İspanya’nın başkenti Madrid’deki tek sinagogda, 31 Mart 1992 günü yaklaşık iki saat süren bir merasim vardı. İspanya Kralı Juan Carlos, eşi Kraliçe Sofia, İsrail Cumhurbaşkanı Hayim Herzog, İspanya Yahudi Cemaati Başkanı Samuel Toledano ve kalabalık bir davetli topluluğunun katıldığı merasim, Yahudilerin İspanya’dan sürgün edildiği meşhur “Elhamra Bildirgesi”nin resmen iptali münasebetiyle düzenleniyordu. 31 Mart 1492’de Kral Ferdinand ve Kraliçe İsabella’nın Müslümanların elinden aldıktan hemen sonra Gırnâta’daki (bugün İspanya’nın Granada şehri) Elhamra Sarayı’nın Elçiler Salonu’nda deklare ettikleri fermanla İspanya Yahudileri (Sefaradlar) dünyanın dört bir tarafına sürgün edilmişti. Tam 500 yıl sonra, bir başka İspanya kral ve kraliçesi, ülkelerinin başkentinde Yahudileri ağırlıyordu.
Yahudi misafirlerine jest olsun diye kafasına beyaz bir kippa takan Kral Juan Carlos, yaptığı konuşmada “Umuyorum ki nefret ve tahammülsüzlük, hiçbir zaman böyle bir sürgünü tahrik etmesin. Hep birlikte, karşılıklı saygı içinde zengin ve müreffeh İspanya’yı inşa edelim. Benim tutkulu dileğim ve duam bu. ‘Yahudiler kendilerini evlerinde gibi hissetsin’ demiyorum çünkü zaten evinizdesiniz. Herkes için barış olsun. Şalom!” ifadelerini kullanırken, İsrail Cumhurbaşkanı Hayim Herzog -bugünkü mevcut Cumhurbaşkanı Yitzhak Herzog’un babası- şöyle konuştu: “Bugün benim ziyaretimle, halkımızın tarihindeki en acı dolu süreçlerden biri resmen sona eriyor. Bugün, bir dönem kapanıyor.”
1869’a kadar herhangi bir Yahudi’nin yaşamasının veya sosyal hayatta görünürlük kazanmasının resmen yasak olduğu İspanya’da, sonraki süreçte Yahudiler yavaş yavaş geri dönmeye başladı. İsrail’in kuruluşuyla birlikte, 1950’lerin ortalarından itibaren geniş kitleler halindeki Sefaradlar, “köklerini aramak üzere” İspanya’nın farklı şehirlerine yerleştiler. Yukarıda sözünü ettiğim merasimin düzenlendiği sırada, İspanya’da 15 bin dolayında Yahudi yaşıyordu. Bu rakam sonraki yıllarda astronomik biçimde arttı, çünkü:
İspanya hükümeti 2015 yılında aldığı bir kararla, 1492’de ülkeden sürgün edilen Sefarad Yahudilerinin torunlarına vatandaşlık verileceğini duyurdu. Başvurular 2019’un ekimine kadar devam etti. Yaklaşık dört yıllık süre içinde 130 binden fazla Yahudi’nin İspanya vatandaşlığına geçtiği biliniyor. Üstelik bu yeni Yahudi İspanyolların ülkede yaşama veya ikamet şartı da bulunmuyor.
İsrail hükümeti ve onun arkasındaki Siyonist Hareket, uzun yıllardır sürdürdüğü yoğun diplomatik telkinlerin -hatta baskıların- neticesinde, Holokost sonrası Almanya’yı esir aldığı çapta olmasa da İspanya’yı da mazisi üzerinden mahkûm etmeyi başardı böylece.
Derken, bir sosyalist Başbakan -Pedro Sanchez- çıktı, İsrail’in Filistinlilere on yıllardır reva gördüğü baskı ve zulümleri dünya çapında ses getirecek biçimde reddetmeye başladı. Aslında bu, İspanya’nın İsrail’in kendisini içine sıkıştırdığı kafesten çıkış teşebbüsüydü. İsrail’in işgal faaliyetlerini eleştirmeyi Yahudi düşmanlığıyla eşitleyen, böylece ülkeleri geçmişlerine hapsetmeyi adet haline getiren Siyonistler, İspanya’nın gösterdiği direniş karşısında hem şaşırdılar hem de paniğe kapıldılar.
Geçtiğimiz hafta “İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı” Sebte’de (Ceuta) yaşanan “mülteci akını”nı bu arka plan eşliğinde okuyunuz. Fas Krallığı’yla İsrail arasındaki yakınlığın “stratejik ortaklık” düzeyinde olduğu da malum. Hadisenin diğer küçük detayları, bu büyük resim karşısında anlamsız. İspanya’ya Sebte üzerinden kurulan bir kumpası izledik.
Fakat… Bir Müslüman olarak ben bu manzarayı seyrederken iki noktaya bilhassa takıldım:
Benim gencecik çocuklarım nerden kaçıp, nereye koşuyordu? Arkalarında neyi bırakıp, hangi hedefe doğru kucaklarını ve kalplerini açıyordu? Doğrusu, cevapları içimi acıtan sorular bunlar.
İkinci olarak da Sebte niçin “İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı”? İspanya Başbakanı’nı İsrail işgaline karşı sergilediği yürekli tavır için alkışlarken, kendi ülkesinin vahşi sömürgecilik mirasıyla da yüzleşmesini beklemek hakkımız. Ama, sosyalist kimliğine rağmen, parçası olduğu ve taşıdığı “Avrupalı zihin yapısı” buna müsaade eder mi, bilinmez.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.