“Kamu diplomasisi için GastroEkonomi”

04:0021/02/2019, Perşembe
G: 21/02/2019, Perşembe
Ali Saydam

Meşhur atasözümüz belki doğru ama yeterli değil… Kalbe giden yol sadece erkeklerin midesinden geçmiyor…Kutlanan barışların, barışmaların, tanışmaların, evlenmelerin, bayramların, doğum günlerinin, tüm özel günlerin, iş anlaşmalarının, kavuşmaların, ayrılmaların… Bunların tamamının yeri çoğunlukla yemek sofralarıdır… Yemek bir yandan ana çekim kaynağı, diğer yandan da ‘aslında bir bahane’dir…Adına ister davet deyin ister anne yemeği, yemek sofralarının birleştirici, sosyalleştirici etkisini reddetmek

Meşhur atasözümüz belki doğru ama yeterli değil… Kalbe giden yol sadece erkeklerin midesinden geçmiyor…

Kutlanan barışların, barışmaların, tanışmaların, evlenmelerin, bayramların, doğum günlerinin, tüm özel günlerin, iş anlaşmalarının, kavuşmaların, ayrılmaların… Bunların tamamının yeri çoğunlukla yemek sofralarıdır… Yemek bir yandan ana çekim kaynağı, diğer yandan da ‘aslında bir bahane’dir…



Adına ister davet deyin ister anne yemeği, yemek sofralarının birleştirici, sosyalleştirici etkisini reddetmek pek mümkün değil. “Ekmeğini paylaşmak” deyimi sadece karın doyurmayı değil, dayanışmayı, eşitliği, bir olmayı, samimiyeti ve iyiliği de anlatmaz mı?!

‘İş yemeği’, ‘çalışma kahvaltısı’, ‘Zirve Gala Yemeği’ gibi iş dünyasının neredeyse rutin haline gelmiş en önemli etkinliklerinde yemeğin nasıl bir işlevi vardır?..

Batılı toplumlarda kahve içmek ya da kahve içmeye davet etmek, birini yakından tanımak, bir konuyu detaylıca konuşmak için bahane yaratmak anlamına gelir…

Bizde de farklı anlamları vardır… Mesela çaya davet edilen biriyle kahveye davet edilen birine verilen mesajlar birbirinden farklıdır. Çay, birlikte daha uzun süre geçireceği anlamına geldiği için daha samimi olunan birine teklif edilir. İhtimam göstermenin, saygının, aynı zamanda da mesafenin göstergesi, bazen
Türk kahvesi
ikram etmektir… Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır ya…
Bu alanda çalışan
Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği
de sadece kahvemizi tanıtmıyor, ülkemizin de tanıtımını bu geleneksel ve prestijli içeceğimizle yapıyor. Selamlique, Türk kahvesi üzerine bir prestij markası olarak farklı baharatlarla karıştırdığı kahveleri piyasaya sürüyor. Müzelerde Türk kahvesi için kalıcı sergiler var… Biraz daha asılsak dünyadaki
Greek Coffee
algısını sileceğiz…

Yani, yemek-içmek yalnızca fiziksel bir ihtiyaç değil, kültürün tam da kendisi... Onu tanıtmanın, benimsetmenin çok da uygun bir aracı…

Yemek kültürünün toplumsal işlevleri, diplomasi alanında da kendine yer buluyor… Bir ekonomisi var… Planlama, pazarlama, tanıtım gerektiriyor… Siyasetten aşka kadar her türlü içerikte konuşma için aracı olabilen sofralar, bu ve birçok nedenle, özen istiyor…

Turizm, Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD)
bu işe hayli etkili şekilde el atanlardan… İlk kez geçen yıl düzenledikleri
Global GastroEkonomi Zirvesi
’nin ikincisini 12 Mart’ta
Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı
’nda ciddi bir uluslararası katılımla organize etmeye hazırlanıyorlar…
Zirveye
, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı
ve
Türkiye İhracatçılar Meclisi (
TİM
)
de destek vermiş…
Gastro Diplomasi, Sosyal Gastronomi, Gastronom Ekonomisi, Gastronomi Turizmi
bu zirvede konuşulacak başlıklardan birkaçı… Kamu diplomasisi alanında çalışan bağımsız bir şirket olan
Levantine Public Diplomacy
’nin üst düzey yöneticisi
Paul Rockower
‘Devlet Markalaşmasında Gastrodiplomasinin Yeni Yeri’ başlıklı bir konuşma yapacakmış… ‘Türk Kahvesinin Diplomatik Yolculuğu’ da bu konuda gönüllü bir girişimci olan
Gizem Sağcıgil White
’ın sunum başlığı…

Zirvede ayrıca, sosyal yardımlaşmadan dış politikaya, turizmden tarıma pek çok alan ve disipline etkisi olan gastronomi farklı yönleriyle de ele alınacakmış…

Yemek deyip geçmemek gerek… İş, muhabbetin ve beslenmenin çok ötesine geçmiş durumda.

#Türk Kahvesi
#Kültür
#TURYİD
#TİM
#Gastro