Günümüzde 9 ülkenin nükleer silah sahibi olduğu biliniyor. En büyük nükleer cephaneliğe sahip ülkeler sırasıyla şunlar: Rusya, ABD, Çin, Fransa, İngiltere, Pakistan, Hindistan, İsrail ve Kuzey Kore. İsrail’in nükleer gücü resmi olarak ilan edilmiş değil; ancak envanterinde yaklaşık 90 başlık olduğu bilgisi de yalanlanmıyor. Uzun yıllardır bu listeye girmeye, yani nükleer silaha sahip 10’uncu ülke olmaya yönelik çalışmalar yapan İran ise her ne pahasına olursa olsun durdurulmak isteniyor. Amerika
Günümüzde
9 ülkenin nükleer silah sahibi
olduğu biliniyor. En büyük nükleer cephaneliğe sahip ülkeler sırasıyla şunlar:
Rusya, ABD, Çin, Fransa, İngiltere, Pakistan, Hindistan, İsrail ve Kuzey Kore.
İsrail’in nükleer gücü resmi olarak ilan edilmiş değil; ancak envanterinde yaklaşık
olduğu bilgisi de yalanlanmıyor.
Uzun yıllardır bu listeye girmeye, yani nükleer silaha sahip
olmaya yönelik çalışmalar yapan İran ise her ne pahasına olursa olsun durdurulmak isteniyor.
Amerika ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı savaşın ana motivasyonu tam olarak buydu.
Yıllardır süren ekonomik yaptırımlar ve müzakereler ne İran’ı bu karardan vazgeçirdi ne de Batılı ülkeleri “10’uncu nükleer güce” razı etti.
Amerikan medyası,
Trump’ın bu savaşa İsrail tarafından sürüklendiğini
yazıyor. Epstein adasındaki kirli ve sapkın ilişkilere dayanan belgelerin, N
etanyahu tarafından bir “savaş şantajı” olarak Beyaz Saray’da masaya konduğu iddiaları
ise her geçen gün daha fazla anlam kazanıyor.
İsrail, nükleer kapasiteli bir Tahran yönetimini kendi varlığı için doğrudan
olarak görüyor. Bu “
” korkusu öyle bir hal aldı ki,
28 Şubat’tan beri yeryüzünde yaşayan hiçbir insanın can güvenliği kalmadı.
Önceki yazımda, Amerika ve İsrail’in yapay zekâ uygulamalarını kullanarak otonom bir katliam yürüttüğüne
. Silikon Vadisi,
sıradan insanların dijital ayak izlerini işleyerek, Pentagon’un muharebe yeteneklerini yeniden kodlayan
önlenemez bir güce dönüştürdü. Aklımız henüz almıyor olabilir; füzeler oturduğumuz odaya düşmediği müddetçe kendimizi güvende hissedebiliriz. Fakat İran’daki hedeflerin yapay zekâ maharetiyle vurulması ve Minab şehrindeki kız okulunda olduğu gibi binlerce sivilin katledilmesi Amerika’nın 1945’te
Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atarak dünya düzenini dizayn etmesi kadar sarsıcı sonuçlar doğuracak.
Alışveriş alışkanlıklarımızdan nabız sayımıza, uyku saatlerimizden siyasi görüşlerimize kadar her verimiz anbean kayıt altına alınıyor.
Bizi tanıyarak hayatımızı kolaylaştıran bu dil modelleri, hassasiyetimizi öyle bir köreltmiş ki, sıramızı beklerken bu ekosistemi beslemeye devam ediyoruz.
İsrail’in Gazze soykırımında ve işgal ettiği yerleşim yerlerindeki Filistinlere saldırılarda, gözetim ve verileri analiz ederek hedefleri belirleme hizmeti aldığı
Microsoft’un Yapay Zekâ CEO’su Mustafa Süleyman’ın
kitabında geçen şu cümleye dikkatinizi çekmek istiyorum:
“Tek bir insanın bir milyar insanı öldürme kapasitesi bulunuyor. Yeter ki motivasyonu olsun.”
Bu cümle bugün şu anlama geliyor:
Karar vericiler, Pentagon ile anlaşan Anthropic ve OpenAI’ın veri setlerini kullanarak atom bombası etkisinde katliam emirleri verebilir.
Tıpkı atom bombası atmak gibi!
Geçtiğimiz aylarda Yeni Delhi’deki yapay zekâ zirvesinde, 100’den fazla ülke temsilcisi bu gücün bir avuç Amerikan firmasının elinde toplanmasını tartışmıştı. Ancak varılan sonuç sarsıcıydı:
Yapay zekâ yarışı çoktan bitti!
Amerika, dünyaya nizam verecek yeni kitle imha silahını çoktan kuşandı.
Artık sadece
uranyum zenginleştirmek değil, veri toplamak da bir savaş sebebi sayılacak.
Bir milyar kullanıcıya ulaşan
Telegram’ın kurucusu Pavel Durov
’un Paris’te gözaltına alınıp sorgulanması ve verileri paylaşma anlaşmasına razı edilmesi gibi.
TikTok’un siyasi baskı ve ekonomik yaptırımlarla Çin’den Amerika’ya el değiştirmesi
de benzer bir kaygıya dayanıyor. Çünkü ne kadar etkili bir silaha dönüşeceğini en iyi Amerika ve İsrail biliyor.
O halde, bundan böyle sadece
uranyum zenginleştirmek değil, veri toplayacak bir dijital platforma sahip olmak da Amerika ve İsrail için savaş sebebi sayılacak.
Amerika, bir kez daha dünyaya nizam verecek kitle imha silahını eline geçirdi.
Bu sefer yanında, kendi güvenliği için her türlü vahşeti hak gören bir İsrail de var.
#ABD
#Trump
#İsrail
#Toplum
#Ersin Çelik