Washington’dan Netenyahu’ya sert yanıt

04:0022/06/2026, Pazartesi
G: 22/06/2026, Pazartesi
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Bülent Orakoğlu

ABD Başkan yardımcısı JD Vance “İsrail’de ABD’yi eleştiren bazı kabine üyelerine şunu söylemek isterim: Son üç ayda, vatanınızı koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikan elleriyle üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildi. İsrail’in sorunu Donald Trump değildir. İsrail’de en büyük sorunlarının Başkan Trump olduğunu düşünen herkes uyanmalı ve ülkesinin içinde bulunduğu durumun gerçekliğini görmelidir” ifadeleriyle İsrailli siyasetçilere sert bir şekilde yüklendi.

ABD Başkan yardımcısı JD Vance “İsrail’de ABD’yi eleştiren bazı kabine üyelerine şunu söylemek isterim: Son üç ayda, vatanınızı koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikan elleriyle üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildi. İsrail’in sorunu Donald Trump değildir. İsrail’de en büyük sorunlarının Başkan Trump olduğunu düşünen herkes uyanmalı ve ülkesinin içinde bulunduğu durumun gerçekliğini görmelidir” ifadeleriyle İsrailli siyasetçilere sert bir şekilde yüklendi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Tel Aviv’e karşı sert uyarıları sonucu iki ülke arasındaki tansiyon hiç olmadığı kadar yükseldi. Amerikan medyası, süreci ABD ve İsrail arasında “kötü biten bir boşanmaya” benzetti.


AYRIŞMA NASIL BAŞLADI?

Savaşın başından bu yana, ABD’nin savaşa dahil olmasının arkasında İsrail’in olduğu, JD Vance başta olmak üzere Trump yanlısı “MAGA” hareketi üyelerinin Washington’ın sonu olmayan bir savaşa itildiğini düşündüğü yorumları yapılıyordu. Washington-Tel Aviv hattındaki ayrışma İran’ın ilk şoku atlattıktan sonra rejimin direnişi arttırması, Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve ABD-İsrail ikilisinin sahada çözüm bulamaması sonucu ayyuka çıktı. Savaşın sonuçlarıyla karşılaştıktan sonra Tahran’da rejim değişikliği hedefinden vazgeçen Başkan Trump, İran’dan “nükleer bomba yok sözü” karşılığında anlaşmaya sıcak bakmaya başladı. Tahran’ın balistik füze kapasitesi ve bölgedeki vekil güçleri gibi, daha çok İsrail’in çantasındaki dosyaları ise dillendirmekten vazgeçti.

Amerikan medyası önceki gün, Trump ile Netanyahu’nun sık sık yaptığı görüşmelerin artık dostane geçmediği ve Trump’ın ABD ekonomisini zorlayan savaşa son vermeye çalışırken kendisini bu savaşa “bir şekilde” ikna eden Netanyahu’ya sert sözler sarf ettiği öne sürülmüştü. Öyle ki 8 Nisan’da ilan edilen ateşkes sonrası yürütülen müzakerelerle ilgili İsrail’e bilgi verilmediği, bir anlamda dışarıda bırakıldığı iddiaları son dönemde artmıştı. Bu dışarıda bırakılma anlaşma arifesinde de yaşandı. Trump yönetimi, İran ile imzalanan mutabakat zaptını incelemek isteyen İsrail hükümetinin resmi talebini reddetti.


DİPLOMATİK 7 EKİM

Başbakan Binyamin Netanyahu’nun eski şahin ulusal güvenlik danışmanı Yaakov Amidror bir röportajda, “Amerikalıların nakit parayla ödeme yaptığı ve karşılığında en fazla bir niyet mektubu aldığı kötü bir anlaşma” yorumunu yaptı. Ardından İsrail basınında anlaşmayı “yıkıcı bir kapitülasyon” ve “diplomatik 7 Ekim” olarak niteleyen yazılar çıktı.


