
I-
Rüyamda İstanbul'u gördüm.
Rüyalar sahibinindir ve dahi herkese anlatılmaz öğle öğrendik. Lakin 23 Haziran Perşembe gecesi 24 Haziran Cuma sabahına bağlanırken, rüyamda İstanbul'u gördüm. Hayr olsun. Bir vakit anlatıp anlatmamak konusunda sıkıntı yaşadım. Rüyalar emanettir, emaneti sahibine vermek gerekir. Bekledim. Bekledikçe anlatmam icap ettiğine karar verdim. Rüyamda gördüğüm İstanbul'u kime anlatacağımı bilemedim. Okuyucudan başka kimim var ki dedim başladım yazmaya.
Böyle işte ey okuyucu. Bahsettiğim gece sabaha kavuşurken Sayın Ahmet Davutoğlu'nun “Medeniyetler ve Şehirler” kitabından besmele ile bir bahis seçmiştim. Kitaplarla ilk buluşma eylemim böyle başlar. Besmelemi çeker karşıma çıkan sayfadan okumaya başlarım. Bir vakit okudum. Sonra komşunun sabahın yedisinde başlayacak inşaatı aklıma gelince, uykuya borçlu kalmamak için kitabı yavaşça kapattım.
Gördüğüm rüya işte o vakitten sonradır. Hayırdır inşallah. Dünya bir kule misali üst üste yığılmış. Bendeniz aşağıdan yukarıya doğru bakıyorum. Bütün şehirler o kulenin üstünde yatay kesitler olarak duruyor. Yukarıdaki şehri işaret ediyorlar, işte İstanbul bu diyorlar. Şaşırıyorum. Yedi tepe üstünde kurulu olduğunu bilirdik elbet, amma velakin böyle olduğunu bilmezdik diyorum. İstanbul'un yüksekliğine bir vakit bakıyorum. Bakışım duaya çevrilince kalbim biraz serinliyor sanki. Allah onu bu kadar yükseğe koyduysa korumak kastıyla koymuştur muhakkak diyorum.
Çok uzun bir süreden beri bir kitaba bir rüya görmemiş idim. Hayr olsun.
II-
Küresel dünya, şehir devletlerine mi evrilecek?
İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasının sonuçlarını önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız. (Katolik Avrupa'ya karşı tek başına kalan Almanya'nın hamleleri üçüncü defa dünya siyasetini domine eden bir yol haritası mı sunacak?)
Sayın Ahmet Davutoğlu, uzun uçak yolculuklarında kaleme aldığı; tarihi, şehirler üzerinden okuduğu kitabında, şehirlerin tarihini, doğrusal olarak değil döngüsel olarak okumak gerektiğini söylüyor. Kur'an-ı Kerim'in anlatısı da ibret bahsi için döngüseldir biliyorsunuz.
“Medeniyetler ve Şehirler” kitabı yavaş yavaş okunacak, okunurken paylaşılacak, paylaşılırken bir cümleden yola çıkarak şerh yazılacak kitaplardan.
Şehirlerin, mega kentlerin baskısı altında varlığını yitirdiği 21. Yüzyıl'da, bazı şehirlerin içinde bulunduğu ülkeden bir kaç adım öne geçtiğine tanığız.
İnsanlar şehirleri inşa ediyor, şehirler de mukimlerini.
Bu anlamda her birimiz İstanbul'a çok şey borçluyuz.
İstanbul'u şehir kimliğinden söküp tarihsiz bir kent algısıyla inşa etmeye kalkanları, keşke daha derinlemesine konuşabilmeyi göze alabilsek... Sayın Davutoğlu üstü kapalı bir şekilde Demokrat Parti'nin İstanbul'u yıkışını eleştiriyor:
“Bulvar ve cadde açmak için tarihi dokunun ve camilerin tasfiye edilmesi, kadim kültürün dayandığı mabet merkezli şehir hayatından ve insani sosyal iletişim ağından modernitenin dayandığı bulvar/meydan merkezli araçsal sosyal iletişim ağına geçişi beraberinde getirmiştir. Bu durum mahalle içi ve mahalleler arası mekânsal süreklilik unsurlarını da olumsuz etkilemiştir.”
Camileri ahır olarak kullanan CHP'yi bildiğimiz kadar bulvar açmak için mahalle dokusunu imha eden DP zihniyetini de bilmek zorundayız. Şehrin bağrına bıçak gibi saplanan Gökkafes'e ruhsat verenleri ve dahi “TOKİ modernleşmesini” uzun uzun konuşmak zorundayız.
Kitabın son cümleleri ile ayrılayım huzurunuzdan: “Günümüz küreselleşme sürecinde kadimi gittikçe darlaşan bir alana doğru sıkıştıran ve ona şirk koşan yeni bir Singapur ya da Manhattan tecrübesi, mekânsal ve tarihsel sürekliliğe meydan okumaktır.”
Aramızdan bazıları İstanbul'da Manhattan rüyası görüyordu öyle değil mi?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.