Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Katar'da “Bugün Ortadoğu'da yaşanan sorunun temelinde esasen Filistin sorunu yatmaktadır. Kendi öz yurtlarında vatansız, topraksız bırakılmış bu kardeşlerimizle ilgili bu adaletsizlik mutlaka giderilmelidir” ifadelerini kullandığı gün Filistin'deydik.
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hasan Kamil Yılmaz'ın başkanlığında bir heyetle geçen hafta 4 günlüğüne Filistin'e gittik. Ziyaretin amacı Türk Diyanet Vakfı'nın İsrail tarafından bombalanan Gazze camilerinin yeniden inşası için yapılan temel atma töreniydi.
Salı sabahı İstanbul'dan Tel Aviv'e uçtuk. Heyette herkesin merakı İsrail'e girişte nasıl karşılanacağımızdı. En başta söyleyeyim, gerek İsrail'e girişte gerek Gazze'ye geçişte ve Gazze'den tekrar İsrail'e geçişte en küçük bir sorun yaşamadık. Bu durum hem bizde hem de diplomatik çevrelerde şaşkınlık yarattı. Biraz kurcaladım nedenini, Türkiye ile İsrail arasında devam eden görüşmelerin pozitif bir yansıması olduğu sonucuna ulaştım. İsrail ile Türkiye arasında çok üst düzey görüşmelerin yapıldığı ve sonuca yaklaşılmak üzere olduğu bilgisine bu vesileyle ulaşmış oldum. Şimdi ilk kez gitme imkanı bulduğum Kudüs ve Gazze ile ilgili izlenimlerime geçebilirim.
19 Aralık 2000 yılındaki “Hayata Dönüş” operasyonu sırasında İstanbul Bayrampaşa Cezaevi önünde bekleyen gazeteciler arasındaydım. Operasyon bitince gazetecileri içeri aldılar. İlk kez bir cezaevine o zaman girmiştim. Erez sınır kapısından Gazze'ye geçerken aynı hisleri yaşadım. Biri kapanmadan diğeri açılmayan demir parmaklıklı döner kapılardan geçerek Gazze tarafına vardık. Gazze tam bir açık cezaevi. İsrail'in bilgisi olmaksızın Gazze'ye bir toplu iğne dahi girmiyor. Tabi Mısır'ın diktatörü Sisi'nin, rol çalmak için zaman zaman Refah sınır kapısını açtığı oluyor. Mesela biz Gazze'ye geçtiğimiz günün ertesinde Mısır 1,5 günlüğüne kapıları açmış.
İsrail, Gazze'yi sadece ablukaya almamış. Aynı zamanda Gazze'de yaşamı daha da zorlaştırmak için her türlü yönteme başvuruyor. Son saldırılarla fabrikaları, atölyeleri, camileri, yolları yerle bir eden İsrail, Gazzelilerin tek yaşam kaynağı olan tarımsal faaliyetleri ve balıkçılığı da hedef almış durumda. Gazzeli balıkçıları 5 mille sınırlayan İsrail, zaman zaman tarlalarda çalışan insanları da taciz ateşiyle tehdit ediyor.
Hava kararınca denizin ortasında sürekli yanan iki ışık gördüm. Önce balıkçı sandım. Sabit olduğunu anlayınca sordum. Doğalgaz kuyusuymuş. Gazze'nin burnunun dibindeki gazı İsrail çıkarıyormuş. Gazze yardımlarla ayakta duruyor. Tabi İsrail ne kadarına izin verirse.
Gazze ile ilgili söylenecek çok şey var ancak Kudüs'te son zamanlarda dikkat çekici olaylar yaşanıyor. Bazı İsrail polislerinin bıçaklandığı olaydan sonra İsrail infaz politikası başlatmış. Bıçak taşıdıkları gerekçesiyle çok sayıda genç infaz ediliyor. İnfaz edilen gençlerin ailelerinin evleri yıkılıyor. Aileler bölgeden sürülüyor. Filistinlilere göre, İsrail bu yöntemle Kudüs'te yeni bir tezgah peşinde.
İsrail, Kudüs'te demografik yapıyı değiştirmek için akıl almaz yöntemlere başvuruyor. Fahiş miktarlarla Müslümanların gayrimenkullerini almaya çalışan İsrail, bu teklife yanaşmayan Müslümanlara çeşitli baskılar ve sınırlamalar uyguluyor. Kudüs'te imar, tapu dahil tüm devlet işleri İsrail'in elinde. Sahte tapu belgeleri ile de vefat eden Müslümanların mülklerine el konuluyor.
Filistin'de Türk olmak bambaşka bir duygu. Türk olduğunuzu öğrenen herkes inanılmaz bir sevgi gösteriyor. Türkiye'den beklentiler çok yüksek. Çünkü Türkiye bu zamana kadar ne söylemişse yapmış. Dolayısıyla Türkiye'nin her adımı ilgiyle takip ediliyor.
Türkiye Diyanet Vakfı, Gazze'de 9 caminin yapımını üstlendi. Ancak Gazze'de yıkılan cami sayısı 110. TİKA inanılmaz işler yapıyor. Gazze'nin her yerinde Türk Bayrağı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın resimleri var.
YAHUDİLER PARAYI NİÇİN ÇOK SEVİYOR
Yahudilerin parayı çok sevdiğini tüm dünya biliyor ancak parayı niye bu kadar çok sevdiklerini Kudüs'te öğrendim. Sanıldığının aksine Yahudiler parayı bu dünya için değil, öteki dünya için çok seviyorlarmış. Mescid-i Aksa'nın tam karşısında Zeytin Dağı var. Dağın yamacında bulunan Yahudi mezarlığında bir mezar yeri 500 bin ila 1 milyon dolar arasında değişiyor. Musevi inanışına göre, Sırat Köprüsü'nün bir ayağı bu dağda kurulacak. Bu mezarlıkta yatan Yahudiler, Hz. Zekeriya ile Sırat Köprüsü'nü geçerek cennete gidecek. Anlayacağınız Yahudiler ahiret için para biriktiriyor…