Fetullah Gülen'in gayreti kısa geldi

23:3519/04/2015, Pazar
G: 13/09/2019, Cuma
Hüseyin Likoğlu

Gülen Cemaatinin Gezi olaylarında parmağı var mı yok mu aylardır tartışılıyor. Gezi olaylarının yaşandığı dönemde paralel yapının medyasına bakılırsa yokmuş gibi bir algı oluşuyor. Hatta camide içki haberini ilk yapan paralel ajans CİHAN idi. Daha sonra STV muhabiri camiye giderek tüm ayrıntıları anlattı. Cemaatin Gezi ile ilgisi Fetullah Gülen'in 'kulak çekme' adını verdiği 319. Nağmesi'nde gizli. Gülen, Gezi'de çadırların yakıldığı, polis şiddetinin had safhaya ulaştığı 31 Mayıs 2013 tarihli Nağmesi'nde

Gülen Cemaatinin Gezi olaylarında parmağı var mı yok mu aylardır tartışılıyor. Gezi olaylarının yaşandığı dönemde paralel yapının medyasına bakılırsa yokmuş gibi bir algı oluşuyor. Hatta camide içki haberini ilk yapan paralel ajans CİHAN idi. Daha sonra STV muhabiri camiye giderek tüm ayrıntıları anlattı. Cemaatin Gezi ile ilgisi Fetullah Gülen'in 'kulak çekme' adını verdiği 319. Nağmesi'nde gizli. Gülen, Gezi'de çadırların yakıldığı, polis şiddetinin had safhaya ulaştığı 31 Mayıs 2013 tarihli Nağmesi'nde şu menkıbeye yer vermiş:

“Bir deve kervanı yola koyulmuş. Giderken fakir bir derviş önlerine çıkar ve kervancıbaşına kendisini de aralarına almaları ricasında bulunur. Kervancıbaşı adamcağızın isteğini kabul eder… Bir zaman sonra haramiler kervana saldırır… Eşkıyânın reisi, dervişe de malı olup olmadığını sorar. Hak dostu, “Benim hiç param yok, ama kervancıbaşının bürümcek bir gömleği vardı, onu almayı unutmuşsunuz” der. Haramîler hemen koşar, kervancıbaşının heybesini yeniden arar ve pek değerli gömleğine de el koyarlar… Kervancıbaşının gönlü çok kırılır. Öyle ya; onca iyiliğine mukabil maruz kaldığı tavır kolay kolay kabul edilebilecek cinsten değildir… Çaresiz bir halde bekleşirlerken devletin askerleri çıkagelir ve haramilerin hepsi derdest edilir. Nihayet, gasbedilen mallar sahiplerine geri verilir. İşte o zaman kervancıbaşı dervişe yaklaşır ve der ki, “Baba aşkolsun! Ben sana o kadar iyilik yaptım, sen de tuttun, benim biricik gömleğimi de şakîlere haber verdin”. Hak dostunun cevabı düşündürücüdür: “Oğul, niyetim sana kötülük yapmak değildi; bu haramiler halka o kadar gadretmişlerdi ki, baktım zulümlerinin gayretullaha dokunmasına dört parmak kalmış… Senin gömleğinin işte o dört parmak yerine geçmesiydi muradım.”

Paralelci polislerin Gezi olaylarında sergilediği tavra bakılırsa olayların daha da büyümesini isteyen bir el vardı sanki. Acaba Fetullah Gülen, menkıbedeki gibi şiddeti arttırıp Tayyip Erdoğan'ı düşürmek istemiş olabilir mi? Yani Gülen, dört parmağı tamamlama emri verdi mi?

Muhalefetin iki çılgın projesi

Seçimler yaklaştıkça siyasi partilerin seçim vaatleri ve stratejileri de netleşmeye başladı. AK Parti geçen hafta Çarşamba günü seçim beyannamesini ve Türkiye Sözleşmesi'ni açıkladı. CHP de dün beyannamesini paylaştı. HDP ve MHP ise önümüzdeki günlerde beyannamelerini açıklayacak. CHP başta olmak üzere muhalefetin vaatleri, taahhütleri havada uçuşuyor. Ancak muhalefetin iki çılgın projesi var. Tayyip Erdoğan düşmanlığı ve CHP-MHP-HDP koalisyonu. Gerçekten de çok çılgın iki proje. DHKP-C, savcımızı şehit ediyor, bunlar DHKP-C'nin yanında saf tutuyor. PKK Ağrı'da askere saldırıyor. Hemen PKK'nın yanında yer alıyorlar. Esed, İran, İsrail, Mısır'ı söylemeye gerek yok. Kim Erdoğan'a düşmansa ona dost oluyorlar. Düşünün paralel yapısı, namı diğer FETÖ, bütün iddialarını Erdoğan'ın İrancılığı üzerine kurmuşlardı. İran ABD ile nükleer konusunda anlaştı. Hemen hepsi İrancı oldu. Daha da önemlisi 1994 yılında Refah Partisi yerel seçimlerde büyük başarı gösterince sokağa dökülüp mollalar İran'a diye bağıranlar da İrancı oldu ya, sözün bittiği yere geldik. Anlayacağınız muhalefet partilerinin Tayyip Erdoğan düşmanlığı karşısında yapmayacakları çılgınlık yok.

Her ne kadar sadece Kemal Kılıçdaroğlu açıkça dile getirse de muhalefetin ikinci çılgın projesi CHP-MHP-HDP koalisyonu. Kılıçdaroğlu her iki parti ile koalisyon yapabileceklerini dile getirirken de koalisyonun çok kötü bir şey olmadığını ifade etmeyi de ihmal etmiyor. Hiçbir araştırma yapmadan hatta Google'a dahi sormadan yazıyorum. Koalisyon denince akla ilk gelenler: 1980 öncesi koalisyon ülkeyi darbeye sürükledi. Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda uzlaşamayan siyasi partiler ülkeyi uçurumun kenarına getirdi ve durumu fırsata dönüştüren Kenan Evren yönetime el koydu. 90'lı yıllardaki koalisyonlara gelince Türkiye'nin en karanlık dönemi diyebiliriz. Uğur Mumcu cinayeti, Sivas olayları, yüzlerce faili meçhul, 5 Nisan kararları sonrası çıkagelen ekonomik kriz, 28 Şubat, Türk Bank skandalı, bankaların hortumlanması, anayasa kitapçığının fırlatılması, bir gecede yüzde elli fakirleşme, deprem yardımları olmasaydı memurun emeklinin maaşını ödeyememe raddesine gelinmesi. Bunlar akla ilk gelenler. Evet muhalefetimiz böylesine çıldırmış ancak millet bu çılgınlığa hazır mı, 7 Haziran'da göreceğiz.

Vaatlere bakılırsa Haydar Baş

Bir büyüğüm aradı. Hal hatırdan sonra seçimlerde kime oy vereceğini netleştirmek için tavsiyemi sordu. 'Ne oldu' dedim. 'Kılıçdaroğlu'nun acayip vaatleri var' dedi. Emekliye ikramiyeyi anlattı, mazotun 1.5 lira olacağını söyledi. Asgari ücreti anlattı. Ben de 'Sen kararını vermişsin kafa karışıklığı yok. Niye bana soruyorsun' dedim. 'Ama vaatlere bakılırsa Haydar Baş da var' dedi. Anlayacağınız Kılıçdaroğlu'nun tek rakibi Haydar Baş. Malum Cem Uzan artık yok.
#Fethullah Gülen
#paralel
#seçim 2015
#AK Parti
#Erdoğan
#Haydar Baş