Türkmenleri bombalamak için Türkiye'nin hava sahasını ihlal eden ve tüm uyarılara rağmen ihlalini sürdüren Rus savaş uçağının Türk F 16'ları tarafından düşürülmesiyle başlayan krizi fırsat bilen İsrail, Türkiye ile arasında uzun zamandır devam eden görüşmeleri basına sızdırdı.
İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin düzelme ihtimali en çok Gülen cemaatini endişelendirdi. Adamların verdiği tepkiyi görünce Filistin sevgisinden kırıldıklarını sanırsınız. İsrail'i otorite kabul eden bu Cemaat'e ne oldu da Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzelme ihtimalinden bu kadar endişe ettiler.
Başka bir deyişle Fethullah
Gülen'in çocukluk arkadaşı Süleyman
Müftigil'in çok sevdiği Güney'deki ülke ile ilişkilerin düzelme ihtimali niye bu kadar korkuttu bu Güney Muhiplerini?
Yoksa Güney'deki ülke İsrail değil de Kabe'nin bulunduğu Suudi Arabistan mı?
Endişelerinin sebebi, Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak için gece yarıları teheccüd namazı kılıp, hacet duası ettikleri Putin'in hamlesinin boşa çıkmasıdır. Yoksa İsrail sevgisinde herhangi bir azalma yok. Gerçi Gülen'in birkaç hafta önce
gizli Yahudiler olarak bilinen Pakrudinlere
beddua etmiş olması kafamı karıştırmıyor değil. Yoksa FETÖ İsrail ile görüşmeleri de mi dinlemiş?
Kurtuluş Savaşı yıllarında Milli Mücadelemizi sekteye uğratmak için İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurulmuştu. İkinci kurtuluş mücadelesi verdiğimiz son birkaç yıldır karşımızda Güney Muhipleri Cemaatinin yer alması, tarih tekerrürünün en açık göstergesi. Türkiye'yi akamete uğratmak için önce İsrail'in istemediği MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a savaş açtılar. Sonra Çözüm Süreci'ni baltalamak için Oslo başta olmak üzere her türlü sabotajı yaptılar. Sonra İran ajanlığını icat ettiler. Son olarak da Putin'in ipine sarılmış durumdalar. Putin'den çok umutlular. Türkiye'nin köşeye sıkıştığını düşünüyorlar. İsrail ile ilişkilerin düzelmesinden bundan dolayı çok endişeliler.
Kaderin cilvesi diye bir tabir vardır. Gülen örgütü tam da bunu yaşıyor. “Çözüm Süreci'ni bitirmek için hükümet ile PKK işbirliği yapıyor” dediler, şimdi kendileri terör örgütü ile iş tutuyor. İran ile muta iftirası attılar, şimdi kendileri Suriye'de İran ile muta kıydı. Dünyada okullarını CIA ajanlığı gerekçesiyle kapatan ilk ülke Rusya idi, şimdi Putin'nin
için gece teheccüde kalkıyorlar. Eğer İsrail ile ilişkiler düzelirse korkarım Gülen'in tansiyonunu bu kez ceket de kurtaramayacak.
Not: İsrail ile görüşmeler konusunda Gülenistler hariç kimsenin endişesi olmasın. Türkiye, Filistin ve Gazze'nin aleyhinde herhangi bir anlaşmaya imza atmayacak.
Bu konsolos İnkılap dersini astı mı!
CHP'nin diplomat kökenli milletvekili, yani eski Musul Başkonsolosu, bir başka deyişle IŞİD'in rehin aldığı Öztürk Yılmaz, Meclis'te yaptığı konuşmada “Niye Musul'da asker bulunduruyoruz” diye sormuş. Bu sorunun cevabı için Türk Hariciyesi'nde diplomat olmaya gerek yok. Eğer ortaokulda İnkılap Tarihi dersini asmamışsanız bu sorunun cevabını bilirsiniz. Biz bu sorunun cevabını bilmeyen ya da böyle bir soruyu sorabilecek bir kişiyi Musul'a Başkonsolos yapmışız ne yazık ki.
