Yazarlar Güveni sarsmak için kayıt dışı göçmenleri kullanıyorlar

Güveni sarsmak için “kayıt dışı göçmenleri” kullanıyorlar

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

İstanbul dünyanın en kalabalık mega kentlerinden biri. Ayrıca dünyanın her yerinden büyük göç alan şehirlerinden de…

Kayıtlı göçmenler ya da geçici koruma altındaki Suriyeli misafirlerin yanı sıra İstanbul’da kayıt dışı yaklaşık 1 milyon göçmen olduğunu öğrenince nevrim döndü.

Kayıt dışı göçmenlerden 300 bininin Suriyeli olduğu tahmin ediliyor. Kayıt dışı Suriyelilerin diğerlerinden bir farkı var. O fark da çoğunun Türkiye’nin diğer başka illerinde kayıtlarının bulunması. O yüzden kayıt dışı görünen bu Suriyeliler diğer göçmenlerden daha az sorunlu. Çünkü izleri sürülebiliyor, takip edilebiliyorlar. Asıl sorunlu kesim ise hiçbir kaydı bulunmayanlar.

Mesela, Afganistan’dan gelenler!

AFGANLILARI İSTANBUL’A ÖZENDİREN AKIL

Afganistan’dan kaçak yollardan gelenler (Yetkililerin ifadesiyle dağlardan taşlardan çıkıp çıkıp gelenler.) İstanbul’da en çok suça karışanlar. Hatta cinayet işliyorlar ve çoğunlukla birbirlerini öldürüyorlar. Bunlar yakalandıklarında sınır dışı ediliyor. Ne var ki fotoğrafını değiştirip, isminin bir harfini değiştirip yeniden bambaşka bir kimlikle Türkiye’ye İstanbul’a geri dönüyor.

Peki Afganistanlıların gelişinde ne zaman artış oldu?Çok ilginçtir Türkiye’deyken istenmeyen adam ilan edilen ve Afganistan’a atanan Amerikan Büyükelçisi John Bass’ın göreve başlamasından hemen sonra.

Bunu öğrenince İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Bass için kurduğu şu cümle aklıma geldi:

“Bizim burada başımıza bela olan bir büyükelçi şimdi ABD’nin Afganistan Büyükelçisi oldu. Orada yine birtakım şeyler karıştırıyor.”

Bass’ı hatırlarsınız hani giderayak, “Türkiye’de 9 aydır DEAŞ, terör eylemi yapmadı. Bunu bize borçlusunuz” gibi laflar gevelemişti. 15 Temmuz darbe ve iç işgal girişimi sırasındaki tutumu nedeniyle ve özellikle Obama’nın son döneminde kendi inisiyatifiyle “vize krizi” çıkartan büyükelçiden söz ediyorum.

İşte o Bass, Kabil’e ulaşır ulaşmaz bir “Proje” olarak Afganlıların İstanbul’a yönelmesinin önünü açmış. Teşvik etmiş. Bunu ben söylemiyorum yetkililerin ağızından birebir duydun.

SORUN “KAYIT DIŞI” YANİ TAKİP EDİLEMEYEN GÖÇMENLER SORUNU

Hal böyle olunca son dönemde İstanbul’da “kayıt dışı göçmen” sorunu yaşanıyor.

Afganlılar bir örnek… Özbekleri, Türkmenleri, Ermenileri, Mısırlıları, Libyalıları… Afrika’nın sahra altından gelenleri de sayabiliriz.

Biz Suriyeli geçici koruma kapsamındaki misafirlerin “görünür” kısmıyla meşgulken Afganistan’dan yüz binler Türkiye’ye ve İstanbul’a akmış durumda. İran’ın rolünü de unutmayalım. Özellikle Iğdır ve Van üzerinden Türkiye’ye gelişlere bırakın durdurmayı, teşvik ediyorlar.

Denebilir ki “Dünyanın bütün metropollerine göçmen ilgisi vardır. İstanbul da onlardan biridir. Neden yadırgıyorsunuz?”

Doğru bir soru. Ama eksik. Zira dünyanın gelişmiş bütün ülkelerinde ve bütün metropollerinden çok hassas bir düzenleme var. Bunun adına ne derseniz deyin. Ben “İskan politikası” diyorum.

Diğer ülkelerde öyle ülkeye elini kolunu sallayarak girmek mümkün değil. Mutlaka bir iskan politikasına tabiler.

Bu kadar hassas davranmalarına rağmen iş bitmiyor. Özellikle Londra, New York gibi şehirlerde -ki İstanbul’dan nüfus olarak daha küçükler- güvenlik, takip ve kontrol üst düzeyde.

EN GÜVENLİ METROPOLLERDEN BİRİ İSTANBUL AMA…

Gerçi günlük 22 milyon insan hareketinin yaşandığı İstanbul, Londra’dan ve New York’tan çok daha güvenli. Bunun nedenlerinin başında 40 bin kadar polis ve bekçinin öz verili çalışması ve bu milletin basiret ve feraseti.

Yine de İstanbul’un güvenlik personeli konusunda yeterli sayıya ulaşması gerekiyor. Her 400 kişiye bir polisin düştüğü İstanbul’da kayıt dışı göçmenleri de hesap edersek oran yükseliyor.

Bütün bunlara rağmen İstanbul birçok metropolden çok daha güvenli.Ne var ki kaçak yollardan İstanbul’a gelinmesini planlayan akıl, aynı zamanda ülkemizin ve İstanbul’un güvenlik zaafı içinde olduğu gibi kara bir propagandayı da devreye sokuyor.

Oysa bu tamamen bir algı. Ve bu algıyı maalesef konvansiyonel ve sosyal medya üzerinden üretiyorlar. Mesela Londra’da işlenen cinayet sayısı İstanbul’dan çok daha fazla.

Ne hikmetse, İstanbul ya da Türkiye güvensiz algısı var.

Bu sorun ile hepimizin mücadele etmesi gerekiyor.

Güvenlik birimlerimiz elinden geleni yapıyor ve İstanbul güvenli bir metropol. Ama öz verinin yanına, teknolojiyi (mesela tüm güvenlik kameralarının entegrasyonu), yeterli personeli ve mutlaka bilinçli vatandaşlığı geliştirmeliyiz.

Hele hele kayıt dışı göçün önüne mutlaka geçmeliyiz.

Ben “Geri Kabul Anlaşması”nın iptal edilmesiyle işe başlanabileceğini düşünüyorum.

Ne dersiniz?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.