AYRIŞMA NASIL BAŞLADI

Savaşın başından bu yana, ABD’nin savaşa dahil olmasının arkasında İsrail’in olduğu, JD Vance başta olmak üzere Trump yanlısı “MAGA” hareketi üyelerinin Washington’ın sonu olmayan bir savaşa itildiğini düşündüğü yorumları yapılıyordu. Washington-Tel Aviv hattındaki ayrışma İran’ın ilk şoku atlattıktan sonra rejimin direnişi arttırması, Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve ABD-İsrail ikilisinin sahada çözüm bulamaması sonucu ayyuka çıktı. Savaşın sonuçlarıyla karşılaştıktan sonra Tahran’da rejim değişikliği hedefinden vazgeçen Başkan Trump, İran’dan “nükleer bomba yok sözü” karşılığında anlaşmaya sıcak bakmaya başladı. Tahran’ın balistik füze kapasitesi ve bölgedeki vekil güçleri gibi, daha çok İsrail’in çantasındaki dosyaları ise dillendirmekten vazgeçti.

Amerikan medyası önceki gün, Trump ile Netanyahu’nun sık sık yaptığı görüşmelerin artık dostane geçmediği ve Trump’ın ABD ekonomisini zorlayan savaşa son vermeye çalışırken kendisini bu savaşa “bir şekilde” ikna eden Netanyahu’ya sert sözler sarf ettiği öne sürülmüştü. Öyle ki 8 Nisan’da ilan edilen ateşkes sonrası yürütülen müzakerelerle ilgili İsrail’e bilgi verilmediği, bir anlamda dışarıda bırakıldığı iddiaları son dönemde artmıştı. Bu dışarıda bırakılma anlaşma arifesinde de yaşandı. Trump yönetimi, İran ile imzalanan mutabakat zaptını incelemek isteyen İsrail hükümetinin resmi talebini reddetti?


DİPLOMATİK 7 EKİM

Başbakan Binyamin Netanyahu’nun eski şahin ulusal güvenlik danışmanı Yaakov Amidror bir röportajda, “Amerikalıların nakit parayla ödeme yaptığı ve karşılığında en fazla bir niyet mektubu aldığı kötü bir anlaşma” yorumunu yaptı. Ardından İsrail basınında anlaşmayı “yıkıcı bir kapitülasyon” ve “diplomatik 7 Ekim” olarak niteleyen yazılar çıktı.Başkan Trump’ın ateşkese rağmen durmayan İsrail’in Beyrut’a yönelik saldırılarını yüksek tondan eleştirmesi, Tel Aviv’de Trump karşıtlığını attırınca gerilim daha da tırmandı. İsrail’den yükselen eleştirilere ABD’den çok sert bir yanıt geldi.


VANCE ÇOK SERT KONUŞTU

Başkan Yardımcısı Vance, “İsrail’de ABD’yi eleştiren bazı kabine üyelerine şunu söylemek isterim: Son üç ayda, vatanınızı koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikan elleriyle üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildi. İsrail’in sorunu Donald Trump değildir. İsrail’de en büyük sorunlarının Başkan Trump olduğunu düşünen herkes uyanmalı ve ülkesinin içinde bulunduğu durumun gerçekliğini görmelidir” ifadeleriyle İsrailli siyasetçilere yüklendi.Vance, “The Diary of a CEO” isimli podcast kanalına verdiği mülakatta da İsrail’e güveniyor musunuz?” sorusuna, “Konu, uluslararası ilişkiler ve diplomasi olunca kimseye güvenmem” yanıtını verdi.

Netanyahu zorda kaldı! Netenyahu israil’li aşırı sağcı bakanların açıklamalarına ilişkin söz konusu ifadelerin kendi yaklaşımını yansıtmadığını anlatmaya çalışırken İsrail Kültür ve Spor Bakanı Mika Zahor Vance’nin açıklamalarına şaşırdığını ancak uçurumu derinleştirmemek için duygusal tepki vermekten kaçındığını öne sürmesi NETENYAHU’nun doğruları söylemediğini ortaya çıkarmıştı.

#ABD
#Politika
#Bülent Orakoğlu