteller ile ödenen bedellerin faturasını isteyerek bu tutarların kimler tarafından ödendiğini masaya yatırması gerekiyor.
Daha önce da ifade ettiğimiz üzere bu konuda bazı sorunlar olduğu herkesin malumudur. Nitekim tanıdığım eski bir belediye genel sekreteri Sayıştay Denetçilerinin denetime geldiklerinde onlara yer temin ettiklerini ve ücretini de belediye imkanları ile karşıladıklarını belirtmişti. Hatta bunun son derece de normal olduğunu belirtmişti. Benim yaptığım eleştirilere de oldukça şaşırmış ve bir anlam verememişti. Halbuki devlet bütün denetim elemanlarına harcırah ödemesi yapmaktadır. Bu mantıkla yola çıkarsak denetime giden bütün denetim elemanları her türlü ödemelerini denetledikleri kurumlara ödetirler. Böyle bir durumun ise kabulü mümkün değildir.
Diyebilirsiniz ki harcırahlar çok düşük. Evet bunu daha önce yazdık ama harcırahlar bütün denetim elemanları için çok düşük ve günlük ihtiyaçları karşılamaktan çok uzak. Bunula birlikte bir müfettişin aldığı harcırah Sayıştay Denetçisinin aldığı harcırahtan daha düşüktür.
Sonuç olarak gündeme getirilen iddialar yenilir yutulur cinsten değildir. Çok kritik denetimler yapan Sayıştay Denetçileri için böyle bir şey kabul edilemez. Özetle sistemsel bir yaklaşıma ihtiyaç olup bu tür davranışlarına şahit olunan Denetçilerin bir gün dahi görevde kalmaması gerekiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.