Şii milis ağzıyla çok daha farklı sorular soran Öztürk Yılmaz'ın sorularını merak edenler Meclis tutanaklarına bakabilir. Madem sayın CHP'li Başkonsolos soru faslını açtı, bizim de birkaç sorumuz var:
IŞİD Toyota pikaplarla Musul'a doğru ilerlerken, Irak ordusunun askerleri zırhlı silahlarını bırakıp kaçarken, Musul Valisi Nuceyfi şehri terk ederken, kendisi 48 Başkonsolosluk personel ve ailelerinin canını neden tehlikeye attı?
Ankara'nın ısrarlı çağrıları karşısında durumu niye tam olarak bildirmedi? İşin ciddiyetini mi öngöremedi yoksa Türkiye'ye kurulan IŞİD kumpasının bir parçası mıydı?
Evet, IŞİD'in Musul'u işgaline göz yumulmasının bir sebebi de Ortadoğu'da kartlar yeniden karılırken, Türkiye'nin elini kolunu bağlamaktı. 101 günlük esaret döneminde Ortadoğu'da birileri film çevirirken, biz Öztürk Yılmaz'ın öngörüsüzlüğü yüzünden seyretmek mecburiyetinde kaldık.
Irak ordusu sizce korktuğu için mi pikapla gelen IŞİD'den kaçtı. Tabii ki hayır. Şii milis gücüne dönüşen Irak ordusu, “
Musul Sünnilerin olacağına IŞİD'in olsun
” diye düşündüğü için zırhlı silahlarını bırakıp kaçtı. Tıpkı bizdeki “
Edirne'ye Enver gireceğine Bulgarlar girsin
” diyen zihniyet gibi.
Şimdi Türkiye'nin eğittiği Peşmerge ve Musul güçleri IŞİD'i Musul'dan söküp atma ihtimali belirdiği için Türk askerinin Başika'daki varlığı birilerini rahatsız etti. IŞİD sayesinde Musul'un demografik yapısını değiştirmeyi hayal eden Şii milis ruhluların Türk askerinden rahatsızlığını anlıyoruz da Türkiye'de anamuhalefet partili bir milletvekili, üstelik Musul'da Başkonsolosluk yapan bir kişi bundan niye rahatsız oluyor bunu anlamakta güçlük çekiyoruz.
Sizi Meclis tutanağına havale etmiştim ama konuşmada geçen iki çarpıcı cümleye dikkatinizi çekmek istiyorum. Sayın Başkonsolos diyor ki
“Bütün Sünni aşiretleri Türkiye'ye davet ettik… Yediler, içtiler, konuştular, planlar yaptılar, 11 Haziran 2014'te Ebu Bekir Bağdadi'ye biat ettiler.”
Bu çok önemli bir cümle. Aynı zamanda bir itiraf. Türk askeri Musul'un geri alınması için kimi eğitiyor. Türkiye'ye gelen bu aşiretin mensupları olmasın. Madem biat ettiler, niye o zaman IŞİD'i Musul'dan temizlemek için Türk askerinden eğitim alıyorlar. Bunlar biat etmeyenler ise o zaman niye bunları Türk askerinin eğitmesinden rahatsız oluyorsunuz. Irak, İran, Rusya hatta diğer uluslararası güçler IŞİD'i temizlerken Musul'daki Sünni aşiretleri de yok edecek ve Musul'u Şiilere teslim edecekler. Öztürk Yılmaz da “Yediler içtiler Bağdadi'ye biat ettiler” cümlesi ile Musul'un asıl sahibi Sünni aşiretleri hedef göstererek, “katli vaciptir” fetvası veriyor.
NOT: Öztürk Yılmaz, AK Parti sıralarına dönerek, “Sizin terör örgütü olarak gördüğünüz PYD” diyor. Sahi CHP, PYD'yi ne olarak görüyor….