Soru çalarak devlete sızan bir örgüt, 2 yıl önce “yolsuzluk yapılıyor” diye darbe yapmaya kalkışmıştı. Daha sonra adına “Paralel Devlet Yapılanması” (PDY), “Fetullahçı Terör Örgütü” (FETÖ), “Paralel İstihbarat Çetesi” gibi isimlerin verildiği bu örgütle ilgili ilk tanımlamayı Can Dündar yapmış. Dündar, 17 Aralık'tan tam 14 gün önce 3 Aralık 2013'te
“Amerikan rüzgârı bu, belli mi olur; gün gelir esintiyi Pensilvanya'dan yana döndürür, Ankara'da ampulleri söndürür”
ifadelerini kullanmıştı.
Can Dündar'ın yazısına döneceğim ama önce şu soru çalma olayını iyi analiz etmemiz gerekir.
Sorular bir sınavı kazanmak ya da bir kamu görevine yerleşmek için çalınmadı. Soruların çalınması basit bir hırsızlık ya da kopya çekme olayı değil. Anadolu çocuklarının sadece üniversite okuma hakkı ya da devlet kurumlarına yerleşme hakkı çalınmadı. Çalıntı sorularla o makamlara gelenler, milletin istikbalini de çaldı.
Çalıntı sorularla polis, asker, hakim, savcı, mühendis, öğretmen, doktor, müfettiş, avukat, gazeteci vs olanlar, görevleri boyunca bu örgüte
etmek mecburiyetinde.
derken öyle yararlı işler yapmak değil tabi.
için her türlü tezgah ve kumpası kuracaksın.
Diyelim ki Cemaatin istemediği bir kişinin önemli bir göreve atanma ihtimali var. Hemen onun sicilini bozacak, yargılanmasını sağlayacaksın.
Diyelim ki bir işadamı çok kazanmaya başladı ama size verdiği himmeti artırmıyor. Hemen sahte isimle dinlemeye alacaksın. Müfettişleri göndereceksin, dosyayı hazırlayacaksın. “Ya himmet ya zillet” diyeceksin.
Diyelim ki üst düzey bir bürokrat
istediğiniz işi yapmıyor.
kız göndereceksiniz. Olmadı mı,
o zaman tape ekibini harekete geçirip
,
montaj marifetiyle hazırladığın dosyayı gece masasına koyacaksın.
Diyelim ki büyük bir ihale var. Hemen tüm ilgilileri sahte isimle dinlemeye alacaksın. Daha iyi teklif değil, daha fazla himmet verenin ihaleyi almasını sağlayacaksın.
Diyelim ki Cemaat bir bölgede öğrenci bulmakta zorluk çekiyor. Hemen bir uyuşturucu ve kötü alışkanlıklar paneli düzenleyip, “Çocuklarınızı Cemaatin okullarına vermezseniz, kötü yollara düşer” algısını ailelerin kafasına iyice yerleştireceksin.
Diyelim ki Cemaatin medya kuruluşlarında yetişen bir gazeteci görevli olarak başka medya kuruluşlarına transfer oldu. Yasa dışı dinlemelerle elde ettiğiniz gizli bilgileri bu gazeteci ile paylaşacaksınız ki bu arkadaşımızın ne kadar başarılı bir gazeteci olduğunu cümle alem görecek.
Kısaca Cemaatin çaldığı sorularla bir göreve gelmişsen, kanun ve amirlerinin söyledikleriyle değil, 'abi'lerinin emri ile hareket edeceksin.
Evet, Türkiye'de iki yıldır yolsuzluk ve rüşvet yaygarası koparanlar, işte bu çalıntı sorularla makam ve mevki edinenlerdir.
Yazının başında atıfta bulunduğum Can Dündar'a dönelim. Dündar, “Siyasette Nasıl Geldiysen Öyle Gidersin” başlıklı yazısında Mehmet Baransu'ya göndermede bulunarak,
“Diyelim ki bir bavul dosyanın depremiyle iktidara geldiniz. O dosyalar olmasa, yine hükümet olmuştunuz belki ama iktidar olamazdınız. Bir bavul dosya, önünüzdeki en büyük engeli temizledi.
İşte öyle koltuğa oturduysanız, -bu meşhur Ankara atasözüne göre- yine bir bavul evrakla koltuktan düşersiniz” demişti.
Cemaatin darbe girişimi için kullanacağı bavulun haberini 14 gün önce veren Dündar'ın daha çarpıcı ifşaatı da vardı. Yazısında AK Parti'nin Washington'ın desteğiyle iktidara geldiğini iddia eden Dündar, “
O rüzgârla uçmayı kabul ettiğinizde, aynı rüzgârla alabora olmayı da kabullenmişsiniz demektir. Amerikan rüzgârı bu, belli mi olur; gün gelir esintiyi Pensilvanya'dan yana döndürür, Ankara'da ampulleri söndürür.
Şimdilerde Ankara'da çok etkili bir Batılı büyükelçinin, bir eski siyasetçiye 'Türkiye'de yakında tarih değişecek, hazırlıklı olun' dediği konuşuluyor” ifadelerine yer verdi.
Dündar'ın iddialarının bir kısmı doğru çıktı. Cemaat bir bavulla ve arkasına uluslararası karanlık odakların rüzgarını alarak AK Parti'ye saldırdı. Ama Dündar'ın iddiasının aksine milletin rüzgarıyla “
” Tayyip Erdoğan bu saldırıyı bertaraf etti.
Can Dündar'ın eline barikat bavulunu verenler, Dündar'ı gönderdi Silivri'ye. Kendileri bavullarını alıp gittiler Berlin'e…
*
17 Aralık Hazreti Mevlana'nın vuslat yıldönümü. Gülen örgütünün darbe girişimini 17 Aralık'ta yapmış olması tesadüf mü, kasıtlı mı bilmiyoruz. İki yıldır vuslat yıldönümünde Mevlana'dan çok bu darbe girişimini konuşuyoruz.
Halbuki Hz. Mevlana'nın Mesnevi'de anlattığı Yahudi Kralı ve Hilekar Veziri hikayesini iyi okuyup anlasaydık belki böyle bir yapıyı çok daha önceden fark edebilirdik…