
Meşhur atasözümüz belki doğru ama yeterli değil… Kalbe giden yol sadece erkeklerin midesinden geçmiyor…
Kutlanan barışların, barışmaların, tanışmaların, evlenmelerin, bayramların, doğum günlerinin, tüm özel günlerin, iş anlaşmalarının, kavuşmaların, ayrılmaların… Bunların tamamının yeri çoğunlukla yemek sofralarıdır… Yemek bir yandan ana çekim kaynağı, diğer yandan da ‘aslında bir bahane’dir…
Adına ister davet deyin ister anne yemeği, yemek sofralarının birleştirici, sosyalleştirici etkisini reddetmek pek mümkün değil. “Ekmeğini paylaşmak” deyimi sadece karın doyurmayı değil, dayanışmayı, eşitliği, bir olmayı, samimiyeti ve iyiliği de anlatmaz mı?!
‘İş yemeği’, ‘çalışma kahvaltısı’, ‘Zirve Gala Yemeği’ gibi iş dünyasının neredeyse rutin haline gelmiş en önemli etkinliklerinde yemeğin nasıl bir işlevi vardır?..
Batılı toplumlarda kahve içmek ya da kahve içmeye davet etmek, birini yakından tanımak, bir konuyu detaylıca konuşmak için bahane yaratmak anlamına gelir…
Yani, yemek-içmek yalnızca fiziksel bir ihtiyaç değil, kültürün tam da kendisi... Onu tanıtmanın, benimsetmenin çok da uygun bir aracı…
Yemek kültürünün toplumsal işlevleri, diplomasi alanında da kendine yer buluyor… Bir ekonomisi var… Planlama, pazarlama, tanıtım gerektiriyor… Siyasetten aşka kadar her türlü içerikte konuşma için aracı olabilen sofralar, bu ve birçok nedenle, özen istiyor…
Zirvede ayrıca, sosyal yardımlaşmadan dış politikaya, turizmden tarıma pek çok alan ve disipline etkisi olan gastronomi farklı yönleriyle de ele alınacakmış…
Yemek deyip geçmemek gerek… İş, muhabbetin ve beslenmenin çok ötesine geçmiş durumda.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.